Showing posts with label Güvenlik. Show all posts
Showing posts with label Güvenlik. Show all posts

Sunday, February 28, 2010

Son 10 yılın en iyi 10 gerilimi

İSTANBUL - Dünyanın en popüler Sinema dergilerinden Empire, son 10 yılın şüphe ve gerilim üzerine kurulmuş en iyi 10 filmini seçti...
The Others/ Diğerleri Tarih İkinci Dünya Savaşı sonları... Grace, iki çocuğuyla Jersey'de büyük bir malikanede kalıyordur. Kocasının savaştan dönmesini bekler. Bir yandan da çocuklarının güneş ışığına maruz kalmaması için pencere ve perdelerin hepsi kapalıdır ve kurallarla yaşarlar ('bir kapıyı kapatmadan ötekini açma!'). Diğer yandan ise evde olağan dışı şeyler olmaktadır.
Nicole Kidman'ın başrolünde oynadığı film, özellikle finaliyle ün yapmıştı. Alejandro Amenábar'ın yönettiği 'Diğerleri', 2001'in en iyileri arasına gösterilmişti.
Signs/ İşaretlerİnançlı bir rahip olan Graham Hess, başına gelen bir felaket sonucunda tanrıya olan tüm inancını yitirmiştir; artık kardeşi Merrill, oğlu Morgan ve kızı Bo ile birlikte Pennsylvania'ya bağlı Bucks County yakınlarındaki bir çiftlikte yaşamaktadır.
Graham, bir sabah uyandığında tarlasında garip işaretlerin olduğunu fark eder. İlk başta gördüklerinin gerçek olduğuna inanmak istemez ve birinin kendisine bir Oyun oynadığını düşünür; ama tehlikeden uzak olmalarına çok önem verdiği çocuklarının varlığı, Graham'ı bu işaretler konusunda tedirgin etmiştir.
Bu dairelerin yalnızca kendi çiftliklerinde değil, dünyanın farklı yerlerinde de görüldüğünü öğrenen Hess ailesi, dünyada ilk kez farklı gezegenlerden gelen varlıkların kendileriyle iletişime geçmeye çalıştıklarını düşünerek bu gizemli işaretlerin sırrını çözmeye karar verirler.

M. Night Shyamalan'ın, izleyenleri 'seveneler ve nefret edenler' olarak ikiye ayıran filmi, sürpriz bir final bekleyenleri hayal kırıklığına uğratsa da özellikle sahneleriyle çok konuşulmuştu.
The Machinist/ MakinistMakine operatörü olan Trevor Reznik uyuma yeteneğini kaybeder. Fakat bu sıradan bir uykusuzluk sendromu değildir. Aşırı yorgunluk ve uykusuzluk yüzünden fiziksel sağlığı ve akli dengesi bozulmaya başlar.
Onun da karıştığı bir kaza sonucu adamlardan biri kolunu kaybedince adamları karşısına almış olur. Kaza yüzünden Trevor'ı suçlarlar. Artık hem kendisi hem de diğerleri için bir engel haline gelmiştir ve adamların tek isteği Trevor'ın gitmesidir.

Olup bitenleri anlayabilmek için meydana gelen tuhaf olayları araştırmaya başlayan Trevor'ın hayatı uykusuz bir kabusa dönmeye başlar. Daha fazla öğrendikçe aslında daha azını bilmiş olmayı tercih eder.
Brad Anderson'ın 2004 yapımı filmi kısa sürede kültleşti. Christian Bale'in Film için 28 kilo verdiği metod oyunculuğunun en iyi örneklerinden birini sergilediği 'Makinist', son yılların en özgün filmleri arasında yer alıyor.
What Lies Beneath/ Gizli GerçekÜniversitede araştırma görevlisi olarak çalışan Norman ve karısı Claire zor günleri atlattıklarını düşünmektedirler. Claire'in ciddi bir Trafik kazası geçirip çello çalmayı bırakmasının üzerinden artık bir yıl geçmiştir. Ancak Claire göl kenarındaki evlerinde gaipten sesler duymaya başlayınca huzurları kaçar. Evin içinde tuhaf olaylar olmaktadır. Claire tüm bunlara ek olarak bir de suda genç bir kadının yansıyan yüzünü görünce sinirleri iyice bozulur.

