Showing posts with label Bilgisayar. Show all posts
Showing posts with label Bilgisayar. Show all posts

Saturday, April 10, 2010

Bu da gülüş ün altın oranı

İSTANBUL - Gülüş tasarımı diş estetiğinde son yıllarda öne çıkan bir kavram. Gülüş tasarımında en başarılı sonuç, yüzyıllar öncesinden göze hoş gelen objelerin üzerinde varlığı kanıtlamış “altın oran” ile elde ediliyor.
Memorial Ataşehir Tıp Merkezi Diş Hastalıkları Bölümü’nden Dr. Dt. Ezel Yıldız Elmas, DNA molekülünde bile altın oranın gizli olduğunu söyledi ve 'Gülüş tasarımı' hakkında şu bilgileri verdi:
"Doğanın, dişlerin veya sanatın güzelliğini araştırmak istediğinizde ortak bir prensiple karşılaşırsınız. Bu ortak prensip evrensel bir ideal oranın olduğudur. Bir sanat objesinin iyi veya kötü oranlı olduğu, bir yüzün çok uzun veya kısa, oransız göründüğü konusunda kolayca anlaşmaya varırız. İlk çağlardan beri bilinen bu sihirli bağlayıcı oran, güzellikle ilgili bir fenomen olan ‘altın oran’ın ta kendisidir. Altın oran vücudun her bölgesi ve hatta çevremizde estetik olarak algıladığımız her Canlı ve cansız varlıkta da gözlenebilir. Beğendiğimiz bir Film yıldızında, kelebekte, papağanda, DNA molekülünde, hatta sevdiğiniz bir arabada bile altın oranlar gözlenir. Oran, genellikle büyükle küçük arasındaki ilişkiyi ifade eder. Gülüş tasarımında da altın oranı kullanmak kaçınılmazdır.
GÜLÜŞÜNÜZ ALTIN ORANLAR HESAPLANARAK TASARLANIYORYüzdeki tüm organlarla dişler arasında bir uyum ve ölçek oranı vardır. Bu oranlar sadece dişlerin genişliğini kapsamaz aynı zamanda dudaklar ve ağız dikey yüksekliğini ve buna bağlı yüz yüksekliğini de kapsar. İnsan yüzündeki estetik algılama birçok organın uyumuna bağlıdır. Ancak çoğunlukla güzel ve içten bir gülümsemenin şekilli bir burundan çok daha pozitif bir etki oluşturduğunu söyleyebiliriz.
YÖNTEM YENİ, SIRRI YÜZ ESKİÜst ön dişler estetiği belirlemede önemli rol oynar. Yüzdeki birçok organla orantısı olan bu dişler aynı zamanda alt üst çene arasındaki ileri geri ilişkiyi de belirler. Bu dişlerin eksikliğinde rehber olarak yüzün ve ağzın diğer organları alınır.
Altın oran ilk kez MÖ. 500 yılında Pisagor tarafından tanımlanmıştır; ancak altın oranın altın oran dikdörtgenini kullanarak kumpas ve cetvel ile nasıl belirleneceğini MÖ 300 yılında Öklid göstermiştir. En basit şekliyle altın oranı, düz bir çizginin altın oran pergeli ile bir büyük bir de küçük parçaya bölünmesi şeklinde algılayabiliriz.
KİŞİYE ÖZEL ALTIN ORANLARDiş hekimi sadece gözlem ve kayıt alma şeklinde gerçekleştirdiği muayene ile kişiye özel altın oranları belirler. Dünyada estetik görünüme sahip binlerce ağız üzerinde yapılan ölçümler belirli sabit değerlerin ağız ve yüz denkleminde ortaya çıktığını gösterir. İşte bu sabit değerler, dişler için de aynıdır ve altın oran olarak tanımlanır.
