Showing posts with label 2009. Show all posts
Showing posts with label 2009. Show all posts

Sunday, February 28, 2010

Son 10 yılın en iyi 50 filmi Altyazı da

İSTANBUL - Aylık Sinema Dergisi Altyazı'nın Şubat sayısının kapağında, Jane Campion’ın İngiliz Şair John Keats’in hayatının son demlerinde yaşadığı aşka odaklandığı ve Keats’in şiirlerinin dokusunu perdeye taşıdığı filmi 'Parlak Yıldız/ Bright Star' yer alıyor.
Şubat ayında vizyonda olması planlanan Parlak Yıldız, derginin Şubat sayısının ana dosya konusu için de önemli bir yere sahip.
2000'LERİN EN İYİLERİ2000’lerin 'En İyi 50 Film'inin seçildiği ve Mulholland Çıkmazı, Aşk Zamanı, Beyaz Bant ve Parlak Yıldız gibi filmlerin yer aldığı bu dosyada Altyazı yazarları, "2000’ler sineması hangi filmler olmasa bizim için tüm anlamını yitirirdi?" sorusuna yanıt arıyorlar ve seçilen filmleri bu gözle yeniden hatırlayıp, bu filmlerde neyin bizi sinemaya daha çok bağladığını, sinemaya olan inancımızı neyin tazelediğini sorguluyorlar.
2009'UN EN İYİLERİDergideki bir diğer geriye dönük değerlendirme dosyası ise geçtiğimiz yıl beyazperdede iz bırakanları masaya yatırıyor. Sinema yazarlarının 'İlk On' listelerinin yer aldığı ve seçilen 'En İyi On' filmin her sene olduğu gibi yine Altyazı yazarları tarafından kaleme alındığı bu 2009 değerlendirmesinde, 2009’da vizyonda öne çıkan Açlık, Hayat Var, Soysuzlar Çetesi ve Şampiyon gibi filmler hatırlanıyor.
Altyazı’nın 92. sayısının diğer iki dosya konusunu ise Aralık ayında kaybettiğimiz usta Yönetmen Zeki Ökten ve sinemaseverlerin Şubat ayını iple çekmesini sağlayan !f İstanbul oluşturuyor.
ZEKİ ÖKTEN ANISINA...Zeki Ökten’in anısına hazırlanan dosya, birçok farklı türde filme imza atan yönetmenin sinemasındaki ortak temaları değerlendiren bir incelemenin yanı sıra, Ökten’in Sürü, Pehlivan, Düşman gibi belli başlı işleri hakkında kaleme alınmış yazılardan oluşuyor.
!f İstanbul için hazırlanan özel bölümde ise, festivalin 'Erkeklik Halleri' ve 'Kürt Filmleri' gibi seçkileri değerlendiriliyor ve zengin Festival programında öne çıkan filmler vurgulanıyor. Bu sene !f İstanbul kapsamında Altyazı işbirliğiyle gösterilecek olan Ben Küba (Soy Cuba) ise derginin 'İkinci El' köşesinde geniş olarak inceleniyor. Mikhail Kalatozov’un 1694 yılında çektiği ve döneminin çok ötesinde bir estetiğe sahip olan, Devrimci bir sinema dili arayışındaki Ben Küba, !f İstanbul esnasında, 19 Şubat Cuma günü saat 17.00’de Festival Merkezi: The Hall’da tüm sinemaseverlere açık olan bir tartışmayla Altyazı yazarlarınca masaya yatırılacak ve böylece Ben Küba incelemesi derginin sayfalarının dışına taşıp okuyucularla buluşacak.
'AVATAR' TARTIŞILIYORAltyazı’nın artık gelenekselleşen 'Yuvarlak Masa Tartışmaları'nın bu ayki konuğu ise James Cameron'ın son birkaç aydır tüm dünyada sinema gündemini meşgul eden filmi Avatar oluyor. Avatar, teknolojiyle ve sanal gerçeklikle olan ilişkisiyle, çok farklı okumalara imkân veren ideolojik boyutuyla ve içerdiği temsil biçimleriyle oldukça hararetli bir tartışmaya konu oluyor.
Son 10 yılın en iyi 50 filmi Altyazı'da

Portakal ı kazandılar ama paralarını alamadılar

ANTALYA - Antalya Altın Portakal Film Festivali Genel Koordinatörü Göksel Kumsal, 10-17 Ekim 2009'da düzenlenen 46. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde para ödüllerinin sahiplerine verilmesinde bürokratik işlemler yüzünden gecikme yaşandığını belirterek, ödemelerin 5 Şubatta yapılacağını bildirdi.
Kumsal, Antalya Büyükşehir Belediyesinin desteğiyle Antalya Kültür Sanat Vakfınca (AKSAV) 10-17 Ekim 2009'da düzenlenen 46. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde ödül alan sinemacılara verileceği açıklanan toplam 600 bin TL'lik ödülün sahiplerine ödenmediği iddialarıyla ilgili olarak, bürokratik işlemler nedeniyle, ödül alan filmlerin sahiplerine ödeme yapılmasında gecikildiğini söyledi.
Portakal'ı kazandılar ama paralarını alamadılar

Thursday, December 31, 2009

2009 un en iyi filmleri

2009 sona erdi... NTV Sinema jürisi de yılın en iyi filmleri seçti.

James Cameron, Michael Mann, David Fincher, Quentin Tarantino gibi usta yönetmenlerin son filmlerinin yanı sıra festivalleri dolaşan birçok ödüllü yapımın da gösterime girdiği 2009'un en iyi filmi NTV jürisinin oylarıyla Steve McQueen'in yönettiği ve IRA üyesi Bobby Sands’in insanlık dışı muamelelere maruz kalışını konu alan 'Açlık' oldu.

İşte 10'dan geriye doğru 2009'un en iyi filmleri:

10- Halk Düşmanları (Michael Mann)

9- Milk (Gus Van Sant)



8- Soysuzlar Çetesi (Quentin Tarantino)



7- Milyoner (Danny Boyle)



6- Avatar (James Cameron)



5- Ölümcül Tuzak (Kathryn Bigelow)

4- İki Dil Bir Bavul (Özgür Doğan ve Orhan Eskiköy)



3- Hayat Var (Reha Erdem)



2- Teldeki Adam (James Marsh)



1- Açlık (Steve McQueen)



Jüri: Sevin Okyay, NTV Yayınları, Radikal Emrah Kolukısa, NTV Yekta Kopan, NTV Kutlukhan Kutlu, Sinema, CNBC-e Dergi-Film Hasan Cömert, ntvmsnbc Ali Abaday, ntvmsnbc Selin Gürel, CNBC-e Dergi Fazilet Onat, Yeni Medya


2009'un en iyi filmleri

Gül den Ceylan a: Ülkemiz artık yalnız değil

ANKARA - Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri, Çankaya Köşkü'nde düzenlenen törenle Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından sahiplerine verildi.
Cumhurbaşkanı Gül, törende yaptığı konuşmada, 2009'u Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük ödül Töreni faaliyetiyle tamamlamak üzere olduklarını ifade etti.
Günümüz dünyasının hızla değiştiğini, bu çerçevede teknolojik ve ekonomik gelişmeler yaşandığını anlatan Gül, ''Ama gelişim sadece teknolojinin gelişmesi, ekonomilerin büyümesiyle ifade edilirse biraz yalın kalır. Ülkeler gelişirken sanat hayatı, kültür hayatı, fikir hayatı, entelektüel dünyası ve derinliği de genişliyorsa, etkili hale geliyorsa esas gelişme bu anlamda söz konusu olmaktadır'' dedi.
Bu nedenle kültür ve sanat faaliyetlerine büyük önem verdiğinin altını çizen Gül, ülkemizin kültür ve sanat alanındaki başarılarını yakından takip ettiğini, sanatçıların başarılarıyla her zaman gurur duyduklarını söyledi.
Gül, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödüllerinin bu düşüncelerle kurulduğunu belirterek, düzenli bir şekilde verilmeye başlandığını kaydetti. Ödüller verilirken sanatçıların bütün yaşamları boyunca verdiği eserlerin değerlendirildiğini anlatan Gül, önceki ödüllerin yaş olarak çok olgunlaşmış sanatçılara verildiğini, bu yıl genç Yönetmen Nuri Bilge Ceylan'ın ödüle layık görüldüğünü ifade etti. Cumhurbaşkanı Gül, Ceylan'ın kısa sürede başarısını Türkiye sınırlarının dışına taşıdığını, Cannes Film Festivali'nde büyük ödül alarak bunu ispatladığını belirterek, bunun herkesi gururlandırdığını söyledi.
ÜLKEMİZ ARTIK YALNIZ DEĞİLCeylan'ın Cannes Film Festivali'nde en iyi yönetmen ödülünü alırken, ''Ödülü tutkuyla sevdiğim yalnız ve güzel ülkeme adıyorum' sözünü anımsatan Gül, ''Bu söz bütün Türk halkı üzerinde büyük etki yaptı. Sanatçı kişiliğinizle duygularınızı böyle ifade ettiniz. Ama ben bir devlet adamı olarak şunu söyleyeyim; ülkemiz artık yalnız değil. Dışarıda ülkemizin destekçileri çok. Uluslararası kurumlarda en yüksek oyları alarak adaylar seçiliyor'' diye konuştu.
Gül, Ceylan'ın edebi dille Sinema dilini birleştirirken kendi sinema dilini bulan yönetmenler arasına girdiğini, bu anlamda özel bir yere sahip olduğunu belirtti.
Sanatçı Uğur Derman'ın tarihi mirasın bugünlere taşınmasında büyük emeği geçtiğini anlatan Gül, Derman'ın çok sayıda öğrenci yetiştirdiğini, özellikle hat ve ebru gibi geleneksel sanatların unutulmasını önlediğini ve bu sanatların yeniden cazip hale gelmesini sağladığını kaydetti.