Robert Zemeckis'in yönettiği ve Harrison Ford ve Michelle Pfeiffer'ın başrolünde yer aldığı 'Gizli Gerçek' otoriteler tarafından gerilimden çok korku türüne dahil ediliyor.
Red Dragon/ Kızıl EjderFBI'dan erkenden emekli olan Will Graham, patronu tarafından bir seri cinayet vakasını çözmesi için yeniden göreve çağrılır. Will, önce görevi kabul etmek istemese de, kurbanların fotoğraflarını görünce fikrini değiştirir. Kurbanlarının vücudunda kendine has bir diş izi bırakan ve gerçek adı Francis Dolarhyde olan bu katil, Kızıl Ejder adını kullanmaktadır. Kısa bir araştırmadan sonra, Smith katilin yeni kurbanının Reba adlı genç bir kadın olacağını öngörür ve onu durdurabilmek için bizzaty kendi elleriyle hapse tıktığı, eski düşmanı Dr. Hannibal Lecter'den yardım ister.

Thomas Harris'in 1981 tarihli romanından uyarlanan 'Kızıl Ejder', aynı zamanda Michael Mann'ın 1986 tarihli 'Manhunter' filminin de yeniden yapımı. Oyunculuklarıyla öne çıkan film, 'Manhunter'den başarısız bulunmuştu.
Panik Odası/ Panic RoomKocasından yeni boşanmış Meg Altman kızıyla birlikte yaşamak için elindeki parayla eski bir ev alır. Bir süre sonra Meg, evde gizli bir oda olduğunu farkeder. Bu oda Güvenlik paranoyasına hizmet eden, fazlasıyla sağlam, monitörlerle evin dış tarafını gözetleyen, telefon hattına sahip bir 'panik odası'dır. Sonra bir gece üç hırsız Meg'in evine girerler ve içeriye saklanan Meg ve kızı, ilk defa olarak 'panik odası'nın ne yapabileceğini ve ne yapamayacağını göreceklerdir.

Son 20 yılın en iyi yönetmenlerinden David Fincher'ın yönettiği 'Panik Odası', Fincher'ın filmografisnde üstlerde yer almasa da gerlim külliyatı içinde adı her zaman anılan bir film. 2002 yapımı filmde Jodie Foster var.
Memento/ Akıl DefteriLeonard Shelby'nin tek derdi intikam peşinde koşmaktır. Amacı, karısını tecavüz edip öldürdükten sonra kaçan adamı bulup cezalandırmaktır. Karısının katilini bulmanın güçlüğü bir yana, Leonard bir de kısa süreli hafıza kaybından mustariptir. Bu hastalığının tedavisi yoktur. Geçmişi çok iyi hatırlamasına karşın, bazen on beş dakika öncesini anımsamakta güçlük çekmektedir.

Daha sonra 'Pretij', 'Kara Şövalye' gibi başarılı filmlere de imza atan Christopher Nolan'ın yönettiği 'Akıl Defteri' kısa sürede sinema tarihinin en iyileri arasına girdi. Tersten kurgusuyla dikkati çeken filmin başrolünde Guy Pearce, Carrie-Anne Moss ve Joe Pantoliano yer alıyor.
Cache/ SaklıTelevizyonda bir Edebiyat programı yapan Georges, kimden geldiğini bilmediği paketler alır. Paketlerde kendisinin ve ailesinin sokaktan gizlice çekilmiş görüntülerini içeren kasetler ve anlamı belli olmayan ürkütücü çizimler vardır. Georges kendisinin ve ailesinin başında bir belâ olduğunu hissetmiştir ama doğrudan bir tehdit olmadığı için, polis yardımcı olmayı reddeder.

Listenin en farklı filmi Michael Haneke imzalı 'Saklı'. Daniel Auteuil ve Juliette Binoche'un başrolünde olduğu film gerilimiyle olduğu kadar alt metinleriyle de dikkati çekmişti.
Haneke'nin en iyi filmlerinden biri olarak görülen 'Saklı', Times'ın 'Son 10 Yılın En İyi 10 Filmi' listesinde de bir numarada yer alıyor.Infernal Affairs/ Kirli İşler
Hong Kong'da polis ve çeteler arasında bitmeyen bir savaş vardır. Chan gayriresmi işler yapan bir gizli polistir, çetelerin içine sızmış ve bir miktar otorite sahibi olmuştur. Lau ise çetelerle gizli işler çeviren ve rütbe sahibi başarılı bir polistir. Hem polis şefi hem de çetenin lideri içlerinde olayları karşı tarafa ileten bir köstebek olduğununu bilmektedirler. Tek sorun bu köstebeğin kim olduğudur. İki organizasyon da bu köstebekleri bulmak için kendi içlerinde bir araştırmaya girişirler. Chan ve Lau ise bu araştırma esnasında hayatta kalmanın yolunu aramaktadırlar.