Gülüş tasarımında altın oran hesaplaması, hastanın yüzünde ve dişleri üzerinde birtakım özel ekipmanlar sayesinde gerçekleştiriliyor. Uygulama yalnızca diş kliniğinde yapılabiliyor, kolaylığı, kişiye ağrı ve acı hissettirecek herhangi bir müdahalede bulunulmaması ve pratikliği ile dikkat çekiyor.
ALTIN ORANDA ESTETİK GÜLÜMSEME DEĞERLERİAltın orana göre yan kesici dişler 1 birim kabul edilirse, üst ön kesici dişin yan kesici dişten 1, 618 oranında büyük olduğu görülür. Yan kesici diş diğer yanında bulunan köpek dişinden 1,618 kat daha fazla gülümseme sırasında görünür. Aynı şekilde köpek dişi 1,6718 oranında fazlaca 1 küçük azı dişinden fazla görünmelidir. Üst ön 6 kesici dişin, alt ön kesici dişlere oranı da aynı rakamı vermektedir. Her diş kendi içinde kıyaslama yapıldığında aynı rakama ulaşılır. Gözün uzunluğu ile gülümseme sırasında ortaya çıkan mesafe oranlandığında da aynı rakama ulaşılır.
Aslında ulaşılan bu oran vücudun, yüzün hatta dişlerin arasında yapılan ölçümlerden elde edilen bir sabittir. Önemli olan yüzde bu tip oranların varlığıdır. Kişi veya hekim estetik bir gülümseme için ne kadar kişisel bilgi birikim ve değerlendirmelerini kullansa da bu durum kişisel değil, aslında matematikseldir. Doğru uzunlukta dişler yapılarak doğru mesafe oranlarıyla çalışılarak kişinin kendi üzerindeki estetik algısı ve beklentisi risksiz şekilde planlanır.
YENİ BİR GÜLÜŞ İÇİN...Bu ölçümler her ne kadar Bilgisayar ve fotoğraf üzerinde yapılabilse de en sağlıklısı, kayıtların hasta ve hekimin yüz yüze, özel ölçüm pergelinin kullanılması ile elde edilen şeklidir. Bu ölçümleri diş hekimi ve diş hekimliği teknisyeni değerlendirir ve kişiye özel gülümsemeyi dizayn ederek, “yeni gülüş” diş hekimi tarafından hastanın onayına sunulur.
Ortaya çıkacak olan yeni gülüşünü kişi hayal etmekte zorlanabilir. Bu konuda güvensizlik ve huzursuzluk yaşayabilir. Böyle durumlarda operasyona başlamadan diş rengindeki malzemelerle mock-up (geçici model) çalışması yapılır. Mock-up ile kişinin dişlerine dokunulmadan, bittiğinde nasıl bir görünüm vereceği kabaca belirlenmiş olur. Kişi dilerse tedaviye karar verir ya da tedaviden vazgeçebilir.
YUVARLAK YÜZE UZUN, UZUN YÜZE OVAL DİŞGülüş tasarımına başlarken tüm ölçümlerin altın oranlara göre belirlenmesi kişinin yüz tipi, cilt rengi, yaş ve cinsiyetine bağlı kriterlerin değerlendirilmesi gerekir. Genellikle kare veya yuvarlak yüzlü kişilerde diş formları kare veya yuvarlak, uzun yüzlü kişilerde diş formları da uzun olur. Klasik diş hekimliğinde bu benzerlikler korunmaya çalışılarak restorasyon yapılır. Bazen estetik yönden bir şeyleri değiştirmek istediğinizde bu benzerlikleri tersine çevirerek farklı ifadeler veren diş yapıları ile elde edilebilir. Örneğin uzun yüzlü bir kişiye dikdörtgen formda uzun dişler yapılırsa yüzü olduğundan da uzun görünebilir. Böyle kişilere oval veya daha geniş formlar denenerek yüzdeki hoş olmayan uzunluk kamufle edilebilir. Yine yuvarlak yüzlü bir kişiye daha ince uzun formda dişler yapılarak yüzünün daha ince görünmesi sağlanabilir. Ancak unutmamak gerekir, tüm bu işlemler yüzde yapılacak ölçümlere ve altın oranlara göre planlanmalıdır.
