Showing posts with label tedavi. Show all posts
Showing posts with label tedavi. Show all posts

Saturday, April 10, 2010

Dahi piyanist yeniden Türkiye de

İSTANBUL - Hayatı Oscar ödüllü ''Shine'' filmine konu olan şizofreni hastası piyanist David Helfgott, 3 Nisan'da KKTC'de, 6 Nisan'da psikiyatristlere konser verecek.
Dünyanın en önemli piyanistlerinden biri kabul edilen David Helfgott, ''Gazi Psikiyatri Günleri'' kapsamında 3 Nisanda KKTC'de Sahne alacak.
Helfgott, bu konserin ardından Kültür ve Turizm Bakanlığı ile İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve Hürriyet Gazetesinin katkılarıyla 6 Nisan'da da Türkiye'de olacak.
Helfgott, konserlerinde 12 yıl tedavi görmesine sebep olan Rahmaninov'un 3. Piyano konçertosunu yorumlayacak.
'The Last Great Romantic, Rahmaninov' albümü 4 milyondan fazla satan, 'Billboard' dergisi tarafından da en başarılı Klasik Müzik albümü seçilen Helfgott’un İstanbul konseri ise yine Aya İrini’de gerçekleşecek.
HAYATI Film OLDUAktör Geoffrey Rush'a 'En İyi Erkek oyuncu Oscar'ını kazandıran 'Shine' filminde, ruh sağlığı yerinde olmayan, Müzik aşığı bir babanın kendi olamadığı müzisyen kimliğini oğlunda yaşatmaya çalışması ve bu süreçte yaşanan dramlar konu ediliyor.
Dahi piyanist yeniden Türkiye'de

Thursday, December 24, 2009

Gidiş alana dönüş bedava


Pamukkale Turizm Genel Müdürü Mehmet Ali AKÇIN yaptığı açıklamada “Ülkemizin içinde bulunduğu küresel kriz ortamını yolcularımızla omuz omuza vererek atlatmak ve yolcularımıza destek olmak amacıyla “Gidiş Sizden Dönüş Bizden” kampanyasını başlattık. Kampanya, Pamukyol ve Teknobüs adı verilen özel servisler dahil tüm araçlarda ve tüm güzergahlarda geçerli olacak.” dedi. Özel servisler hakkında bilgi veren AKÇIN, 2+1 oturma düzeninde genişletilmiş özel koltuk dizaynıyla, her koltukta LCD ekranlar aracılığıyla 50’ye yakın Film, birçok Müzik çeşidinde yüzlerce şarkı, onlarca Bilgisayar oyunu, Uydu kanal yayını ve kesintisiz Mobil hızlı internet imkanlarıyla yolculukları keyifli hale getirdiklerini, Pamukyol ve Teknobüs araçlarında bulunan koltuk arkası ekranlarda emsal uygulamalardan çok farklı olarak ülkemizde ilk defa gerçekleştirilen USB GİRİŞİ olanağı ile de yolcuların flash bellekleri ile diledikleri film, fotoğraf, müzik gibi dokümanlarını seyahat esnasında kullanarak kişiye özel hizmet imkanı sunduklarını belirtti.
AKÇIN, Pamukkale Turizm’in 2009 yılı itibariyle Lösemili Çocuklar yararına başlattığı PAMUKELLER adlı sosyal sorumluluk projesine, 2010 yılında da LÖSEV ile ortak çalışmalarla devam edeceklerini, tedavi gören Lösemili çocukların aileleriyle birlikte ulaşımlarının firma tarafından sağlanmasının yanında her ay Lösemi hastası çocukların tedavisinde kullanılmak üzere LÖSEV’e önemli oranda maddi destekte bulanmaya devam edeceklerini belirtti.