Şimdiden klasikleşen film Martin Scorsese tarafından 'The Departed/ Köstebek' adıyla yeniden uyarlandı. Gerilimin her an sürdüğü 'Kirli İşler' üç filmden oluşuyor.
The BoxMaddi sıkıntılar yaşayan sıradan bir aile, bir gün kapılarında bir kutu bulur. Ertesi gün bir adam gelir kutuyu anlatır: Kutunun içinde bir düğme vardır. Eğer bu düğmeye basarlarsa 1 milyon doları alacaklardır fakat dünyada, onların tanımadığı rastgele birisi ölecektir.

'Donnie Darko' ile haklı bir üne kavuşan Richard Kelly'nin son filmi 'The Box' yurt dışında iyi eleştiriler aldı. Filmin Türkiye'deki gösterim tarihi ise henüz belli değil.

Son 10 yılın en iyi 10 gerilimi

Thursday, December 31, 2009

Köşk ün büyük ödülleri dağıtıldı


Ödül Töreninden Görüntüler - Foto Galeri
Törene Cumhurbaşkanı Gül ve eşi Hayrünnisa Gül'ün yanı sıra Devlet Bakanı ve Başbakan yardımcıları Cemil Çiçek ve Bülent Arınç, Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Devlet bakanları Mehmet Aydın, Selma Aliye Kavaf, Hayati Yazıcı, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, TMSF Başkanı Ahmet Ertürk, Tübitak Başkanı Nüket Yetiş, DSP Genel Başkanı Masum Türker, Ankara Valisi Kemal Önal, geçen yıl Müzik dalında Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülünü alan besteci Alaeddin Yavaşca, kültür ve sanat dünyası ile medya temsilcisi davetliler katıldı.
Cumhurbaşkanı Gül, törende yaptığı konuşmada, 2009'u Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük ödül Töreni faaliyetiyle tamamlamak üzere olduklarını ifade etti.
Günümüz dünyasının hızla değiştiğini, bu çerçevede teknolojik ve ekonomik gelişmeler yaşandığını anlatan Gül, “Ama gelişim sadece teknolojinin gelişmesi, ekonomilerin büyümesiyle ifade edilirse biraz yalın kalır. Ülkeler gelişirken sanat hayatı, kültür hayatı, fikir hayatı, entelektüel dünyası ve derinliği de genişliyorsa, etkili hale geliyorsa esas gelişme bu anlamda söz konusu olmaktadır” dedi.
Bu nedenle kültür ve sanat faaliyetlerine büyük önem verdiğinin altını çizen Gül, ülkemizin kültür ve sanat alanındaki başarılarını yakından takip ettiğini, sanatçıların başarılarıyla her zaman gurur duyduklarını söyledi.
Gül, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödüllerinin bu düşüncelerle kurulduğunu belirterek, düzenli bir şekilde verilmeye başlandığını kaydetti. Ödüller verilirken sanatçıların bütün yaşamları boyunca verdiği eserlerin değerlendirildiğini anlatan Gül, önceki ödüllerin yaş olarak çok olgunlaşmış sanatçılara verildiğini, bu yıl genç Yönetmen Nuri Bilge Ceylan'ın ödüle layık görüldüğünü ifade etti. Cumhurbaşkanı Gül, Ceylan'ın kısa sürede başarısını Türkiye sınırlarının dışına taşıdığını, Cannes Film Festivali'nde büyük ödül alarak bunu ispatladığını belirterek, bunun herkesi gururlandırdığını söyledi.
Ceylan'ın Cannes Film Festivali'nde en iyi yönetmen ödülünü alırken, “Ödülü tutkuyla sevdiğim yalnız ve güzel ülkeme adıyorum' sözünü anımsatan Gül, “Bu söz bütün Türk halkı üzerinde büyük etki yaptı. Sanatçı kişiliğinizle duygularınızı böyle ifade ettiniz. Ama ben bir devlet adamı olarak şunu söyleyeyim; ülkemiz artık yalnız değil. Dışarıda ülkemizin destekçileri çok. Uluslararası kurumlarda en yüksek oyları alarak adaylar seçiliyor” diye konuştu.
Gül, Ceylan'ın edebi dille Sinema dilini birleştirirken kendi sinema dilini bulan yönetmenler arasına girdiğini, bu anlamda özel bir yere sahip olduğunu belirtti.
Sanatçı Uğur Derman'ın tarihi mirasın bugünlere taşınmasında büyük emeği geçtiğini anlatan Gül, Derman'ın çok sayıda öğrenci yetiştirdiğini, özellikle hat ve ebru gibi geleneksel sanatların unutulmasını önlediğini ve bu sanatların yeniden cazip hale gelmesini sağladığını kaydetti.
Sakıp Sabancı Müzesinin ödül almasının ise kurumsal anlamda büyük önem taşıdığının altını çizen Gül, müzeciliğin bir ülkenin bütün tarihi birikiminin, bütün insanlığın izlerinin sunulması olduğunu ifade etti. Özel müzeciliğin son yıllardaki gelişmesinden büyük memnuniyet duyduklarını dile getiren Gül, özel müzecilik inisiyatifi başlatan iş adamlarıyla gurur duyduklarını söyledi.
Sabancı ailesinin dikkat çeken müzecilik örneği sergilediğine işaret eden Gül, Sakıp Sabancı Müzesi'nin Dünyanın nadir sergilerini Türkiye'ye getirerek, kültür hayatına büyük hizmet sunduğunu vurguladı.
Konuşmasının sonunda herkesin yeni yılını kutlayan Gül, 2010'un herkes için daha iyi olmasını ve kültür-sanat yaşamının başarılı geçmesini diledi.
Gül, konuşmasının ardından Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödüllerini sahiplerine verdi. Sinema dalında yönetmen Nuri Bilge Ceylan, geleneksel sanatlar dalında Prof. Dr. Uğur Derman, kültür ve sanat kurumu olarak Sakıp Sabancı Müzesi adına Sabancı Holding YÖnetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı, ödüllerini Gül'ün elinden aldı.
Güler Sabancı, bu ödülle onurlandırıldıklarını, yüreklendirildiklerini ve takdir edildiklerini belirterek, jüri üyelerine teşekkür etti. Sabancı, ödülün kendilerine yeni sorumluluklar yüklediğini de ifade etti.
Ödülü Sakıp Sabancı'ya ithaf eden Güler Sabancı, Sakıp Sabancı'nın 1970'li yıllarda Osmanlı hat koleksiyonu yapmaya başladığını anlattı. Güler Sabancı, Sakıp Sabancı'nın koleksiyonculuğun ötesine geçtiğini ve sahip olduğu eserleri bir arada tutacak yol aradığını, aileye ait evi de Müze yapılması için bağışladığını kaydetti.
Müzenin gelecek nesillere nice etkinlikle hizmet vermesini dilediklerini belirten Sabancı, “Ülkemizin her şeyin en iyisine layık olduğunu bilerek çalışıyoruz” dedi.