SERT YÜZ İFADESİ DİŞLERLE YUMUŞARSert ifadeli bir bayan yüzü dişlerin şekli değiştirilerek yumuşatılabilir ya da çocuksu ve masum ifadeli erkek yüzü diş şekilleri değiştirilerek ifade daha maskülen hale getirilir. Arzu edilen sonuçlara ulaşabilmek için erkek ve bayan dişleri arasındaki boyut ve şekil farklılığını doğru kullanmak gerekir.
YÜKSEKLİK KISA OLURSA KİŞİ YAŞLI GÖZÜKÜRGüzel bir gülümsemeyi hedefleyen gülüş estetiğinde ağzın dikey boyut yüksekliği önemlidir. Dinlenme halinde alt çene ve üst çene arasındaki mesafe ağız yüksekliğini belirler. Bu yükseklik yetersiz ise dudaklar büzüşür, kişi olduğundan daha yaşlı gözükebilir. Bu yüksekliğin fazla olması da dişlerin normalden fazla görünmesine sebep olur ve estetiği bozar. Tamamen dişsiz olan kişilerde çiğneme düzlemini oluşturmak oldukça zor ve önemli bir işlemdir. Doğru planlanmış bir protez tasarımında hasta yaşına ve cinsiyetine uygun güzel bir gülümsemeye sahip olurken; istediği gıdayı rahatça tüketebilir, çiğneme kalitesi artar.
ESTETİK MÜDAHALE DE GEREKEBİLİR60 yaşındaki bir bayan veya erkekle, 25 yaşındaki bir bayan ya da erkeğe standart bir gülüş tasarımı yapılamaz. Dişlerin boy ve oranları yaşa bağlı değişir. Unutmamak gerekir ki dişlerin şekil ve uzunlukları ile kişinin gençleşmesi mümkündür ancak 60 yaşındaki bir yüze 25 yaş dişleri yerleştirilemez. Mutlaka bu tip hastalarda estetik cerrahisi ile cilt, dudak, yanak, çene altı ve göz çevresi desteğine de ihtiyaç duyulacaktır. Böyle durumlarda estetik cerrahla diş hekimi birlikte de operasyonlara girmektedir.
KULLANILAN YARDIMCI TEKNİKLERPorselen laminat venerler: Dişlerin üst yüzeylerine yapıştırılan ince poselen yapraklar, estetik diş hekimliğinde en çok kullanılan tekniktir. Dişten çok az madde kaldırarak ya da hiç madde kaldırmadan restorasyon uygulanmaktadır. Bu sayede mevcut diş dokusu korunur, sistem ışığı ideal yansıtabildiği için görüntüyü doğal dişten ayırmak mümkün değildir. Beyazlatma sistemleri: Kişinin doğal diş renginin daha beyaz ve ışıltılı olmasını sağlar. Travma, yaşlılık ve çeşitli ilaçlarla meydana gelen kalıcı renklenmeleri ortadan kaldırabilir. Estetik restorasyonlar: Çürük dişlerin doldurulması ve eskimiş renkleşmiş dolguların yenilenmesi, mineye uyumlu ve aynı renkte gelişmiş kompozit ve seramik (porselen) materyaller ile sağlanır. Metal desteksiz tam porselen venerler: Dış görünümü ve diş sağlığını geliştirmek amacıyla çok hasarlı ya da daha önceden kesilmiş dişlere uygunlanmaktadır. Kozmetik düzenleme: Mine plastisisi olarak da adlandırılan işlemde, diş yapısından kaynaklanan şekil bozuklukları, dişlerin mine dokusunda yapılan minimal ve özel aşındırmalarla düzenlenir.
Bu da 'gülüş'ün altın oranı