Gidiş alana dönüş bedava

Wednesday, December 23, 2009

Abisinden hamile kaldı


İlköğretim okulu mezunu F.D., dün gece mide ağrısı şikayetiyle babası Ö.D. tarafından Numune Hastanesi Acil Servisi'ne getirildi. Burada muayene edilen ve tahlil için kan alınan genç kızın ayrıca röntgen filmi çekildi. Doktorlar, genç kızın hamile olduğunu ve doğum sancısının başladığını fiziki muayenede anlamadı. Film çekildikten sonra ihtiyaç gidermek için hastanenin tuvaletine giden F.D., sancıları artınca burada bir kız bebek doğurdu.
DOĞURDUĞU SONRADAN ANLAŞILDI
Bebeği çöpe attıktan sonra yeniden doktorun yanına dönen kızın çekilen film sonuçlarında hamile olduğu belirlendi. Tuvaletteki doğumdan habersiz olan hastane doktorları, kadın- doğum servisi bulunmadığı için genç kızı Sivas Devlet Hastanesi'ne sevk etti. Sevkle hastaneye gelen genç kıza yapılan muayenede karnında bebek olmadığı ortaya çıktı. Yapılan fiziki muayenede genç kızın kısa süre önce doğum yaptığı belirlendi. Bunun üzerine polis ekiplerine Haber verilerek bebeğin bulunması için çalışma başlatıldı.
Numune Hastanesi'nde yapılan araştırmalar soncunda, tuvaletteki çöp kutusunun içinde bir poşetteki bebek ölü olarak bulundu. Bebek cesedi, polis ekipleri tarafından alınarak otopsi için Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi morguna gönderildi.
AĞABEY İSTANBUL'A GİTMİŞ
Hastane tuvaletinde ölü bulunan bebeğin yapılacak otopsi sonrasında ölü olarak mı doğduğu, yoksa doğduktan sonra mı öldüğünün belirleneceği öğrenildi.
Olay sonrasında polisler, F.D.'nin babası 55 yaşındaki Ö.D.'yi gözaltına aldı. Baba Ö.D., olayla ilgili herhangi bir bilgisi bulunmadığını dile getirdi. Hastaneye yatırılarak tedavi altına alınan F.D. ise verdiği ilk ifadesinde, ağabeyi A.D.'nin kendisiyle 7.5 ay önce köydeki evlerinde ilişkiye girdiğini, ancak korktuğu için bunu kimseye söylemediğini, hamile olduğunu da bilmediğini anlattı. Yapılan araştırmada 15 gün önce köyden çalışmak amacı ile İstanbul'a gittiği öğrenilen ağabey A.D.'nin de aranmasına başlandığı bildirildi. Cumhuriyet Başsavcılığı olayla ilgili geniş çaplı soruşturma başlattı.
Genç kızın mide ağrısı şikayetiyle başvurduğu sırada yapılan fiziki muayenesinde karnında hamileliği gösterebilecek fiziki bir belirti olmadığı öğrenilirken, genç kıza acil serviste müdahalede bulunan Doktor E.E. doğumun yaklaştığı durumlarda bebeğin kasıklara doğru inmesi nedeni ile karnın düz bir görüntü aldığını, hamileliğin ancak çekilen filmlerden sonra tespit edildiğini dile getirdi.
10 ÇOCUKLU AİLE
8 çocuklu Ö.D. ve E.D. çiftinin kızları F.D.'nin ailenin 6'ncı, ağabeyi A.D.'nin ise 4'üncü çocuğu olduğu öğrenildi. Anne E.D.’nin 1998 yılında öldüğü, ardından baba Ö.D.'nin ikinci evliliğini yaparak C.D. ile hayatını birleştirdiği ve bu evlilikten de 2 çocuğu daha olduğu öğrenildi.

Abisinden hamile kaldı

Monday, December 14, 2009

Songül 5 hastane dolaştı, domuz gribinden öldü


ANTALYA'daki farklı hastanelere toplam 5 kez gitmesine karşın doktorların “Farenjit olmuşsun, bol bol mandalina ye” diyerek eve gönderdiği 25 yaşındaki Songül Arslan'ın domuz gribinden öldüğü ortaya çıktı. Genç kızın ölümünden 5 gün sonra gerçeği öğrenen ailesi, isyan etti. Ayşegül Arslan, kardeşi Songül'ün ölmeden önceki son sözlerinin, “Artık öleyim de kurtulayım” olduğunu söyledi.