“KENDİ ÜLKEMDE ÖDÜLLENDİRİLMEK BAŞKA BİR ŞEY”

Yönetmen Nuri Bilge Ceylan da ödülün gurur verici olduğunu dile getirdi ve Cumhurbaşkanı Gül'e kendisi hakkındaki sözleri için teşekkür etti.
“İnsanın kendi ülkesi tarafından ödüllendirilmesi çok başka bir şey” diyen Ceylan, Türkiye'nin her yerini gezdiğini, dünyada birçok ülkeyi dolaştığını, ancak hiçbir ülkenin Türkiye kadar güzel ve zengin olmadığını söyledi.
Türkiye'de birbiri peşine oluşmuş binlerce yıllık kültürün çok zengin olduğunu belirten Ceylan, “Bu zenginlik, sanatçı olarak belki de beslendiğim yegane şey. Kültür siyasetin ötesinde bir şey. Bunu korumak için hepimizin dikkatli olması lazım” dedi.
Uğur Derman da 55 yıl önce hat sanatına başladığında bu konuyla uğraşanların sayılı olduğunu ifade ederek, “Bütün bunlar Cumhuriyet rejiminin batıya dönmesinden oldu. Dönsün. Geleneksel sanatlarımız da korunsun” diye konuştu.
Derman, ödülü önceki büyük hattatlar adına aldığını ifade etti.
Ödül töreninin ardından Cumhurbaşkanı Gül ve ödül sahipleri birlikte fotoğraf çektirdi. Daha sonra davetlilere resepsiyon verildi.s
Köşk'ün büyük ödülleri dağıtıldı

Friday, December 25, 2009

Tarantino dan yılın en iyi filmleri

İSTANBUL - Hayranları sevdiği yönetmenlerin listelerini en az yaşamaları kadar merak ederler. En sevdiği film, sinemaya başlama nedeni olan film, izlemekten bıkmadığı Film gibi...
Quentin Tarantino da her yaptığı merak edilen yönetmenlerin başında geliyor.
Usta Yönetmen Hollywood Reporter ile yaptığı röportajda 2009'da izlediği filmler arasından en iyilerini açıkladı. James Cameron'ın 'Avatar', Peter Jackson'ın 'Cennetimden Bakarken' ve Clint Eastwood'un 'Invictus' adlı filmlerini izlemediğini belirten Tarantino'nun listesindeki filmler şunlar:
1- Star TrekAtılgan uzay gemisi bu kez genç ve cesur mürettebatı ile bir kez daha insanoğlunun daha önce hiç gitmediği yerlere ulaşmak için yola çıkıyor. 'Star Trek’in unutulmaz karakterlerini bu filmde yepyeni bir kadro canlandırıyor.