Sakıp Sabancı Müzesinin ödül almasının ise kurumsal anlamda büyük önem taşıdığının altını çizen Gül, müzeciliğin bir ülkenin bütün tarihi birikiminin, bütün insanlığın izlerinin sunulması olduğunu ifade etti. Özel müzeciliğin son yıllardaki gelişmesinden büyük memnuniyet duyduklarını dile getiren Gül, özel müzecilik inisiyatifi başlatan iş adamlarıyla gurur duyduklarını söyledi.
Sabancı ailesinin dikkat çeken müzecilik örneği sergilediğine işaret eden Gül, Sakıp Sabancı Müzesi'nin Dünyanın nadir sergilerini Türkiye'ye getirerek, kültür hayatına büyük hizmet sunduğunu vurguladı.

'ÜLKEMDE ÖDÜLLENDİRİLMEK BAŞKA BİR ŞEY'Yönetmen Nuri Bilge Ceylan da ödülün gurur verici olduğunu dile getirdi ve Cumhurbaşkanı Gül'e kendisi hakkındaki sözleri için teşekkür etti.
''İnsanın kendi ülkesi tarafından ödüllendirilmesi çok başka bir şey'' diyen Ceylan, Türkiye'nin her yerini gezdiğini, dünyada birçok ülkeyi dolaştığını, ancak hiçbir ülkenin Türkiye kadar güzel ve zengin olmadığını söyledi.
Türkiye'de birbiri peşine oluşmuş binlerce yıllık kültürün çok zengin olduğunu belirten Ceylan, ''Bu zenginlik, sanatçı olarak belki de beslendiğim yegane şey. Kültür siyasetin ötesinde bir şey. Bunu korumak için hepimizin dikkatli olması lazım'' dedi.

UĞUR DERMANUğur Derman da 55 yıl önce hat sanatına başladığında bu konuyla uğraşanların sayılı olduğunu ifade ederek, ''Bütün bunlar Cumhuriyet rejiminin batıya dönmesinden oldu. Dönsün. Geleneksel sanatlarımız da korunsun'' diye konuştu.
Derman, ödülü önceki büyük hattatlar adına aldığını ifade etti.
Ödül töreninin ardından Cumhurbaşkanı Gül ve ödül sahipleri birlikte fotoğraf çektirdi. Daha sonra davetlilere resepsiyon verildi.
SABANCI MÜZESİGüler Sabancı, bu ödülle onurlandırıldıklarını, yüreklendirildiklerini ve takdir edildiklerini belirterek, jüri üyelerine teşekkür etti. Sabancı, ödülün kendilerine yeni sorumluluklar yüklediğini de ifade etti.
Ödülü Sakıp Sabancı'ya ithaf eden Güler Sabancı, Sakıp Sabancı'nın 1970'li yıllarda Osmanlı hat koleksiyonu yapmaya başladığını anlattı. Güler Sabancı, Sakıp Sabancı'nın koleksiyonculuğun ötesine geçtiğini ve sahip olduğu eserleri bir arada tutacak yol aradığını, aileye ait evi de Müze yapılması için bağışladığını kaydetti.
Gül'den Ceylan'a: Ülkemiz artık yalnız değil

Fatih Akın yeni bir sayfa açıyor

İSTANBUL - ünlü Yönetmen Fatih Akın, 1 Ocak'ta Türkiye'de gösterime girecek yeni filmi 'Soul Kitchen'ın galasında, filmin oyuncuları Adam Bousdoukos, Pheline Roggan, Anna Bederke ve Birol Ünel ile gazetecilerin karşısına çıktı.
Kanyon AVM Cinebonus sinemalarındaki gala gösterimi öncesi gazetecilerin sorularını yanıtlayan Akın, 2009 Venedik Film Festivali'nde Jüri Özel Ödülü, Uluslararası Hamburg Festivalinde 'Art Cinema' ödülünü alan filminin bir veda niteliği taşıdığı yönündeki haberlerin de doğru olduğunu söyledi.
Akın, ''Evet, belli bir hayat tarzına veda etmek istiyorum. Takıl, iç, yorul, geceler bitmiyor. Saçımda beyazlar çıktı, çocuğum var. Bundan sonra piyasada vakit kaybetmek istemiyorum. Sigarayı bıraktım, daha iyi Film yapayım diye. Çünkü film yapmak Spor yapmak gibidir. Aslında film yapmayı spor gibi görüyorum. Keşke Bruce Lee gibi bir yönetmen olsam'' diye konuştu.
'Soul Kitchen'ın Komedi türündeki ilk denemesi olduğu belirten Akın'a, risk alıp almadığı soruldu. Akın, sinemada her türü bir izleyici olarak çok sevdiğini, vakti olursa her türde film çekmek istediğini belirterek, komedi türündeki filminin Venedik'te ödül almasını beklemediği için şaşırdığını ifade etti.
Akın, bir soru üzerine, Cannes Film Festivali'ne katılma davetini geri çevirdiğine ilişkin söylentilerin doğru olmadığını ifade ederek, filmi bitiremediği için festivale katılamadığını söyledi.
''Her ödül için Tanrı'ya teşekkür ediyorum. Ödüller çalışmalarımızı ileri götürüyor. Cannes gibi festivallerde jüri üyesi olarak yer aldım, ama şuna şahit oldum; Bu, iyi film meselesi değil, şans meselesi'' diyen Akın, film festivallerinde bazı jüri üyelerinin filmleri o günkü psikolojik durumlarına göre değerlendirdiklerini belirtti.
Filmlerinde çok farklı etnik kökenlerden karakterlere yer vermesinin, Almanya'nın etnik yapısından mı kaynaklandığı sorulan Akın, ''Ben, Adam'ı Yunan olarak değil Adam olarak görüyorum, Birol'u Türk olarak değil Birol olarak görüyorum. Kızları da Alman olarak görmüyorum, Kızlar olarak görüyorum. Amerika'da da böyle. Burada da böyle aslında. Bu globalizm. Küçüklüğümden beri Arnavutlar, Araplar arasında yaşadım. Ben onları şu milletin, bu milletin insanı olarak değil, hep insan olarak görüyorum'' şeklinde konuştu.
Filmdeki Restoran sahibi ve aşçı karakterlerinin Çağan Irmak'ın 'Issız Adam' filmindeki karakterlerle benzerlik gösterdiğinin ifade edilmesi üzerine Akın, Çağan Irmak'ın filmini izlemediğini, ama aşçı bir farenin hikayelerini anlatan bir çizgi filmi izlediğini söyledi.
''CEM YILMAZ'IN FİLMİNİ MERAK EDİYORUM'' Türk filmlerini çok iyi takip edemediğini, sadece iyi gişe yapan filmlerin Avrupa'ya geldiğini, bu yüzden filmleri ancak aylar sonra DVD'den izleyebildiğini belirten Akın, Cem Yılmaz'ın son filmini çok merak ettiğini, Recep İvedik serisinin DVD'sini ise havaalanında alabileceğini söyledi.
Akın, Adam Bousdoukos ile filme hazırlanırken 'Her Şey Çok Güzel Olacak' filmini izlediklerini anlattı. OYUNCULAR NE DEDİ?Filmde lokantayı yenileyen huysuz ama yaratıcı aşçı rolünü oynayan Birol Ünel de bir soru üzerine Fatih Akın ile çalışmayı pinpon oynamaya benzetti.
Akın'la çalışmanın bir Alışveriş gibi olduğunu ve bu tür çalışmalarda çok önemli olan güvene dayalı bir ilişkileri bulunduğunu kaydeden Ünel, hala Türkçe'yi iyi konuşamadığı için özür diledi. Ünel, filmdeki aşçı karakterini canlandırmak için Eğitim aldığını söyledi.
Anna Bederke de ilk kez oyunculuk tecrübesi yaşadığını, bunu için Akın ile çalışmayı başka bir yönetmenle karşılaştıramayacağını belirterek, ''Fatih, çok misafirperver ve bize özgür bir alan bıraktı'' dedi.
Pheline Roggan da Fatih Akın'da büyük bir enerji olduğunu ifade ederek, ''Onun peşinden gitmek zor değil. Fatih işine Aşk ve sevgi katıyor'' diye konuştu.
Filmde restoran sahibi Zinos'u canlandıran Adam Bousdoukos ise Akın ile çalışmayı dedektiflik yapmaya benzetti. Bousdoukos, Akın ile beraber gerçeği aradıklarını belirterek, ''Fatih'in cesareti var. Üzerinde aylarca çalışsa da istemediği bir şeyi atıveriyor senaryodan'' dedi.
Basın toplantısının ardından gerçekleştirilen galaya, Nejat İşler, Gani Müjde, Berrak Tüzünataç gibi Sinema ve Magazin dünyasından çok sayıda davetli katıldı.
Fatih Akın yeni bir sayfa açıyor

Bütün oylar Kara Şövalye ye...