Tuesday, December 29, 2009

2010 Dokunmatik ekranlar ve akıllı TV lerin yılı

Daha çok kriz ve kampanyaların konuşulduğu 2009 yılının sonunda yeni ürün ve servislerin tahminleri şimdiden yapılıyor. Akıllı televizyonlar hızlı internet bağlantısı ile merakla beklenen IPTV servisine 2010 yılında kavuşacağız. Apple'ın aylardır konuşulan tablet bilgisayarı yine gelecek yılın merakla beklenen ürünleri olacak. Google, Chrome yüklü mini dizüstü bilgisayarları yılın sonuna doğru piyasaya sürülmesi beklenirken Film yüklü USB flaş bellekler film dağıtımında kullanılırken, sabit disklerin ve DVD'lerin tahtı sarsılıyor. Windos Mobile 6.5 işletim sistemine sahip HTC'nin HD2 modeli iPhone tadında ilk telefon olarak 2010 Ocak ayının sonlarında Türkiye'de vitrinlere çıkacak. Google, Chrome işletim sistemine sahip mini dizüstülerin 2010'un sonuna doğru piyasada olabileceğini açıkladı.



2010'UN Dijital OYUNCAKLARI

* Apple'ın yeni tablet bilgisayarı MacBook Touch.

* Akıllı internet televizyonu IPTV, testleri başladı.

* Google Chrome işletim sistemine sahip mini dizüstü Bilgisayar geliyor.

* HTC Windows Mobile 6.5 işletim sistemini HD2 akıllı teylefonunda kullanacak.

* Flaş bellekler, sabit disk ve DVD'lerin sonunu hazırlıyor.
2010 Dokunmatik ekranlar ve akıllı TV'lerin yılı

Tarih yazan cep telefonları

Geçtiğimiz 10 yıl sayısız teknolojik gelişmeye şahit oldu. Ama bu gelişmeler içerisinde bir tanesi var ki, 7'den 70'e herkesin cebine girmeyi başardı: Cep telefonu.

Geçtiğimiz 10 yılda devrimsel bir değişim ile önce küçülen, sonra da büyüyüp Bilgisayar yavrusu boyutlara gelen cep telefonları, artık hayatımızın ayrılmaz bir parçası. Sadece telefonla konuşmanın ya da SMS ile haberleşmenin ötesine geçerek, günlük e-posta kontrolünden Müzik dinlemeye, Film izlemeye kadar her işe yarar hale geldiler.

Birbirinden güçlü cep telefonları 1GHz gücünde işlemcilere, 10+ Megapiksel kameralara ve 3G internet bağlantısına kavuştu. Bu daha bir başlangıç! Her gün yeni ve daha güçlü cep telefonları haberleriyle karşılaşırken, bir durup cep telefonlarının bu hale nasıl geldiğine birlikte bakalım.

İşte geçtiğimiz 10 yılın, Cep Telefonu tarihine imzasını atan 10 klasik modeli...

Tarih yazan cep telefonları

Thursday, December 24, 2009

Burası artık Zombi Birleşik Devletleri

İSTANBUL - ‘‘Hayatıma ilk defa bir kadın girdi ama o da beni yemeye çalıştı’’
‘Loser’ (kaybeden) bir karakterin ağzından dökülen bu sözler bu hafta gösterime girecek ‘Zombieland’ filminden. Zombieland'de hayatta kalan az sayıda kişiden biri olan Columbus’un ağzından dökülen sözler Film sona erene kadar da sürüyor…
''İnsanlar zombi olmadan önce insanlardan kaçardım. İnsanlar zombi olunca onları özler oldum’’
‘Zombieland’in hikayesi son zamanlarda izlediğimiz ’28 Hafta Sonra’, ‘Ben Efsaneyim’ gibi filmlerden aşina olduğumuz insandan yoksun bir dünyada geçiyor. Film, dört karakterin etrafında gelişen hikayeyi Columbus’un ağzından anlatıyor. Dünya, Zombieland’e dönmeden önceki hayatında tam bir asosyal olan, Bilgisayar başından kalkmayan Columbus’un Zombieland’de hayatta kalan insanlardan biri olması filmin tonunu ve gideceği yönü de baştan belli ediyor.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, ‘Zombieland’ gösterime girdiği hemen her ülkede 2004 yapımı ‘Shaun of the Dead/ Zombilerin Şafağı’ ile kıyaslanmak gibi bir şanssızlık yaşadı. Şanssızlık çünkü Edgar Wright’ın yönettiği ‘Zombilerin Şafağı’, son 10 yılın en iyi filmlerinden biri olmakla beraber zekice yazılmış senaryosuyla da Sinema tarihinde 'eşi benzeri olmayan filmler' arasında kendine rahatlıkla yer buldu. Sert sahnelerine rağmen bir zombie parodisi olan ‘Zombieland’in bu başyapıttan etkilendiği açık ama Yönetmen Ruben Fleischer’ın kendine ait bir zombi dünyası yaratmaya çalıştığının da hakkı verilmeli. Nasıl zombi denildiğinde akla ilk olarak büyük usta George Romero geliyorsa, böyle bir parodi de ‘Zombilerin Şafağı’ ile bir kıyaslamayı zorunlu kılıyor. Ama Fleischer, hikayesini Amerika üzerinden kurarak, karakterlerin yalnızlığı ve Zombieland’den önceki yaşamlarını da dramatik yapıya eklemleyerek geleceği olmayan bir dünyada anti kahramanlar yaratmayı başarıyor, ama…