Efsanye yeniden hayat veren isim ise "Mission: Impossible III", "Lost" ve "Alias"in yönetmeni J. J. Abrams.
2-Kara Büyü/ Drag Me to HellSam Raimi'nin korku türüne geri döndüğü 'Kara Büyü'de, Christine'ın rahatı gizemli bir banka müşterisi tarafından bozulur. Mrs. Ganush isimli bu tuhaf yaşlı kadın, evi için girdiği borcun tarihini uzatmak için Christine'in yardımına başvurur. Ancak Christine patronunun gözüne girebilmek için, zor durumda olan kadını reddeder.

Hüsrana uğramış yaşlı kadının Christine için düşündüğü bir intikam planı vardır: Genç kadını en Korkunç kara büyülerden biriyle lanetler. Christine'in hayatı peşine dolanmış kötü ruhla tam bir cehenneme dönecektir.
3- Funny PeopleSon dönemin enm yetenekli yönetmenlerinden Judd Apatow'un yönettiği filmde ünlü bir stand-up ustası olan George Simmons, ölümcül bir hastalığa yakalandığını öğrenir. George'un bir yıldan az ömrü kalmıştır. Ira ise ümit vaadeden ve George'u örnek alan bir stand-up komedyenidir. Ira ve George günün birinde aynı klüpte Sahne alırlar. Ira'nın yeteneğini fark eden George, onu asistanı olması için ikna eder. Ira’nın hayatına girmesi ile George bir çalışandan çok, bir arkadaş edinmiştir.

Geçtiğimiz aylarda Türkiye'de de gösterime giren filmin başrollerinde Adam Sandler ve Seth Rogen var.
4- Aklı Havada/ Up in the AirOscar'ın en büyük favorilerinden biri olarak gösterilen 'Up in the Air' şirket küçültme konusunda uzman olan Ryan Bingham'ın hikayesi anlatıyor.

George Clooney'in başrolünde olduğu ve Altın Küre'de 5 dalda adaylık da kazanan filmde Ryan, yıllardır bir şehirden diğerine dur durak bilmeden uçmaktayken, birden kendisini biriyle gerçek bir bağ kurmaya hazır hisseder. Sempatik yol arkadaşına vurulduğunda, Ryan’ın müdürü, Ryan’ı ebediyen yollardan çekmekle tehdit eder. Bu ihtimalle karşılaşınca, yere inmekten başta korkan Ryan, insanın bir evi olmasının aslında ne demek olduğunu düşünmeye başlar.
'Aklı Havada' 15 Ocak'ta sinemalarda.
5- Chocolate'Ong Bak' ile tanınan Prachya Pinkaew'ın yönettiği Tayland yapımı Chocolate, çocukluğundan beri aksiyon filmlerini izleyerek dövüş yeteneği geliştin ve kendini büyük bir hesaplaşmanın ortasında bulan Zen'in hikayesini anlatıyor.

6- Observe and ReportManyak bir Güvenlik görevlisinin Alışveriş merkezinde işini aşırı ciddiye alması sonucu ortaya çıkan olayları anlatan Komedi ve aksiyon dolu filmin yönetmeni Jody Hill.

Anna Faris, Seth Rogen, Ray Liotta gibi oyuncuların yer aldığı film Türkiye'de henüz gösterime girmedi.
7- PreciousLakabı ‘Kıymetli’… 16 yaşında bir kız… Babasından ikinci kez hamile kalmış genç bir kız… HIV pozitif, obez ve ilk çocuğu Down sendromlu, siyah bir kız…

İLGİLİ HABER
Hayat kısa, acımasız ve kıymetli...
Altın Küre’de üç adaylık alan ve Oscar’ın da favorileri arasında sayılan Lee Daniels imzalı ‘Precious’, Okuma yazmayı öğrenemeyen, evde okulda her yerde aşağılanan, 16 yaşındaki ‘Pecious’un hikayayesini anlatıyor.
8- An Education1960'ların Londra'sında banliyöde yaşayan 18 yaşında bir genç kızın, onun iki katı yaşında bir playboyla tanıştıktan sonra hayatının değişmesi üzerine bir hikaye.