İSTANBUL - Son 10 yılla ilgili yapılan derleme ve değerlendirmelere imdb.com'da kullanıcı oylarıyla oluşan sıralama da eklendi.
İnterneteki en geniş Sinema veri tabanına sahip olan site, kullanıcıların oylarıyla yıllara, dönemler ve türlere göre birçok sıralama yapıyor.
imdb.com'un 2000'ler sıralaması da 2009'un sona ermesiyle son bulmuş oldu. 2000'lerin en iyi filmleri listesinde zirvede Christopher Nolan'ın yönettiği ve Heath Ledger'ın oyunculuğuyla efsaneleştiği 'The Dark Knight/ Kara Şövalye' bulunuyor. Tüm zamanlar listesinde de ilk 10'da yer alan Film Ledger'a Oscar da kazandırmıştı.
Listenin ikinci sırasında ise Peter Jackson imzalı, efsane serinin son halkası 'The Lord of the Rings: The Return of the King/ Yüzüklerin Efendisi: Kralın Dönüşü' yer alıyor. Üçlemenin sonuncusu birçok Eleştirmen tarafından da son 10 yılın en iyileri arasında gösterilmişti. Üçlemenin başlangıcı 'The Lord of the Rings: The Fellowship of the Ring/ Yüzüklerin Efendisi: Yüzük Kardeşliği' de listede üstlerde, dördüncü sırada bulunuyor.
Üçüncü sırada ise kısa sürede kültleşen filmlerden 'Cidade de Deus/ Tanrı Kent' var. Fernando Meirelles'in yönettiği film sinemasal özelliklerinin yanında sert sahneleriyle de öne çıkmıştı.
Geçtiğimiz günlerde gösterime giren ve tüm dünyada konuşulan 'Avatar' da beşinci sıradan 2000'lerin en iyileri arasına girdi.
İşte imdb.com kullanıcılarının seçtiği '2000'lerin En İyi Filmleri' listesindeki 30 film:
1 - Kara Şövalye (2008) 2 - Yüzüklerin Efendisi: Kralın Dönüşü (2003)3 - Tanrı Kent (2002)4 - Yüzüklerin Efendisi: Yüzük Kardeşliği (2001)5 - Avatar (2009) 6 - Akıl Defteri (2000) 7 - Yüzüklerin Efendisi: İki Kule (2002) 8 - WALL·E (2008) 9 - Amelie (2001) 10- Başkalarının Hayatı (2006)
11- Ruhların Kaçışı (2001) 12- Piyanist (2002) 13- Köstebek (2006) 14- Sil Baştan (2004) 15- Up (2009) 16- Düşlere Bir Ağıt (2000) 17- Soysuzlar Çetesi (2009) 18- Pan'ın Labirenti (2006) 19- Çöküş (2004) 20- Prestij (2006)
21- Gran Torino (2008) 22- Milyoner (2008) 23- District 9 (2009) 24- Günah Şehri (2005) 25- Hotel Rwanda (2004) 26- Fantastic Mr. Fox (2009) 27- İhtiyar Delikanlı (2003) 28- Batman Başlıyor (2005) 29- Gladyatör (2000) 30- İhtiyarlara Yer Yok (2007)
Bütün oylar 'Kara Şövalye'ye...

Yılmaz ın filmini merak ediyorum


Kanyon AVM Cinebonus sinemalarındaki gala gösterimi öncesi gazetecilerin sorularını yanıtlayan Akın, 2009 Venedik Film Festivalinde Jüri Özel Ödülü, Uluslararası Hamburg Festivalinde "Art Cinema" ödülünü alan filminin bir veda niteliği taşıdığı yönündeki haberlerin de doğru olduğunu söyledi.
Akın, "Evet, belli bir hayat tarzına veda etmek istiyorum. Takıl, iç, yorul, geceler bitmiyor. Saçımda beyazlar çıktı, çocuğum var. Bundan sonra piyasada vakit kaybetmek istemiyorum. Sigarayı bıraktım, daha iyi film yapayım diye. Çünkü film yapmak Spor yapmak gibidir. Aslında film yapmayı spor gibi görüyorum. Keşke Bruce Lee gibi bir Yönetmen olsam" diye konuştu.
"Bir lokanta hikayesi"ni anlatan filmin, Almanya’da üçüncü kuşak bir Yunanlı olan ve hem lokantada hem de sevgilisiyle işleri iyi gitmeyen Zinos’un, lokantayı kurtarmak ya da sevgilisiyle Çin’e gitmek arasında karar vermek zorunda kalışını anlattığını kaydeden Akın, Zinos’un, her şeyi yapayım derken her şeyi kaybettiğini söyledi.
Bu filmin Komedi türündeki ilk denemesi olduğu hatırlatılarak, risk alıp almadığı sorulan Akın, sinemada her türü bir izleyici olarak da çok sevdiğini, vakti olursa her türde film çekmek istediğini belirterek, komedi türündeki filminin Venedik’te ödül almasını beklemediği için şaşırdığını ifade etti.
Akın, kendilerini amatör bir ekip olarak bilen jürinin, uluslararası alanda tanınmalarından sonra ödülü ekip olarak cesaretlerine verdiklerini söylediklerini kaydetti.
Aldığı ödüllerin üzerinde baskı yaratıp yaratmadığı sorulan Akın, filmin bütçesinden, oyuncularına, senaryoya kadar her şeyin gerginlik yarattığını belirterek, "Her futbolcuda da o gerginlik var" dedi.
Akın, bir soru üzerine, Cannes Film Festivaline katılma davetini geri çevirdiğine ilişkin söylentilerin doğru olmadığını ifade ederek, filmi bitiremediği için festivale katılamadığını söyledi. "Her ödül için Tanrı’ya teşekkür ediyorum. Ödüller çalışmalarımızı ileri götürüyor. Cannes gibi festivallerde jüri üyesi olarak yer aldım, ama şuna şahit oldum; Bu, iyi film meselesi değil, şans meselesi" diyen Akın, film festivallerinde bazı jüri üyelerinin filmleri o günkü psikolojik durumlarına göre değerlendirdiklerini belirtti.
Filmlerinde çok farklı etnik kökenlerden karakterlere yer vermesinin, Almanya’nın etnik yapısından mı kaynaklandığı sorulan Akın, "Ben, Adam’ı Yunan olarak değil Adam olarak görüyorum, Birol’u Türk olarak değil Birol olarak görüyorum. Kızları da Alman olarak görmüyorum, Kızlar olarak görüyorum. Amerika’da da böyle. Burada da böyle aslında. Bu globalizm. Küçüklüğümden beri Arnavutlar, Araplar arasında yaşadım. Ben onları şu milletin, bu milletin insanı olarak değil, hep insan olarak görüyorum" şeklinde konuştu.
Filmdeki Restoran sahibi ve aşçı karakterlerinin Çağan Irmak’ın "Issız Adam" filmindeki karakterlerle benzerlik gösterdiğinin ifade edilmesi üzerine Akın, Çağan Irmak’ın filmini izlemediğini, ama aşçı bir farenin hikayelerini anlatan bir çizgi filmi izlediğini söyledi.
"CEM YILMAZ’IN FİLMİNİ MERAK EDİYORUM"
Türk filmlerini çok iyi takip edemediğini, sadece iyi gişe yapan filmlerin Avrupa’ya geldiğini, bu yüzden filmleri ancak aylar sonra DVD’den izleyebildiğini belirten Akın, Cem Yılmaz’ın son filmini çok merak ettiğini, Recep İvedik serisinin DVD’sini ise havaalanında alabileceğini söyledi.
Akın, Adam Bousdoukos ile filme hazırlanırken "Her Şey Çok Güzel Olacak" filmini izlediklerini anlattı. Filmde lokantayı yenileyen huysuz ama yaratıcı aşçı rolünü oynayan Birol Ünel de bir soru üzerine Fatih Akın ile çalışmayı pinpon oynamaya benzetti.
Akın’la çalışmanın bir Alışveriş gibi olduğunu ve bu tür çalışmalarda çok önemli olan güvene dayalı bir ilişkileri bulunduğunu kaydeden Ünel, hala Türkçe’yi iyi konuşamadığı için özür diledi. Ünel, filmdeki aşçı karakterini canlandırmak için Eğitim aldığını söyledi.
Anna Bederke de ilk kez oyunculuk tecrübesi yaşadığını, bunu için Akın ile çalışmayı başka bir yönetmenle karşılaştıramayacağını belirterek, "Fatih, çok misafirperver ve bize özgür bir alan bıraktı" dedi. Pheline Roggan da Fatih Akın’da büyük bir enerji olduğunu ifade ederek, "Onun peşinden gitmek zor değil. Fatih işine Aşk ve sevgi katıyor" diye konuştu.
Filmde restoran sahibi Zinos’u canlandıran Adam Bousdoukos ise Akın ile çalışmayı dedektiflik yapmaya benzetti. Bousdoukos, Akın ile beraber gerçeği aradıklarını belirterek, "Fatih’in cesareti var. Üzerinde aylarca çalışsa da istemediği bir şeyi atıveriyor senaryodan" dedi.
Basın toplantısının ardından gerçekleştirilen galaya, Nejat İşler, Gani Müjde, Berrak Tüzünataç gibi Sinema ve Magazin dünyasından çok sayıda davetli katıldı.
Gösterimde, filmde önemli bir yere sahip "Venüs köpüğü" tatlısının yapıldığı mutfak sahnelerinde sinema salonuna beyaz çikolata, vanilya, rom ve portakal liköründen hazırlanan tatlı kokusu verildi. Gösterimin ardından galaya katılanlara da tatlı ikram edildi.
Yılmaz'ın filmini merak ediyorum