Kepezaltı Mahallesi'nde ailesiyle oturan Songül Arslan, 29 Kasım günü yüksek ateş ve halsizlik nedeniyle Atatürk Devlet Hastanesi Acil Servisi'ne götürüldü. Hiçbir test ve tahlil yapılmadan ‘Farenjit’ teşhisi konularak eve gönderilen Songül'ün ateşi düşmeyince, ablası Ayşegül Arslan, ikinci kez aynı hastaneye götürdü. Şurup verilip eve gönderilen Songül'ün ateşinin 39.0 dereceye çıkması üzerine ablası, 30 Kasım günü sabah erkenden Antalya Eğitim ve araştırma Hastanesi'ne götürdü. Soluk alıp vermekte zorlanan Songül'e “Ciğerleri dolmuş” diyerek iğne yapan doktorlar, taburcu etti. 1 Aralık günü yeniden Atatürk Devlet Hastanesi'ne götürülen ve ayakta durmakta zorlanan Songül Arslan, doktorlar tarafından “Faranjit olmuşsun, bol bol mandalina ye” diyerek yine evine gönderildi. 2 Aralık günü saat 05.00'de durumu ağırlaşan Arslan, yeniden Atatürk Devlet Hastanesi'ne getirildi. Ateşi 39.8 derece ölçülen, tahlilleri yapılıp Film çekilen Songül Arslan, hemen yoğun bakım ünitesine alındı. 5 Aralık günü saat 11.40'da ölen Songül Arslan'ın cenazesi ailesine teslim edilirken, “Hastanın ciğerleri tamamen bitmiş” denildi.

5 kez hastaneye götürülen ve domuz gribinden ölen Songül'ün ev kadını annesi Hatice Arslan, “Doktorlar, farenjit teşhisi koydukları Songül'ü hastaneye her götürdüğümüzde, ‘Evde bol bol mandilana ye’ diyerek geri gönderdi” dedi.

Kardeşinin domuz gribinden öldüğünü 5 gün sonra öğrendiğini belirten ve bir firmada sekreter olarak çalışan 29 yaşındaki abla Ayşegül Arslan, “Uçakta ateşli yolcu olduğunda sefer iptal edip, yolcuların evlerinden toplandığı bir ülkede, kardeşim domuz gribinden öldü. Fakat bizler kardeşimin ölümünden 5 gün sonra, ailemizden bir başka kişinin hastalığı için hastaneye gittiğimizde Songül'ün domuz gribinden öldüğünü öğrendik. Ölüm raporuna bakmamıştık, hastanede karşılaştığınız Sağlık personeli söyledi” diye konuştu.

“İlgisizlik nedeniyle domuz gribinden ölen kardeşimizin ölümüne neden olan kişiler hakkında dava açacağız” diyen abla Ayşegül Arslan, şunları söyledi: “Atatürk Devlet Hastanesi'ne 1 Aralık'taki gidişimizde bir saat gözetim altında tuttular. Songül ayakta duramıyordu. O anki sözleri aklımdan çıkmıyor, ‘Artık öleyim de kurtulayım’ diyordu. Kardeşim ateşler içindeyken dahi doktorlar, ‘Bol bol mandalina yesin’ diyerek eve gönderdiler. Bir sonraki gün saat 05.00'de durumu daha da ağırlaşınca hastaneye götürdüğümüzde yoğun bakıma aldılar. Daha sonra da, ‘Hastanın ciğerleri tamamen bitmiş’ diyerek cenazesini verdiler.”

BAŞHEKİM: ÇOK YOĞUN, KASIT ARANMAMALI
Atatürk Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm.Dr. Kemal Kiraz iddiayla ilgili olarak, “Hastaya yapılan tüm teşhis ve tedaviler kayıt altında. Eğer ailenin kuşkusu var ise resmi kurumlara başvuruda bulunur ve yapılan incelemede tedavi süreci yazılı olarak verilir. Her gün Acil Servis'e binlerce hasta başvurusu oluyor. Bunların çoğu yüksek ateşli hastalığa bağlı başvurudur. Her hastaya yatış yaptırmamız mümkün değil. Hastanemizde hekim sağlık personeli ve ilaç sıkıntısı yok. Adı geçen hasta için kasıt aranmamalı, ancak ölen genç kızımızın yakınlarının üzüntüsüne ortak olmamak elde değil” diye konuştu.
Songül 5 hastane dolaştı, domuz gribinden öldü

Thursday, December 10, 2009

Dizleriniz rahat vermiyor mu?