Tarantino'dan yılın en iyi filmleri

Wednesday, December 23, 2009

Zeki Ökten son yolculuğuna uğurlandı

İSTANBUL - Usta Yönetmen Zeki Ökten için ilk önce Beyoğlu Sineması'nda tören düzenlendi.
Törenin düzenlendiği sinemanın Film afişlerinin asıldığı yere, Zeki Ökten'in afiş boyutunda bir resminin karanfillerle süslenerek konulduğu görüldü. Ökten'in filmlerinden oluşan kolajın gösterimiyle başlayan törende konuşan Sinema ve Tiyatro oyuncusu Rutkay Aziz, Ökten'in suskun bir insan olduğunu ifade ederek, sözlerine ''Ben yitip gitseydim Zeki burada olsaydı, büyük bir ihtimalle susma hakkını kullanırdı'' diyerek başladı.
Ali Taygun'nun da son yolculuğuna uğurlandığını anımsatan Aziz, bunun acı bir tesadüf olduğunu dile getirerek, Ökten'in demokrasiden, özgürlükten, barıştan, emekten yana olduğunu, çalışmalarında da tüm bunları yansıttığını söyledi.
Rutkay Aziz, Ökten'le aralarındaki diyaloglardan örnekler vererek, ''Yani ben Zeki'siz ve kimsesiz kaldım. Başta Güler olmak üzere tüm dostlarına Sağlık ve güç diliyor, onu bir kez daha alkışlıyorum'' diye konuştu.
Ökten'nin çocukluk arkadaşı ve yapımcı Umur Bugay da, salonda resmi makamlardan kimsenin bulunmadığını ileri sürerek, ''Olmamaları daha da iyi. O şimdi en yüksek rütbelerde bizi temsil ediyor'' dedi.
'HAYATA YALIN BAKTI'Bugay, Ökten ile 62 yıl önce Bağlarbaşı İlkokulu'na giderken ''kısa pantolonlu iki çöpten çocuk'' olarak tanıştıklarını ve daha o zamanlardan itibaren hep hayatla yüz yüze olduklarını, hep çalıştıklarını anlatarak, ''O sayede okuduk. Yoksulduk. Zeki Ökten'in sinemasının özü de budur. O hayata yalın baktı. Aydınlıklar içinde yatsın'' diye konuştu.
Zeki Ökten'in çocukluk arkadaşlarından sanat yönetmeni Metin Deniz de, Ökten'in mahcup bir adam olduğunu, bu nedenle ''Kapıcılar Kralı'' gibi Komedi filmlerinin nasıl yaptığına hep hayret ettiğini dile getirerek, ''Asık suratlı gibi görünen inanılmaz sevgi dolu bir dostumu kaybettiğim için çok üzgünüm. Yeri o kadar kolay dolmayacak çünkü çok genç bir adamdı'' dedi.
Yönetmen Zeki Demirkubuz da, Ökten'in 10 yıl asistanlığını yaptığını ve yönetmenliğe başladıktan sonrada kendisini hep onun asistanı gibi hissetmeye devam ettiğini dile getirdi.
Ökten'le 25 yıl önce tanıştıklarını anlatan Demirkubuz ''Bana, 'sen içerden mi çıktın?' dedi. 'Niye böyle sordunuz ağabey' dedim. O yılların yalnızlığı içinde, mahalle arkadaşlarımın bile benden kaçtığı dönemde bunu hissedip sormuş olması, ilişkimizin ağabey-kardeş gibi gelişmesini sağladı'' diye konuştu.
Kimsenin sesini bile çıkaramadığı 12 Eylül darbesi sonrası dönemde, ''Ses'' adlı filmi çekmeye başladığını anlatan söyleyen Demirkubuz, sözlerine şöyle devam etti:
'İŞKENCE ETTİRENLERE SELAM VERMEM'''Bir gün sete dönemin milli Güvenlik konseyinden biri geldi. Selam verdi. Zeki ağabey başını çevirdi. Biz endişelendik 'Ağabey filmi yasaklayabilirler' dedik. Zeki ağabey, 'Ben bu ülkenin çocuklarına işkence ettirenlere selam vermem' dedi.
İşte o böyle bir insandı. Kuşların, hayvanların, insanların, herkesin çektiği acıdan kendini sorumlu hisseden bir insandı, bir sosyalisti. Ruhu şad olsun, dirayeti ile 2 gündür hiç aklımdan çıkmayan Güler ablaya güç diliyorum.''
Sinema oyuncusu Aytaç Arman ise, Ökten hakkında konuşulacak çok şey olmadığını, onun duruşuyla, yaptıklarıyla kendini zaten anlattığını dile getirdi.
Ökten ile 3 filmde birlikte çalıştıklarını ve ondan çok şey öğrendiğini anlatan Arman, ''Kendimi şanslı addediyorum. Zeki ağabey, huzurla coşkuyu harmanlayıp sinema yapan bir insandı. Kendimden bir parça kaybetmiş gibi hissediyorum. Zeki ağabeyi benim için çok anlamlı ve önemliydi'' dedi.
Zeki Ökten'in son filminde birlikte çalıştığı sinema ve tiyatro oyuncusu Cüneyt Türel de, tek filmle çalışmış olmalarına rağmen Ökten'in pek çok film setini ziyaret ettiğini aktardı.
'BELKİ DE EN GENCİYDİ'Türel, sözlerine şöyle devam etti: ''Setinde çok sert biriydi. Eleştirmenlerin söylediklerini bir şey katmak haddim değil, ama şu kadarını söyleyebilirim; ilk filmlerinden bu yana çizgisi Türk sinemasında damga olan birkaç yönetmenden biriydi. Bazı insanlar borçlu giderler yolculuğa, Zeki bu anlamda alacaklıydı. Yapması gerekenleri yapmadan gitti. Yapacak çok şeyi vardı Zeki'nin, 'ununu elemiş, eleğini duvara asmış bir yönetmen' olarak tanımlayanlar oldu. Ununu elemiş denilen Zeki, birçok yönetmenin belki de en genciydi.''
Türel'in konuşmasını zorlukla sürdürdüğü dikkati çekerken onun ardından sahneye davet edilen sinema oyuncusu Tarık Akan ise, göz yaşları ile ''Kusura bakmayın diğer arkadaşlar konuşsun. Özür dilerim, orada ağlayacağıma burada ağlıyayım'' diye konuştu.
Törene, Doğa Rutkay, Bülent Kayabaş, Gani Şavata, Mustafa Alabora, Melike Demirağ, Nur Sürer, Genco Erkal, Şerif Sezer, sinema eleştirmeni Alin Taşcıyan, FİYAD Başkanı Murat Özer'inde aralarında bulunduğu sinemada çok sayıda kişi ve dostları ile sevenleri katıldı.
Zeki Ökten son yolculuğuna uğurlandı