Hikaye, zombiliğin her yere nüfuz ettiği dünyada geçiyor. Hepsi hayatta kalmaya çalışan – loser, sert erkek ve iki kurnaz kız kardeş – dört karakterin dünyasında sorun, virüsün nedeni, zombilerin çoğalması ya da 'nasıl kurtuluruz' hesapları değil. Çünkü o aşamalar çoktan geçilmiştir. ABD artık Zombi Birleşik Devletleri’dir. Kurtuluş diye bir şey yoktur ve tek amaç, ısırılmadan, etlerin parçalanmadan, sağ kalmaktır. Bencil olmanın haklı olduğu bu dünyada önemli olan tek şey sağ kalmaktır. Ama bu dört karakterin yolları öyle bir şekilde kesişiyor ki zombilere karşı - aslında yaşamak adına - bir takım kurulması şart oluyor.

Dört kişilik takımın kimyasında sorun olmasa da hikayenin kısa zamanda geçmesi belli başlı sorunlar yaratıyor. Öncelikle büyük kısmı yolda geçen filmde yol filmlerinin olmazsa olmazı eğlenceli ve zekice diyaloglar maalesef yok denecek kadar az. Karakterler arası çatışma da yaratılamadığından klişelere mahkum olan film geriye dönüşlere (flashback) sıklıkla yer verilmesi nedeniyle de atmosfer yaratma konusunda da başarısız oluyor.
Sağlam bir Hikaye kurgusuna da sahip olamayan filmin en başarılı bölümü Bill Murray’nin konuk olduğu sahneler. Bir nevi saygı duruşu niteliği de taşıyan ve Murray’nin personasına yakışır biçimde mizaha sahip bu sahneler, Zombieland’i izlemek için yeterli bir sebep sayılabilir. Fragmanda da göze çarpan zombielerin öldürüldüğü sahneler ise yeni bir şey sunmasa da filmin iyi yaptığı işlerden biri. Sert ve kanlı olan bu karelerin birçok ülkede - katılmasak da -rahatsız edici bulunduğunu da ekleyelim.

Oyunculuklara gelince… ‘Yalnız kovboy’ rollerini artık gözü kapalı oynayan ve en son ‘2012’de izlediğimiz Woody Harrelson her zamanki gibi iyi. Emma Stone ve gelişimini beyazperdede izlediğimiz çocuklardan Abigail Breslin de sırıtmıyorlar. Ama filmin en iyisi kesinlikle Columbus rolündeki Jesse Eisenberg oluyor. Daha önce de asosyal, kaybeden, kız tavlayamayan ergen rollerini canlandıran Eisenberg, burada da gayet başarılı.
Burası artık Zombi Birleşik Devletleri