İSTANBUL - Halk arasında kireçlenme olarak adlandırılan eklem kıkırdağı bozuklukları yani artroz, bilinenin aksine sadece ilerleyen yaşlarda görülmüyor, genç yaşlarda da ortaya çıkarak Yaşam kalitesini önemli oranda etkiliyor.
İnsan vücudunda bulunan birçok dokunun aksine, kıkırdak dokusunun kendini yenileyebilen ya da hasarını düzeltebilen bir doku olmadığını belirten Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Metin Türkmen, herhangi bir şikayet başladığında erken dönemde tedbir alınmazsa sorunun büyüdüğüne dikkat çekiyor.
Dizde şikayet başlar başlamaz sorun tespit edilir ve sebebi ortadan kaldırılırsa kıkırdak dokusunda hasar olmayacağını veya hasar olmuş ise ilerlemeyecek şekilde tedavisinin yapılabileceğini söyleyen Prof. Türkmen, gençlerde görülen diz kıkırdağı bozukları hakkında bilgi verdi, bozuklukların sebeplerini şu başlıklar altında topladı. Mekanik bozukluklar:
Dizin yapısında eğer mekanik bir bozukluk varsa, yani diz kapağının yerleşimi doğuştan düzgün değil ve hareketler sırasında bir kayma oluyorsa, diz kapağının hareket ettiği eklemde genç yaşta sorunlar ortaya çıkabiliyor. Benzer sorunlar, diz bölgesinde görülebilen açısal bozukluklarda da ortaya çıkabiliyor
Spor yaralanmaları: Spor yaralanmaları başta menisküs kıkırdağında olmak üzere eklemdeki tüm kıkırdaklarda sorunlar oluşturabiliyor. Bağ hasarlarının tedavisi ihmal edilirse, ilerleyen dönemlerde yine kıkırdak dokusunda hasarlar ortaya çıkabiliyor.
Beslenme bozuklukları: Beslenme bozukluklarına bağlı olarak, özellikle aşırı kilo durumlarında zorlanma nedeni ile kıkırdakta sorunlar ortaya çıkabiliyor.
BELİRTİLERİ TAKİP ETMEK GEREKİYOREklem harekete geçtiği anda ya da eklemin hareketi sırasında dizde bir ağrı olması önemli bulgulardan biri. Mesela; eğimli zeminde yürürken, sinemada Film seyrederken, serviste işe gidip gelirken, merdiven inip çıkarken, uzun süre aynı pozisyonda otururken dizde ağrı hissedilmesi diz kapağı kemiğinin yerleşiminde bir problem olduğuna işaret ediyor.
BİR Darbe SORUNU TETİKLEYEBİLİRBir çok insanın diz kapağının yerleşiminde doğuştan gelen bir bozukluk olabiliyor. Buna bağlı dizde gelişebilecek bir sorun, çeşitli sebeplerle daha erken ortaya çıkabiliyor. Mesela, normal şartlarda 30 yaşında ortaya çıkabilecek bozukluk, spor yapılıyorsa ya da düşüp bir darbe alındıysa daha erken ortaya çıkabiliyor. Bu noktada sorunun hemen önemsenmesi ve doktora gidilmesi gerekiyor. Böylece hemen önlem alındığı ve problemin sebebi ortadan kaldırıldığı için, hastanın belki hayatı boyunca bir daha böyle bir şikayeti olmayabiliyor.
ÖNCE KASLAR GÜÇLENDİRİLİYORDiz kıkırdağındaki sorun erken teşhis edildiğinde, öncelikle diz eklemini kontrol eden kas mekanizması üzerinden tedaviye gidildiğini belirten Prof. Dr. Metin Türkmen şunları söyledi.
"Diz eklemini kontrol eden en önemli mekanizma olan kasların gücü ne kadar yüksek ise, o eklemdeki zorlanma da o kadar az oluyor. Dolayısıyla hastadan, ilk önce diz eklemini kontrol eden kaslarını kuvvetlendirmesini istiyoruz. Çoğu zaman, özellikle diz önündeki küçük kemiğin (patella) yerleşimi ile ilgili olan durumlarda şikayet ortadan kalkabiliyor. Yani kas ne kadar güçlü ise, kıkırdakta şikayet gelişmesi ya da mevcut şikayetlerin ilerlemesi o kadar yavaş oluyor."
SORUN İLERLEMİŞSE CERRAHİ MÜDAHALE GEREKİRDiz kıkırdağındaki bozukluk sadece kasın güçlenmesi ile tedavi edilemeyecek duruma geldiğinde cerrahi müdahaleye başvurulduğunu belirten Prof. Türkmen, bu yöntemler hakkında bilgi verdi. Küçük hasarlı bölgeler için taklit doku: Dizdeki hasarlı bölgeye bir takım işlemler yapılır. Orijinal kıkırdak dokusu kendini yenileyemediği için, burada hedef, o dokuya benzer, onu taklit eden yeni bir kıkırdak dokusu oluşmasını sağlamak oluyor. Bunun için mevcut hasarlı doku kazınarak temizleniyor ve onun altında ortaya çıkan kemik dokusu delinerek veya kırılarak kanatılıyor. Bu yöntem, küçük hasar bölgelerinde tercih ediliyor.
Mozaik Plastiği (Hastanın kendi dokusundan nakil): Hastanın ekleminin nispeten daha az kullanılan bir bölgesinden, altındaki kemik dokusu ile birlikte alınan sağlam kıkırdaklar, hasarlı olan bölgeye naklediliyor.
Dizleriniz rahat vermiyor mu?