Köşk ün büyük ödülleri dağıtıldı


Ödül Töreninden Görüntüler - Foto Galeri
Törene Cumhurbaşkanı Gül ve eşi Hayrünnisa Gül'ün yanı sıra Devlet Bakanı ve Başbakan yardımcıları Cemil Çiçek ve Bülent Arınç, Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Devlet bakanları Mehmet Aydın, Selma Aliye Kavaf, Hayati Yazıcı, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, TMSF Başkanı Ahmet Ertürk, Tübitak Başkanı Nüket Yetiş, DSP Genel Başkanı Masum Türker, Ankara Valisi Kemal Önal, geçen yıl Müzik dalında Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülünü alan besteci Alaeddin Yavaşca, kültür ve sanat dünyası ile medya temsilcisi davetliler katıldı.
Cumhurbaşkanı Gül, törende yaptığı konuşmada, 2009'u Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük ödül Töreni faaliyetiyle tamamlamak üzere olduklarını ifade etti.
Günümüz dünyasının hızla değiştiğini, bu çerçevede teknolojik ve ekonomik gelişmeler yaşandığını anlatan Gül, “Ama gelişim sadece teknolojinin gelişmesi, ekonomilerin büyümesiyle ifade edilirse biraz yalın kalır. Ülkeler gelişirken sanat hayatı, kültür hayatı, fikir hayatı, entelektüel dünyası ve derinliği de genişliyorsa, etkili hale geliyorsa esas gelişme bu anlamda söz konusu olmaktadır” dedi.
Bu nedenle kültür ve sanat faaliyetlerine büyük önem verdiğinin altını çizen Gül, ülkemizin kültür ve sanat alanındaki başarılarını yakından takip ettiğini, sanatçıların başarılarıyla her zaman gurur duyduklarını söyledi.
Gül, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödüllerinin bu düşüncelerle kurulduğunu belirterek, düzenli bir şekilde verilmeye başlandığını kaydetti. Ödüller verilirken sanatçıların bütün yaşamları boyunca verdiği eserlerin değerlendirildiğini anlatan Gül, önceki ödüllerin yaş olarak çok olgunlaşmış sanatçılara verildiğini, bu yıl genç Yönetmen Nuri Bilge Ceylan'ın ödüle layık görüldüğünü ifade etti. Cumhurbaşkanı Gül, Ceylan'ın kısa sürede başarısını Türkiye sınırlarının dışına taşıdığını, Cannes Film Festivali'nde büyük ödül alarak bunu ispatladığını belirterek, bunun herkesi gururlandırdığını söyledi.
Ceylan'ın Cannes Film Festivali'nde en iyi yönetmen ödülünü alırken, “Ödülü tutkuyla sevdiğim yalnız ve güzel ülkeme adıyorum' sözünü anımsatan Gül, “Bu söz bütün Türk halkı üzerinde büyük etki yaptı. Sanatçı kişiliğinizle duygularınızı böyle ifade ettiniz. Ama ben bir devlet adamı olarak şunu söyleyeyim; ülkemiz artık yalnız değil. Dışarıda ülkemizin destekçileri çok. Uluslararası kurumlarda en yüksek oyları alarak adaylar seçiliyor” diye konuştu.
Gül, Ceylan'ın edebi dille Sinema dilini birleştirirken kendi sinema dilini bulan yönetmenler arasına girdiğini, bu anlamda özel bir yere sahip olduğunu belirtti.
Sanatçı Uğur Derman'ın tarihi mirasın bugünlere taşınmasında büyük emeği geçtiğini anlatan Gül, Derman'ın çok sayıda öğrenci yetiştirdiğini, özellikle hat ve ebru gibi geleneksel sanatların unutulmasını önlediğini ve bu sanatların yeniden cazip hale gelmesini sağladığını kaydetti.
Sakıp Sabancı Müzesinin ödül almasının ise kurumsal anlamda büyük önem taşıdığının altını çizen Gül, müzeciliğin bir ülkenin bütün tarihi birikiminin, bütün insanlığın izlerinin sunulması olduğunu ifade etti. Özel müzeciliğin son yıllardaki gelişmesinden büyük memnuniyet duyduklarını dile getiren Gül, özel müzecilik inisiyatifi başlatan iş adamlarıyla gurur duyduklarını söyledi.
Sabancı ailesinin dikkat çeken müzecilik örneği sergilediğine işaret eden Gül, Sakıp Sabancı Müzesi'nin Dünyanın nadir sergilerini Türkiye'ye getirerek, kültür hayatına büyük hizmet sunduğunu vurguladı.
Konuşmasının sonunda herkesin yeni yılını kutlayan Gül, 2010'un herkes için daha iyi olmasını ve kültür-sanat yaşamının başarılı geçmesini diledi.
Gül, konuşmasının ardından Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödüllerini sahiplerine verdi. Sinema dalında yönetmen Nuri Bilge Ceylan, geleneksel sanatlar dalında Prof. Dr. Uğur Derman, kültür ve sanat kurumu olarak Sakıp Sabancı Müzesi adına Sabancı Holding YÖnetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı, ödüllerini Gül'ün elinden aldı.
Güler Sabancı, bu ödülle onurlandırıldıklarını, yüreklendirildiklerini ve takdir edildiklerini belirterek, jüri üyelerine teşekkür etti. Sabancı, ödülün kendilerine yeni sorumluluklar yüklediğini de ifade etti.
Ödülü Sakıp Sabancı'ya ithaf eden Güler Sabancı, Sakıp Sabancı'nın 1970'li yıllarda Osmanlı hat koleksiyonu yapmaya başladığını anlattı. Güler Sabancı, Sakıp Sabancı'nın koleksiyonculuğun ötesine geçtiğini ve sahip olduğu eserleri bir arada tutacak yol aradığını, aileye ait evi de Müze yapılması için bağışladığını kaydetti.
Müzenin gelecek nesillere nice etkinlikle hizmet vermesini dilediklerini belirten Sabancı, “Ülkemizin her şeyin en iyisine layık olduğunu bilerek çalışıyoruz” dedi.

“KENDİ ÜLKEMDE ÖDÜLLENDİRİLMEK BAŞKA BİR ŞEY”

Yönetmen Nuri Bilge Ceylan da ödülün gurur verici olduğunu dile getirdi ve Cumhurbaşkanı Gül'e kendisi hakkındaki sözleri için teşekkür etti.
“İnsanın kendi ülkesi tarafından ödüllendirilmesi çok başka bir şey” diyen Ceylan, Türkiye'nin her yerini gezdiğini, dünyada birçok ülkeyi dolaştığını, ancak hiçbir ülkenin Türkiye kadar güzel ve zengin olmadığını söyledi.
Türkiye'de birbiri peşine oluşmuş binlerce yıllık kültürün çok zengin olduğunu belirten Ceylan, “Bu zenginlik, sanatçı olarak belki de beslendiğim yegane şey. Kültür siyasetin ötesinde bir şey. Bunu korumak için hepimizin dikkatli olması lazım” dedi.
Uğur Derman da 55 yıl önce hat sanatına başladığında bu konuyla uğraşanların sayılı olduğunu ifade ederek, “Bütün bunlar Cumhuriyet rejiminin batıya dönmesinden oldu. Dönsün. Geleneksel sanatlarımız da korunsun” diye konuştu.
Derman, ödülü önceki büyük hattatlar adına aldığını ifade etti.
Ödül töreninin ardından Cumhurbaşkanı Gül ve ödül sahipleri birlikte fotoğraf çektirdi. Daha sonra davetlilere resepsiyon verildi.s
Köşk'ün büyük ödülleri dağıtıldı

Tuesday, December 29, 2009

2010 Dokunmatik ekranlar ve akıllı TV lerin yılı

Daha çok kriz ve kampanyaların konuşulduğu 2009 yılının sonunda yeni ürün ve servislerin tahminleri şimdiden yapılıyor. Akıllı televizyonlar hızlı internet bağlantısı ile merakla beklenen IPTV servisine 2010 yılında kavuşacağız. Apple'ın aylardır konuşulan tablet bilgisayarı yine gelecek yılın merakla beklenen ürünleri olacak. Google, Chrome yüklü mini dizüstü bilgisayarları yılın sonuna doğru piyasaya sürülmesi beklenirken Film yüklü USB flaş bellekler film dağıtımında kullanılırken, sabit disklerin ve DVD'lerin tahtı sarsılıyor. Windos Mobile 6.5 işletim sistemine sahip HTC'nin HD2 modeli iPhone tadında ilk telefon olarak 2010 Ocak ayının sonlarında Türkiye'de vitrinlere çıkacak. Google, Chrome işletim sistemine sahip mini dizüstülerin 2010'un sonuna doğru piyasada olabileceğini açıkladı.