Gidiş alana dönüş bedava


Pamukkale Turizm Genel Müdürü Mehmet Ali AKÇIN yaptığı açıklamada “Ülkemizin içinde bulunduğu küresel kriz ortamını yolcularımızla omuz omuza vererek atlatmak ve yolcularımıza destek olmak amacıyla “Gidiş Sizden Dönüş Bizden” kampanyasını başlattık. Kampanya, Pamukyol ve Teknobüs adı verilen özel servisler dahil tüm araçlarda ve tüm güzergahlarda geçerli olacak.” dedi. Özel servisler hakkında bilgi veren AKÇIN, 2+1 oturma düzeninde genişletilmiş özel koltuk dizaynıyla, her koltukta LCD ekranlar aracılığıyla 50’ye yakın Film, birçok Müzik çeşidinde yüzlerce şarkı, onlarca Bilgisayar oyunu, Uydu kanal yayını ve kesintisiz Mobil hızlı internet imkanlarıyla yolculukları keyifli hale getirdiklerini, Pamukyol ve Teknobüs araçlarında bulunan koltuk arkası ekranlarda emsal uygulamalardan çok farklı olarak ülkemizde ilk defa gerçekleştirilen USB GİRİŞİ olanağı ile de yolcuların flash bellekleri ile diledikleri film, fotoğraf, müzik gibi dokümanlarını seyahat esnasında kullanarak kişiye özel hizmet imkanı sunduklarını belirtti.
AKÇIN, Pamukkale Turizm’in 2009 yılı itibariyle Lösemili Çocuklar yararına başlattığı PAMUKELLER adlı sosyal sorumluluk projesine, 2010 yılında da LÖSEV ile ortak çalışmalarla devam edeceklerini, tedavi gören Lösemili çocukların aileleriyle birlikte ulaşımlarının firma tarafından sağlanmasının yanında her ay Lösemi hastası çocukların tedavisinde kullanılmak üzere LÖSEV’e önemli oranda maddi destekte bulanmaya devam edeceklerini belirtti.

Gidiş alana dönüş bedava

Saturday, December 19, 2009

Yeni bestseller bulundu


Yazarın Milennium serisine ait diğer iki kitabı olan Ateşle Oynayan Kız ve Eşekarısının Yuvasını Tekmeleyen Kız da beyazperdeye uyarlanacak.
Daha önce İsveç’te beyazperdeye uyarlanan film, Avrupa’da 100 milyon dolardan fazla hasılat elde etmişti. Filmin başrolünde ise İsveçli oyuncu Noomi Rapace yer almıştı. Her ne kadar Film beğeni toplasa da Sony Pictures filmin Hollywood versiyonunda tanıdık bir yüz kullanmak istiyor. Başrol için düşünülen isim ise bu aralar tüm dünyada fırtınalar estiren ve hasılat rekorları kıran Alacakaranlık/Twilight serisinin genç yıldızı Kristen Stewart. Serinin ilk kitabı olan Ejderha Dövmeli Kız, Lisbeth Salander adında fotoğrafik hafızası olan bir Bilgisayar korsanının, araştırmacı gazeteci Mikael Blomkvist’e suçları çözmesi konusunda yardım etmek için katılmasını konu alıyor.
Schindler’in Listesi’nin Oscarlı senaristi Steven Zaillian’ın senaristliğini üstlendiği filmin prodüktörlüğünü ise Doug Belgrad yapacak. Belgrad, seriyi sinematografik anlatımlı ve içerisinde Fantastik karakterler bulunduran bir hikâye olarak nitelendiriyor. Kitabın yazarı Larsson, henüz 50 yaşındayken ani bir kalp krizi sonucu hayatını kaybetmiş, ilk kitabın basıldığını ve büyük başarısını göremeden hayata gözlerini yummuştu. Larsson, aktivist ve gazeteciydi. Ejderha Dövmeli Kız, yazarın ölümünden birkaç ay sonra yayımlanmış ve büyük bir başarı kazanmıştı. kitap satışları 23 milyona ulaşan yazar, geçen yıl kitapları en fazla satan yazar olmuştu.










Yeni bestseller bulundu

Wednesday, December 16, 2009

Beyin her gün 100 BİN kelime kaydediyor


CALIFORNIA Üniversitesi’nin yaptığı çalışma, yetişkinlerde konsantrasyon eksikliğinin nedenlerinden birinin de, “beynin aşırı yüklenmesi olduğunu” ortaya koydu. Buna göre yetişkin bir insan, günde ortalama 100 bin 500 kelime duyuyor ve okuyor. Beyni bombardımana tutan kelimeler, bir veri seline yol açıyor. Buna Bilgisayar oyunları gibi görsel öğeler de eklenince, beyin günlük 34 gigabyte, yani ortalama bir bilgisayarı bir haftada dolduracak kadar veriyle karşılaşıyor. Aşırı yüklenen ve yorulan beynin yapısı da değişiyor.