Wednesday, December 9, 2009

Cezaevlerinde insan hakları var mı?

İSTANBUL - Documentarist - İstanbul Belgesel Günleri, yıl içine yaydığı etkinlikler dizisine yeni bir sayfa ekliyor: “Hangi İnsan Hakları?”
Documentarist, 10 Aralık İnsan Hakları Günü ve İnsan Hakları Haftası dolayısıyla 14-17 Aralık tarihlerinde, festivallerde ses getirmiş filmlerden oluşan bir belgesel haftası düzenliyor. “Hangi İnsan Hakları?” başlıklı bu yılki etkinliğin ana teması ise “cezaevleri” olarak belirlendi.
Dünyada pek çok ülke ve şehirde düzenlenen ‘insan hakları Film festivali’ geleneğine uygun olarak, mini bir Festival boyutunda tasarlanan etkinlikte, birbirinden önemli belgeseller gösterilecek.
İnsan hakları temelli sorunlar içinde en kronikleşmiş alanı oluşturan cezaevlerinin, gözden Irak tutulduğu ve gündemden dışlanarak giderek görünmez kılındığı gerçeğinden hareketle, Program daha çok bu konuya odaklanan Türkiye’de daha önce gösterilmemiş filmlerden oluşturuldu.

CEZAEVİNDE GEÇEN HAYATLAREtkinlikte gösterilecek filmlerden biri, 28 yıldır cezaevinde yatan ve her an infaz tehdidiyle yaşayan idam hükümlüsü radikal gazeteci-yazar Mumia Abu Jamal’ın hayatını konu alan “Ömrüm Hapiste Geçti” (In Prison My Whole Life), yapımcılığını ünlü aktör Colin Firth’ün üstlendiği bir belgesel.
Bir polisi öldürmekle suçlanan ancak çeyrek asırdır masum olduğunu haykıran Kara Panterler üyesi gazeteci Abu-Jamal’in hikayesi, onun yakalandığı gün doğmuş bir gencin Amerikan adalet sistemine yaptığı bir yolculuk üzerinden anlatılıyor. Abu-Jamal’in infazı şu günlerde yeniden gündemde.
RENEEtkinlikte gösterilecek bir başka ilginç film, çekimi yaklaşık 20 yıl süren 'René', yaşamının büyük bir bölümünü cezaevinde geçiren bir adamın iç dünyasına doğru unutulmaz bir yolculuk yapıyor.
Uzun yıllara yayılmış öyküleri ile tanınan Çek sinemasının usta belgeselcilerinden Helena Trestikova’nın filmi, geçen yıl en iyi Avrupa Belgeseli seçilmesinin yanısıra pek çok ödül kazandı.
KALEYine ödüllü filmlerden “Kale” (La Forteresse), İsviçre’nin ücra bir köşesinde, dağdaki bir kampta tutulan mültecilerin dramını konu alıyor.
HESAPLAŞMAEtkinlik kapsamında ilk kez Türkiye seyircisiyle buluşacak olan belgesellerden biri de, ilk gösterimi bu yıl Sundance Film Festivali’nde yapılan “Hesaplaşma” (The Reckoning). Film, aralarında Sudan Devlet Başkanı Ömer El-Beşir’in tutuklanma talebi dahil olmak üzere, insanlığa karşı işlenmiş suçlarla ilgili kararlara imza atan Uluslararası Suç Mahkemesi’nin bir savcısının insanüstü çabalarını aktarıyor.