2010'UN Dijital OYUNCAKLARI

* Apple'ın yeni tablet bilgisayarı MacBook Touch.

* Akıllı internet televizyonu IPTV, testleri başladı.

* Google Chrome işletim sistemine sahip mini dizüstü Bilgisayar geliyor.

* HTC Windows Mobile 6.5 işletim sistemini HD2 akıllı teylefonunda kullanacak.

* Flaş bellekler, sabit disk ve DVD'lerin sonunu hazırlıyor.
2010 Dokunmatik ekranlar ve akıllı TV'lerin yılı

İş Sanat tan yılbaşı konseri


Çigan müziğine yeni bir soluk getirerek, dünya müzikleriyle buluşturan Ernest Sarközi liderliğindeki orkestra, Roman geleneksel şarkılarından caza uzanan zengin repertuarı ile yılbaşı temasına uygun bir konser verecek. Konser 29 Aralık 2009 saat 20.00'de İş Sanat’ta gerçekleştilecek.
Slovak, Rus, Macar, Yunan, Yahudi ve Roman geleneksel şarkılarından caza, operetlerden Film müziklerine çeşitlemeler yaparak geleneksel müzikleri hiç alışılmadık performanslarla dünyaya ulaştıran "The Gypsy Devils Orchestra", Ağustos 2007’de Müzik dünyasına "Devil’s Violin" ismi ile adım attı. Grup bu adıyla, "En İyi Orkestra", "En İyi Albüm", "En İyi Performans" kategorileri olmak üzere, Slovak Müzik Akademisi'nin 3 Grammy ödülünün sahibi oldu. Müzisyenlerden birinin ayrılması ile geriye kalan 7 kişi, gruba "The Gypsy Devils" adını verdi.
İş Sanat'tan yılbaşı konseri

Friday, December 25, 2009

Bağımsız Amerika en iyilerini seçti

İSTANBUL - Bağımsız Film kurumu Amerikan Film Enstitüsü (AFI), 2009'un en iyi filmlerini ve TV dizilerini seçti.
AFI'nin film listesinde Oscar'ın güçlü adayları arasında adı geçen 'Up in the Air', 'Precious' gibi yapımların yanısıra 'The Hurt Locker', 'A Serious Man' gibi usta yönetmenlerin son filmleri de var. AFI'nin en iyi filmleri şöyle:
Filmler- Coraline (Henry Selick)- Felekten Bir Gece/ The Hangover (Todd Phillips)- The Hurt Locker (Kathryn Bigelow)- The Messenger (Oren Moverman)- Precious: Based on the Novel Push by Sapphire (Lee Daniels)- A Serious Man (Coen Brothers)- A Single Man (Tom Ford )- Sugar (Anna Boden,Ryan Fleck)- Up (Pete Docter)- Up in the Air (Jason Reitman)
AFI'nin seçtiği yılın en iyi dizileri ise 2009'da adından en çok söz ettiren yapımlardan oluşuyor. Listede tüm dünyada ses getiren ve CNBC-e ve e2'de yayınlanan 'Mad Men' ve 'The Big Bang Theory' de bulunuyor.
Listede yer alan dizilerden 'Mad Men'
'Bağımsız Amerika' en iyilerini seçti

Tarantino dan yılın en iyi filmleri

İSTANBUL - Hayranları sevdiği yönetmenlerin listelerini en az yaşamaları kadar merak ederler. En sevdiği film, sinemaya başlama nedeni olan film, izlemekten bıkmadığı Film gibi...
Quentin Tarantino da her yaptığı merak edilen yönetmenlerin başında geliyor.
Usta Yönetmen Hollywood Reporter ile yaptığı röportajda 2009'da izlediği filmler arasından en iyilerini açıkladı. James Cameron'ın 'Avatar', Peter Jackson'ın 'Cennetimden Bakarken' ve Clint Eastwood'un 'Invictus' adlı filmlerini izlemediğini belirten Tarantino'nun listesindeki filmler şunlar:
1- Star TrekAtılgan uzay gemisi bu kez genç ve cesur mürettebatı ile bir kez daha insanoğlunun daha önce hiç gitmediği yerlere ulaşmak için yola çıkıyor. 'Star Trek’in unutulmaz karakterlerini bu filmde yepyeni bir kadro canlandırıyor.

Efsanye yeniden hayat veren isim ise "Mission: Impossible III", "Lost" ve "Alias"in yönetmeni J. J. Abrams.
2-Kara Büyü/ Drag Me to HellSam Raimi'nin korku türüne geri döndüğü 'Kara Büyü'de, Christine'ın rahatı gizemli bir banka müşterisi tarafından bozulur. Mrs. Ganush isimli bu tuhaf yaşlı kadın, evi için girdiği borcun tarihini uzatmak için Christine'in yardımına başvurur. Ancak Christine patronunun gözüne girebilmek için, zor durumda olan kadını reddeder.

Hüsrana uğramış yaşlı kadının Christine için düşündüğü bir intikam planı vardır: Genç kadını en Korkunç kara büyülerden biriyle lanetler. Christine'in hayatı peşine dolanmış kötü ruhla tam bir cehenneme dönecektir.
3- Funny PeopleSon dönemin enm yetenekli yönetmenlerinden Judd Apatow'un yönettiği filmde ünlü bir stand-up ustası olan George Simmons, ölümcül bir hastalığa yakalandığını öğrenir. George'un bir yıldan az ömrü kalmıştır. Ira ise ümit vaadeden ve George'u örnek alan bir stand-up komedyenidir. Ira ve George günün birinde aynı klüpte Sahne alırlar. Ira'nın yeteneğini fark eden George, onu asistanı olması için ikna eder. Ira’nın hayatına girmesi ile George bir çalışandan çok, bir arkadaş edinmiştir.

Geçtiğimiz aylarda Türkiye'de de gösterime giren filmin başrollerinde Adam Sandler ve Seth Rogen var.
4- Aklı Havada/ Up in the AirOscar'ın en büyük favorilerinden biri olarak gösterilen 'Up in the Air' şirket küçültme konusunda uzman olan Ryan Bingham'ın hikayesi anlatıyor.

George Clooney'in başrolünde olduğu ve Altın Küre'de 5 dalda adaylık da kazanan filmde Ryan, yıllardır bir şehirden diğerine dur durak bilmeden uçmaktayken, birden kendisini biriyle gerçek bir bağ kurmaya hazır hisseder. Sempatik yol arkadaşına vurulduğunda, Ryan’ın müdürü, Ryan’ı ebediyen yollardan çekmekle tehdit eder. Bu ihtimalle karşılaşınca, yere inmekten başta korkan Ryan, insanın bir evi olmasının aslında ne demek olduğunu düşünmeye başlar.
'Aklı Havada' 15 Ocak'ta sinemalarda.
5- Chocolate'Ong Bak' ile tanınan Prachya Pinkaew'ın yönettiği Tayland yapımı Chocolate, çocukluğundan beri aksiyon filmlerini izleyerek dövüş yeteneği geliştin ve kendini büyük bir hesaplaşmanın ortasında bulan Zen'in hikayesini anlatıyor.

6- Observe and ReportManyak bir Güvenlik görevlisinin Alışveriş merkezinde işini aşırı ciddiye alması sonucu ortaya çıkan olayları anlatan Komedi ve aksiyon dolu filmin yönetmeni Jody Hill.

Anna Faris, Seth Rogen, Ray Liotta gibi oyuncuların yer aldığı film Türkiye'de henüz gösterime girmedi.
7- PreciousLakabı ‘Kıymetli’… 16 yaşında bir kız… Babasından ikinci kez hamile kalmış genç bir kız… HIV pozitif, obez ve ilk çocuğu Down sendromlu, siyah bir kız…

İLGİLİ HABER
Hayat kısa, acımasız ve kıymetli...
Altın Küre’de üç adaylık alan ve Oscar’ın da favorileri arasında sayılan Lee Daniels imzalı ‘Precious’, Okuma yazmayı öğrenemeyen, evde okulda her yerde aşağılanan, 16 yaşındaki ‘Pecious’un hikayayesini anlatıyor.
8- An Education1960'ların Londra'sında banliyöde yaşayan 18 yaşında bir genç kızın, onun iki katı yaşında bir playboyla tanıştıktan sonra hayatının değişmesi üzerine bir hikaye.