ARAŞTIRMAYI gerçekleştiren ekipten Roger Bohn, “bir günde” kavramının iş dışı saatlerden oluştuğunu belirterek, aslında gerçek rakamların çok daha yüksek olduğunu bildirdi. Çalışmasında Film izlerken, Radyo dinlerken, Gazete okurken ya da internette gezilirken maruz kalınan kelimelerin de beyni etkilediğini vurgulayan Bohn, “Dikkatimiz, kısa aralıklara ayrılıyor ve bu da derin düşünebilmek açısından iyi bir şey değil” dedi. Oxford Üniversitesi’nden Prof. Colin Blakemore ise “Beyin nasıl kullanıldığına bağlı olarak büyüyebilir ve boyutları yükselebilir. Belki de yeni bilgiler, yeni sinir hücrelerinin doğmasına neden olur” diye konuştu.

Beyin her gün 100 BİN kelime kaydediyor

Avatar a doğru geri sayım ..


Oscar’lı Yönetmen James Cameron’ın Titanik’ten bu yana üzerinde çalıştığı üç boyutlu bilimkurgu filmi “Avatar” nihayet beyazperdede. Filmin dünya prömiyeri 10 Aralık’ta Londra’da yapıldı, 18 Aralık’ta Türkiye’de vizyona girecek.
Cameron’ın yazıp yönettiği, başrollerini Sam Worthington, Sigourney Weaver, Michelle Rodriguez ile Zoe Saldana’nın oynadığı 161 dakikalık Film 2154’te geçiyor. Amerikan donanmasında görev alan Jake Sully, bir savaşta felç oluyor ve Avatar programına alınıyor. Bu Program insanları Pandora adlı gezegende yaşayan Navi halkına dönüştürüyor. Pandora’da kimi güzel ve iyi niyetli kimi ise ürkütücü yaratıklar yaşıyor. İnsanoğlu değerli madenlerin peşinde Pandora’ya girmeye çalıştıkça insanlar ile Naviler arasında da bir mücadele başlıyor. Filmin konusu böyle, yapım öyküsü ise 15 yıllık...

2 devam filmi olacak
Cameron, “Avatar” için 1994’te 114 sayfalık bir senaryo yazdı. 1996’da Titanik’in çekimini bitirdikten sonra Avatar’ı perdeye taşıyacağını açıkladı. İlk aşamada filmin bütçesi 100 milyon dolardı. Cameron’ın hayalindeki görüntüleri perdeye taşıyabilmesi için çok yüksek teknolojiye ihtiyacı vardı. Digital Domain adlı efekt şirketinin projeye dahil olmasıyla 1997’de çalışmaya başladılar. Hedef, filmi 1999’da bitirmekti. Ancak işler daha yavaş yürüdü. Çünkü Cameron’ın kullanmak istediği Teknoloji gelişim aşamasındaydı. Ama bu yönetmeni yıldırmadı hatta 2006’da, henüz filmi tamamlamadan Avatar’a iki devam filmi çekeceğini açıkladı.

Oyunu çıktı bile
Cameron’ın bu kadar hassasiyet gösterdiği özellik, filmdeki Navilerin gerçeğe olabildiğince yakın olması. Bu amaçla kullanılan The Volume adındaki kamera, oyuncuların mimiklerini çekip bilgisayara aktarıyor. Böylece Navilerin ifadeleri yüzde 95 oranında gerçek görünüyor. Cameron’a göre filmin yüzde 60’ı gerçek, yüzde 40’ı Bilgisayar yapımı sahnelerden oluşuyor. Filmin bilgisayar oyunu versiyonu “James Cameron’s Avatar: The Game” ise film gösterime girmeden, aralık başında piyasaya sürüldü.
237 milyon dolar
* Çekimler Los Angeles ve Yeni Zelanda’da yapıldı.
* Yalnızca detay sahnelerin çekimi için 4 ay harcandı.
* Prodüksiyonda bin kişi çalıştı.
* Toplam bütçe 237 milyon dolara ulaştı.
* Film 67. Altın Küre ödülüne en iyi drama dalında aday.
Avatar’a doğru geri sayım ..