MAVİ BERELİLER, CAMDAN EVKanada yapımı “Mavi Bereliler: Barış ve Utanç” (Blue Helmets: Peace and Dishonor), Birleşmiş Milletlere bağlı barış gücü askerlerinin görev yaptıkları bölgelerde yerel halka karşı işledikleri suçları ele alırken; “Camdan Ev” (The Glass House) İran’da şiddete maruz kalmış kadınların kaldığı bir sığınma evinden portreler aktarıyor.
'CEZAEVİNDE YAŞAM'“Hangi İnsan Hakları?” kapsamında Hollanda’da yayın yapan Metropolis TV tarafından gerçekleştirilmiş, “Cezaevinde Yaşam” başlıklı kısa filmlerden oluşan bir seçki de gösterilecek.
FİLİSTİN ÜZERİNE...Belgesel haftasında Filistin üzerine de üç film yer alıyor. “Buluşma Noktası” (Encounter Point) herkesin savaş psikolojisi içinde yaşadığı bir ortamda barışa şans tanımak isteyen bir grup İsrailli ve Filistinli barış eylemcisinin hikayesini anlatıyor. Filmde, savaşta sevdiklerini yitirdiği halde intikam duygusuna kapılmak yerine “karşı saftakilere” elini uzatan, iki taraf arasında bir diyalog köprüsü kurmaya çalışan insanların doğaüstü çabasını izliyoruz.
‘VIVA PALESTINA’ KONVOYU ISTANBUL’A GELİYORBaşını İngiliz muhalif parlamenter George Galloway’in çektiği ‘Viva Palestina’ konvoyu, geçen yıl Britanya’dan yüzlerce araçla yola çıkıp Fransa ve İspanya üzerinden Kuzey Afrika’ya, oradan uzun bir yol katederek Mısır’a kadar gelmiş ve Gazze üzerindeki kuşatmayı kırmayı başararak, bölgeye yardım malzemesi götürmüştü. Aynı organizasyon Aralık ayında tekrar edilecek ve yine dev bir konvoy bu kez İstanbul’dan geçerek Suriye ve Ürdün üzerinden Gazze’ye ulaşmaya çalışacak. Konvoyu kameralarıyla karşılamaya hazırlanan Documentarist, aynı tarihlerde bir önceki konvoyun hikayesini anlatan “Üç Amca Gazze Yolunda” (Three Uncles Go to Gaza) adlı belgeseli de programına aldı. Gösterim yönetmenin ve konvoy temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşecek.
Filistinle ilgili diğer bir film, “Azim: Filistinde Hayat” (Sumoud - This Palestinian Life), Filistinli köylülerin yıllardır büyük bir sebatkarlıkla sürdürdüğü barışçıl direniş biçimlerini anlatıyor. Yönetmen Philip Rizk, filmin yapımı sırasında Mısır Güvenlik güçleri tarafından kaçırılarak sorgulanmıştı.
TÜRKİYE'DEN...Türkiye’den ise, geçtiğimiz günlerde Altın Portakal ödülünü paylaşan, cezaevi sorununa biri içeriden diğeri dışarıdan yaklaşan “5 Nolu Cezaevi” ve “Ziyaretçiler” etkinlik kapsamında bir kez daha seyirciyle buluşacak. “5 Nolu Cezaevi”, 12 Eylül döneminde Diyarbakır Cezaevi’nde yaşanan gaddarlıkları, o işkencelere maruz kalmış tanıkların ağzından aktarırken; “Ziyaretçiler” New York dışındaki cezaevinde yatan yakınlarını her hafta ziyarete giden kadınların yolculuğunu anlatıyor. Bugüne kadar 20’yi aşkın ülkede gösterilen “İbret Olsun Diye” ise, Türkiye’deki uygulamalar üzerinden idam cezasını sorguluyor.
14-17 Aralık tarihlerinde gerçekleşecek etkinlik boyunca, cezaevindeki Yaşam koşullarına dikkat çeken bir panel, içeridekilere mektup yazma kampanyası gibi yan etkinlikler de düzenlenecek. Film gösterimleri Hollanda Konsolosluğu’na bağlı Dutch Chapel (Beyoğlu) ile Tütün Deposu’nda (Tophane) yer alacak.
Cezaevlerinde insan hakları var mı?