Tarantino'dan yılın en iyi filmleri

Thursday, December 24, 2009

Sherlock Holmes Avatar a karşı...

ANKARA - Gişelerde fırtına gibi esen 'Avatar', beş günde dünya çapında 285 milyon 222 bin dolarlık hasılat elde ederken, bu haftadan itibaren zorlu bir rakiple mücadele edecek. Guy Ritchie'nin yönettiği 'Sherlock Holmes' isimli yapımın 25 Aralık'ta gösterime girmesiyle birlikte gişe rekortmeni filmi zorlaması bekleniyor.
İLGİLİ HABER
Farklı Dünya, ebedi sorunlar…
Sinema sektörü yayın organı Variety'nin haberine göre, gişelerde şu günlerde tam anlamıyla ''Avatar''ın hakimiyeti sürüyor. James Cameron'ın Yönetmen koltuğuna oturduğu, Sinema tarihinin en yüksek bütçeli filmi, gösterime girdiği beş günde Kuzey Amerika sinemalarında 93 milyon 411 bin 301, Amerika dışında 191 milyon 811 bin 230 dolar olmak üzere dünya çapında toplam 285 milyon 222 bin 531 dolar gişe hasılatı elde etti.
Twentieth Century Fox yapımı olan 'Avatar' ile yüksek hasılat elde ederek sinema tarihine bir başka rekorla geçmeyi planlayan yönetmen Cameron'ın önünde ise bu hafta sonundan itibaren ciddi rakipler ortaya çıkacak.
'Alvin ve Sincaplar-2' adlı animasyon yapımın yeni yıl tatilinde gösterime girmesi nedeniyle, özellikle küçük seyircinin bu filme yönleneceği ön görülüyor.
'AVATAR' FRAGMAN:

ALTIN KÜRE'NİN GÜÇLÜ ADAYIOscarlı ünlü aktör George Clooney'nin rol aldığı ve 6 dalda Altın Küre ödülüne aday gösterilen Paramount yapımı ''Up in the Air'' da gişe yarışında söz sahibi filmlerden.
Jason Reitman'ın yönettiği Film, üçüncü haftasının sonunda 8.7 milyon dolarlık gişe hasılatı elde ederek yarışta ''ben de varım'' dedi.
ABD sinemalarında 25 Aralık 2009, Türkiye'de ise 15 Ocak 2010 tarihinde gösterime girecek olan 'Sherlock Holmes' filminin yönetmenliğini Guy Ritchie üstleniyor. Filmde Sherlock Holmes'u ünlü aktör Robert Downey J.R canlandırıyor.
'SHERLOCK HOLMES' FRAGMAN:

''Avatar''ın en önemli rakibi olarak görülen filmin yanı sıra, Daniel Day-Lewis, Marion Cotillard, Penelope Cruz, Nicole Kidman, Judi Dench, Kate Hudson, Stacy Ferguson ve Sophia Loren'in rol aldığı Müzikal ''Nine'' da yarışta varlığını gösteriyor.
'AVATAR''IN YAPIMCI ŞİRKETİ İDDİALI'Alvin ve Sincaplar' adlı film, özellikle Latin ülkelerinde büyük gişe hasılatı elde ederken, yükselişini yeni yıl tatilinde sürdüreceğe benziyor.
''Avatar'' filminin yapımcı şirketi 20th Century Fox'un yetkililerinin, 'Alvin ve Sincaplar' adlı animasyonun ne ABD çapında, ne de uluslararası gişe bazında birbirini engel olmayacağı görüşünde olduğu belirtildi.
Meryl Streep ile Alec Baldwin'in başrolünü üstlendiği 'It's Complicated' adlı filmin de özellikle 25 yaşının altındaki kadın izleyiciyi hedeflediği ifade edildi.
'Sherlock Holmes' 'Avatar'a karşı...

Gidiş alana dönüş bedava


Pamukkale Turizm Genel Müdürü Mehmet Ali AKÇIN yaptığı açıklamada “Ülkemizin içinde bulunduğu küresel kriz ortamını yolcularımızla omuz omuza vererek atlatmak ve yolcularımıza destek olmak amacıyla “Gidiş Sizden Dönüş Bizden” kampanyasını başlattık. Kampanya, Pamukyol ve Teknobüs adı verilen özel servisler dahil tüm araçlarda ve tüm güzergahlarda geçerli olacak.” dedi. Özel servisler hakkında bilgi veren AKÇIN, 2+1 oturma düzeninde genişletilmiş özel koltuk dizaynıyla, her koltukta LCD ekranlar aracılığıyla 50’ye yakın Film, birçok Müzik çeşidinde yüzlerce şarkı, onlarca Bilgisayar oyunu, Uydu kanal yayını ve kesintisiz Mobil hızlı internet imkanlarıyla yolculukları keyifli hale getirdiklerini, Pamukyol ve Teknobüs araçlarında bulunan koltuk arkası ekranlarda emsal uygulamalardan çok farklı olarak ülkemizde ilk defa gerçekleştirilen USB GİRİŞİ olanağı ile de yolcuların flash bellekleri ile diledikleri film, fotoğraf, müzik gibi dokümanlarını seyahat esnasında kullanarak kişiye özel hizmet imkanı sunduklarını belirtti.
AKÇIN, Pamukkale Turizm’in 2009 yılı itibariyle Lösemili Çocuklar yararına başlattığı PAMUKELLER adlı sosyal sorumluluk projesine, 2010 yılında da LÖSEV ile ortak çalışmalarla devam edeceklerini, tedavi gören Lösemili çocukların aileleriyle birlikte ulaşımlarının firma tarafından sağlanmasının yanında her ay Lösemi hastası çocukların tedavisinde kullanılmak üzere LÖSEV’e önemli oranda maddi destekte bulanmaya devam edeceklerini belirtti.

Gidiş alana dönüş bedava

Türkiye ye 11 ayda 26 milyon turist

Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, 2009 yılı ocak-kasım döneminde Türkiye’yi ziyaret eden yabancı turist sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2.40’lık bir artışla 25 milyon 850 bin 971’e ulaştı. 2009 Ocak-Kasım döneminde Türkiye’ye en çok ziyaretçi gönderen ülkeler sıralamasında Almanya yüzde 16.60 (4 milyon 292 bin 140) ile birinci, Rusya Federasyonu yüzde 10.21 (2 milyon 640 bin 199) ile ikinci, İngiltere yüzde 9.24 (2 milyon 388 bin 415) ile üçüncü oldu. İngiltere’yi sırasıyla, İran, Bulgaristan, Hollanda, Gürcistan, Fransa, ABD ve İtalya izledi. Türkiye’yi 2009 yılı Kasım ayında ziyaret eden yabancı turist sayısı da yılın aynı ayına göre yüzde 10.71’lik artış göstererek 1 milyon 403 bin 740 oldu. Kasımda Türkiye’ye en çok ziyaretçi gönderen ülkelerden Almanya yüzde 18.06 (253 bin 574) ile birinci, İran yüzde 9.94 (139 bin 469) ile ikinci, Bulgaristan yüzde 7.88 (110 bin 648) ile üçüncü sırada yer aldı. İngilizlerin turizm merkezi Türkiye olabilirABTA adlı bir İngiliz seyahat şirketinin 2010 yılı turizm trendleri konusunda yaptığı bir araştırmaya göre, 2010 yılında ‘gönüllülük turizmi’nde artış görüleceği, Mısır, Türkiye ve Fas’ın güçlü destinasyonlar olma olasılıklarının yüksek olduğu belirtildi. Bu alanda seyahate çıkacakların gönüllü çalışabilecekleri alanları hedef olarak seçtiği ve tatille birlikte hissettikleri toplumsal ya da küresel sorumluluklarını, bulundukları yörede yerine getirdiği ifade edildi. FIFA Futbol Şampiyonası’nın Güney Afrika’ya seyahatleri artıracağı, yeni Film ve kitapların yeni destinasyonlar oluşturacağı kaydedilen ABTA 2010 raporunda, filmlerin turizm patlamasına yol açmasına örnek olarak yeni ‘Alacakaranlık Kuşağı: Yeni Ay’ filminin çevrildiği Washington’da ağaçlık ormanlık bölgeler gösterildi.
Türkiye’ye 11 ayda 26 milyon turist

Wednesday, December 23, 2009

Münevver filmi iptal oldu


İSTANBUL´da işlenen ``Münevver Karabulut'' cinayetini konu alan Sinema filmi projesi iptal oldu. Yapımcı Melih Göğebakan, cinayetin tarafları Karabulut ve Garipoğlu ailelerinin tutumları nedeniyle projenin iptal edildiğini söyledi. Göğebakan, Karabulut ailesinin kızları üzerinden para kazanma peşinde olduğunu ve Garipoğlu ailesinin ise filmin yapımını engellemek için kendisini tehdit ettiğini öne sürerek her iki aileyi sert sözlerle suçladı.

İstanbul Etiler´de 3 Mart 2009 akşamı bir çöp konteynırında cesedi parçalanmış olarak bulunan Münevver Karabulut ve zanlı Cem Garipoğlu´nun yaşantısını konu alacak filmin yapımcısı Melih Göğebakan, çeşitli organizasyonlar için geldiği Bodrum´da DHA´ya açıklamalarda bulundu. Film projesinin iptal edildiğini açıklayan Göğebakan, gençlerin ekstrem duygulara varış hikayesinin anlatılacağı filmin 2010 şubat ayında vizyona girmesinin planlandığını ve çok sayıda sanatçı ile anlaşmaya varıldığını söyledi. Buna karşın hazırlıklar sırasında hem Karabulut hem de Garipoğlu ailelerinden farklı tavırlarla karşılaştığını kaydeden Göğebakan, her iki aileyi de sert sözlerle suçladı.

``KARABULUT AİLESİNİN PARA HIRSI'' Münevver´in annesi Nagihan ve babası Süreyya Karabulut´un para kazanma hırslarının projenin iptal edilmesindeki en önemli etken olduğunu öne süren Göğebakan, ``Bundan yaklaşık 6-7 ay önce Karabulut isimli sinema filmi projesini geliştirme düşüncesini Süreyya Karabulut'a aktardım ve olumlu yanıt aldım. Projenin başında Münevver Karabulut adına Okul yaptırmayı düşünüyorduk. Daha sonra Nagihan ve Süreyya Karabulut'un isteği üzerine bundan vazgeçildi. Amacımız toplumsal bir olayı gündeme getirmek bu acıların bir daha yaşanmaması için azami tedbirlerin alınmasını sağlamaktı. Süreyya Karabulut ile sözlü anlaşmamızın ardından bana avukatının hazırladığı bir sözleşmeyi imzalamam için gönderdi. Baba Karabulut gönderdiği sözleşmeye göre telif haklarının yüzde 70'ni istiyordu. Avukatımla, telif hakları devirleriyle ilgili sözleşmeyi incelediğimizde filmin yayınlanma, çoğaltma, işletme, kanal satışları ve temsil haklarından yüzde 70'nin istendiğini gördük. Süreyya Karabulut ve eşi Nagihan hanım ile yedi kez büromuzda yüz yüze görüştüğümüzde bana, ´siz bu işi bedavaya yapmıyorsunuz, para kazanacaksınız, ben hesapladım yaklaşık 6 milyon dolar buradan para kazanacaksınız, bu nedenle film başlamadan Proje aşamasında 400 bin lira isterim. Sonuçta bizim kızımız öldü ciğerimiz yanıyor ama yapacağımız sözleşme ile iki tarafın da çıkarlarını garantiye alalım´ dedi. Biz yüzde 70´lik bir payı ve film çekimlerinin öncesinde 400 bin lirayı kendisine veremeyeceğimizi ve bu sözleşmeyi imzalayamayacağımızı söyleyerek projeden bu hafta içerisinde verdiğimiz karar ile vazgeçtik'' dedi.

GARİPOĞLU AİLESİNDEN TEHDİT Film projesinin iptalinde diğer etkenin ise Garipoğlu ailesi olduğunu savunan Göğebakan, aileden hazırlık aşamasında sık sık tehdit aldıklarını öne sürdü. Göğebakan, ``Garipoğlu'nun adamları tarafından stüdyom basıldı, filmin yapılmaması yönünde bana o güne kadar yaptığım masraflar karşısında 120 bin lira teklif ettiler. Ben filmi yapacağımı söyledim. Daha sonra açtıkları internet siteleri ile benim dolandırıcı olduğumu beyan eden yayınlar yapmaya başladılar. Tehdit başta olmak üzere ve diğer konularda Garipoğlu ailesi hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundum. Ben organizatörüm, yayıncıyım, menajerim ve hayatımın ilk filmini çekecektim. Gerek tehditler ve gerekse de Karabulut ailesinin tutarsız davranışları sonucu bu projeden yani Karabulut filmini çekmekten vazgeçtim. Üzüldüğüm en büyük olay ise anlaşma yaptığımız sanatçılara mahçup olmamız. Karabulut filmi ile Türk sinemacılığında tabuları yıkacaktık ama olmadı. Yasal haklarımı tabii ki sonuna kadar arayacağım, bu kadar parayı boşuna mı harcadım'' dedi.

ÜNLÜ OYUNCULARLA ANLAŞTIK Filmin senaryo ve tanıtım hazırlıklarının yapıldığını, sanatçılarla anlaşma sağlandığını belirten Göğebakan, `` Süreyya karabulut daha önce yaptığımız tüm görüşmelerde ´siz hazırlığınızı yapın, senaryoyu hazırlayın, bu filmi yapın´ demişti. Biz de aralarında Cüneyt Arkın, Ekrem Bora, Perihan Savaş, Tarık Tarcan ve Selçuk Ural´ın da bulunduğu ünlü oyuncularla anlaştık, senaryoyu hazırladık. Münevver Karabulut'u 2008 dünya güzeli ve 2009 Kainat güzeli Almeda Abazi oynayacaktı. Eylül ayında Antalya'da düzenlediğimiz basın toplantısı ile Karabulut filminin projesini ve sanatçılarının tanıtımını yaptık. Karabulut filmi projesi için bugüne kadar tam 210 bin lira para harcadık. Karabulut ailesine güvenmiştik. Antalya, İstanbul, Rusya, Hollanda, Ermenistan ve Rusya'da çekilecek ve yaklaşık 3,5 milyon liraya malolacak film için 20 Ekim 2009´da çekime başlayıp 2010 yılının şubat ayında vizyona girmesini sağlayacaktık. İnsan hayatında her daim olagelen paradoksların sorgulanması, tartışmaya açılması, objektif bakış açısıyla irdelenmesi, dersler çıkarılması, gençlerimizin sorunları ile toplum ve gençler arasındaki ilişkilerin kırılma noktaları, filmde ele alınacaktı. Sinema dünyasında zor duruma düştüm. Maddi ve manevi yıprandım, yasal haklarımı aramak için avukatım aracılığı ile dava açtım. Süreyya Karabulut bu filmin yapılacağını birçok kez basın önündede açıklamıştı'' dedi.

Göğebakan filmde ayrıca Sümer Tilmaç, Serpil Çakmaklı, Almeda Abazi, Selahattin Taşdöven, Özcan Varaylı, Naci Taşdöven, Vatan Şaşmaz, Tuğçe Özbudak, İbrahim Yılmaz, Gaye Aksu, Baran Ayhan, Yüksel Arıcı, İpek Tanrıyar, Berna Öztürk, Kerim Yağcı, Ayfer Çalgıcı, Barış Kömürcüoğlu, Uğur Işılak, Tuğba Özay, Çetin Yeltekin, Turgay Tanülkü, İsa Yıldırım ve Coşkun Döğen isimli sanatçılarında yer alması için tüm anlaşmaların sağlanmış olduğunuda belirtti.

BABA KARABULUT Yapımcı Melih Göğebakan'ın iddialarını DHA muhabirine telefonla yanıtlayan Süreyya Karabulut ise kızının adının rant amacıyla kullanılmasını önlemek için gerekli yasal işlemleri başlattığını söyledi. Karabulut, ``Evet bana kızımın bir filmini çekeceklerini söylediler. Kızım canım ciğerim yandı. Biz Münevverim'den sonra aile olarak kendimize gelemedik, ruhsal çöküntü içerisindeyiz. Şu anda işe gelip giderken bindiğim otobüsü bile hatırlamadığım oluyor. Bu nedenle Göğebakan ile üç kez görüştüğümüzde ´Senaryoyu hazırlayın, görelim avukatım durumu incelesin, konuşalım´ dedim. Beş kuruş para istemiş değilim. Ben başka Münevver yanmasın, katiller aylarca ortalıkta dolaşmasın diye ne gerekiyorsa yapılsın istedim. Kızımın cenazesi üzerinden para pazarlığı yapmam söz konusu olamaz. Göğebakan, kızımın ve ailemizin adı üzerinden prim yapmaya çalışıyor. Çok açık ve net söylüyorum bana İstanbul'un tapusunu verseler acımızı dindiremezler. Kaldı ki Göğebakan ile yapmış olduğumuz hiçbir sözleşme ve anlaşma ne yazılı ne de sözlü olarak var. 210 bin lira gibi bir parayı anlaşma sağlanmadan harcayacak kadar aklı yok mu? Biz de yasal haklarımızı korumak, kızımın adının rant amacı ile kullanılmasını önlemek için gerekli yasal işlemleri başlattık'' dedi.


Münevver filmi iptal oldu

2009 un "en korsan" filmleri

2009'da da korsan kopyacılara karşı sert hamlelerde bulunuldu; fakat yine de dosya paylaşımcıları kendilerini bu işten alamıyor. Korsanlar geçen seneye nazaran internete çok daha fazla Film yüklediler; lakin bu durum filmlerin gişe başarısında negatif bir etki yapmadı. Bu konuda hazırldığımız ayrıntılı bir haberi burada bulabilirsiniz.



Korsan sayısındaki artışa rağmen 2009, film endüstrisi için bir rekor yılıydı: Sadece Kuzey Amerika ve Kanada'da Sinema biletleriyle toplam 10 milyar Dolar hasılat elde edilerek şimdiye kadar ulaşılamamış bir değere ulaşılmış oldu. İşin daha ilginç tarafı ise illegal film indirmelerinin sayısı büyük ölçüde artmasına rağmen bu hasılatın elde edilmiş olması oluyor.



Sadece en çok kopyalan filmlerin Top 10 listesinde bulunanlar bile BitTorrent ağı üzerinden 85 milyondan defadan daha fazla indirildi. Listede gişe başarısı yüksek olan filmlerin yanında ticari açıdan sınırlı başarı elde eden filmlerin de olması şaşırtıcı. Mesela Guy Ritchie'nin "RocknRolla" filmi 9 milyondan fazla indirilerek Top 10 listesinde 3. sıraya yerleşti; fakat gişede sadece 25 milyon Dolar hasılat elde edebildi. Diğer bir açıdan bakıldığında ticari açıdan şimdiye kadarki en başarılı filmler olan "Buz Devri 3" ve "2012", Top 10 download listesine giremeyip, alt sıralarda yer aldı.


2009'un "en korsan" filmleri

Saturday, December 19, 2009

BEŞ FİLM VİZYONDA



AVATAR

Gösterim tarihi : 18 Aralık 2009

Yönetmen : James Cameron

Oyuncular : Sam Worthington , Sigourney Weaver , Michelle Rodriguez , Zoe Saldana

Senaryo : James Cameron

Müzik : James Horner

Görüntü yön. : Mauro Fiore

Tür : 3 Boyutlu, Aksiyon, Bilim Kurgu, Fantastik, Gizem,

Süre : 166 dk.

Yapım yılı : 2009

Ülke : ABD

Dağıtıcı : Tiglon



Gerçek oyuncularla sanal kahramanları kusursuz bir şekilde buluşturmayı amaçlayan Film, dünyalılar ile başka bir gezegende kendi kurallarına göre yaşayan Na'vi uygarlığı arasındaki ilişkileri anlatacak...




ACI AŞK

Gösterim tarihi : 18 Aralık 2009

Yönetmen : A. Taner Elhan

Oyuncular : Halit Ergenç , Cansu Dere , Songül Öden , Ezgi Asaroğlu

Senaryo : Onur ünlü

Müzik : Fairuz Derin Bulut

Görüntü yön. : Vedat Özdemir

Tür : Polisiye , Dram

Süre :

Yapım yılı : 2009

Ülke : Türkiye

Dağıtıcı : Tiglon



Eskişehir’de Edebiyat öğretmeni olan Orhan, evlenmeyi plânladığı Ayşe’yle yollarını ayırıp İstanbul’a gelir, Oya ile evlenir. Evliklerinin ilk günlerinde kendini zor bir Aşk üçgeninin ortasında bulur. Bir yandan da yeni tanıştığı öğrencisi Seda, Orhan’ı çıkılması güç bir yola sürüklemektedir.Üç kadın arasında kalan ve hayatı alt üst olan Orhan’ı zor günler bekler.



VAVİEN

Gösterim tarihi : 18 Aralık 2009

Yönetmen : Yağmur Taylan, Durul Taylan

Oyuncular : Engin Günaydın , Binnur Kaya , İlker Aksum , Settar Tanrıöğen

Senaryo : Engin Günaydın

Müzik : Atilla Özdemiroğlu

Görüntü yön. : Gökhan Tiryaki

Tür : Komedi, Gerilim

Süre :

Yapım yılı : 2009

Ülke : Türkiye

Dağıtıcı : UIP



Celal, karısı ve çocuğuyla mutsuz hayat sürmektedir. Abisi Cemal’le birlikte ortak oldukları elektrik dükkânında da işler pek parlak değildir. Abisiyle tek eğlencesi Samsun’da pavyona gitmektir. Pavyonda çalışan Sibel Ceylan’a olan aşkı Celal’in başına dert açacaktır. Celal’in karısı Sevilay, Almanya’da yaşayan babasının gönderdiği paraları biriktirerek saklamaktadır.



BAŞKA DİLDE AŞK

Gösterim tarihi : 18 Aralık 2009

Yönetmen : İlksen Başarır

Oyuncular : Saadet Işıl Aksoy , Mert Fırat , Emre Karayel , Lale Mansur

Senaryo : Mert Fırat, İlksen Basarır

Müzik : Erdem Yoruk, Uğur Akyürek, Erdem Yörük

Görüntü yön. : Hayk Kirakosyan

Tür : Dram

Süre : 98 dk.

Yapım yılı : 2009

Ülke : Türkiye

Dağıtıcı : Medyavizyon



İşitme engelli bir gencin çağrı merkezinde çalışan bir kıza aşık olmasını şiirsel bir dille anlatan film, aşkın hiçbir engel tanımayacağını birbirinden ilginç anekdotlarla beyazperdeye aktarıyor. Örümcek misali kendi etrafına ağ ören ve kendini kendine kapatan insanların öyküsü. Film, sosyal sorumluluk konularında daha duyarlı olmaya davet eden mesajlarıyla dikkat çekiyor.





SÜPÜRRR!



Gösterim tarihi : 18 Aralık 2009

Yönetmen: Yeşim Sezgin

Oyuncular: Cem Kılıç, Jess Molho, Ufuk Özkan

Konusu: Oğuz, Naz ile evlenmeye karar verir. Ancak Naz’ın babası kızını milli formayı giyen birisine

vermeye and içmiştir. Çaresizlik içinde kalan Oğuz, tam umudunu yitirirken televizyonda hiç bilmediği bir Spor dalı görür: Curling.




BEŞ FİLM VİZYONDA

Hani torrent zarar veriyordu?

İnternet üzerinden korsan Film paylaşımının her geçen gün arttığını artık herkes biliyor. Telif hakları savunucuları da bu artışın film endüstrisini öldürdüğünü ve şirketlerin hızla iflasa sürüklendiğini iddia edip duruyor. Fakat rakamlar onlarla aynı görüşte değil.

2009 yılında sadece ABD ve Kanada'da film endüstrisinin toplam kazancı 10,6 milyar dolara ulaştı. Bu rakam 2008 yılına göre en az 1 milyar dolar daha yüksek. Böylece Hollywood korsan dışında, küresel ekonomik krizin etkileri de hesaba katıldığında bile gelmiş geçmiş en yüksek gelire yani rekora 2009 yılında ulaşmış oldu.

Bu rakamlara bakarak internet üzerinden korsan film paylaşımının endüstriye zarar verebileceğini ön görmek mümkün olsa da, iddiaların aksine Hollywood'un iflasın çok uzağında olduğunu da görmek mümkün. Diğer yandan özellikle bağımsız film şirketleri torrent ve benzeri kanallar sayesinde tanıtımlarını gerçekleştirme ve kazanç elde etmeye devam ediyorlar.
Hani torrent zarar veriyordu?

Saturday, December 12, 2009

Avrupa Türk kadınına önyargılı

Panele katılan Şafak, Türk kadınının pek çok alanda aktifleşip güçlendiğini söyledi. AP Sosyal Demokratlar Grubu Başkan Yardımcısı Johannes Swoboda’nın açılış konuşmasını yaptığı panelde, 2009 EurActiv Yaratıcılık Özel Ödülü’nü alan ‘Neyse Halim Çıksın Falim’ isimli belgesel Film de gösterildi.Avrupa Parlamen-tosu’nda düzenlenen ‘Kadın Bakışı ile AB-Türkiye İlişkileri’ konulu panele katılan yazar Elif Şafak, ‘Türkiye’de Kadın Olmak’ başlıklı bir konuşma yaptı. Avrupalıların Türk kadınına dair önyargıları bulunduğunu söyleyen Şafak, “Kültür ve sanat toplumlar arası iletişimi güçlendirir. Bu önyargıların giderilmesinde kültür ve sanat kilit rol oynayabilir” diye konuştu.‘Panelde konuşan Türkiye Vakfı Başkan Yardımcısı Gülsün Bilgehan, geçmişle kıyaslandığında Türkiye’nin kadın-erkek eşitliği konusunda ilerleme kaydettiğini ancak yine de siyasete katılım oranının düşük olduğunu söyledi. Türk kadınının TBMM’de temsil oranının yüzde 9,1 olduğunu hatırlatan Bilgehan, Türkiye’nin kadın temsilci sayısında geride kaldığını söyledi.Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Başkanı Helene Flautre ise Avrupa’da kadın-erkek eşitliği konusunda çok çaba harcandığını söyleyerek, eşitliğin yasal düzenmeler ile getirildiğini söyledi.
Avrupa Türk kadınına önyargılı