Tuesday, December 8, 2009

Hayatı film oluyor


Dukkha'nın sokaktan Almanya'ya uzanan ilginç Yaşam öyküsü ise Alman Vox Tv'de 8 bölümlük bir diziye dönüştürüldü.

Antalya'ya 24 yıl önce Tatil için gelen ve yerleşmeye karar veren Alman Annemarie Neuner isimli bayan Türkiye'deki sokak köpeklerini, Almanya'da bulunan ve sokak hayvanlarını korumayı üstlenen Hayatı Koruma Derneği (Care Life de) aracılığı ile sahibe kavuşturarak, sokaktan kurtarıyor. Bugüne kadar 700 civarında sokak köpeği, 40 civarında da kediyi Almanya'da sahibe kavuşturan Annemarie Neuner'in, 15 Şubat 2008 tarihinde Ermenek Mahallesi'nde oğlu Fatih Neuner tarafından sokakta yaralı vaziyette bulduğu sokak köpeği, bugün Almanya'da aldığı eğitimle uyuşturucu olaylarında başarıyla görev yapıyor.

ÇOCUKLAR BULDU
Dukkha isimli köpeğin sokaklardaki içler acısı hali Alman Annemarie Neuner'in oğlu Fatih Neuner'in sokakta kanlar ve yaralı bir halde onu görmesiyle başladı. 18 yaşındaki oğlunun köpeği yakalamak istediğini ancak korktuğu için kaçtığını belirten Annemarie Neuner, daha sonra mahalleye 15 civarında tasma dağıttıklarını ve görenlerin yakalayıp kendisine getirmesini istediğini söyledi. Bir gün sonra 6 yaşındaki Eda Yüzgül isimli çocuğun köpeği yakalayıp getirdiğini belirten Annemarie Neuner, yaralı köpeği veterinere tedavi ettirdiğini kaydetti. Neuner, "Almanya'da bulunan ve benim de Türkiye'de faaliyetlerini yürüttüğüm Hayatı Koruma Derneği aracılığı ile Dukkha ismini verdiğimiz sokak köpeğini Almanya'ya gönderdim. Orada Dernek Başkanı Silvia Greene aracılığı ile Dukkha'ya polisiye Eğitim verildi. Uvre Friedrich tarafından uyuşturucu, esrar gibi maddelerin bulunmasına yönelik süren eğitim sonrasında, şimdi havalimanlarında görev yapmaya başladı" dedi.

HAYATI Dizi OLUYOR
Dukkha'nın hayatının çok ilginç geliştiğini belirten Annemarie Neuner, Almanya'daki Vox TV kanalında yayınlanan ve ismi "Köpek-Kedi-Fare (Hund Katze Maus)" olan dizi için Dukkha'nın hayatının 8 bölüm halinde yer alacağını kaydetti. Alman basınında da Dukkha'nın hayatının çok ilgi çektiğini ve bir sokak köpeğinin kariyeri şeklinde çeşitli Haberler yayınlandığını belirten Neuner, "Türkiye'de sokak köpeklerini kimse sevmiyor. Pitbull, kurt ve benzeri köpekleri herkes alıyor ama kimse sokak köpeğini istemiyor. Ancak biz burada bulduğumuz bir çok sokak köpeğini gerekli Sağlık kontrolleri ve tedavilerini yaptırdıktan sonra yasal izinle, Almanya'dan veya diğer ülkelerden internet aracılığı ile bulduğumuz sahiplere gönderiyoruz. Bugüne kadar 700'e yakın sokak köpeği bu şekilde bir sahibe ve güzel bir hayata kavuştu. Türkiye'de sokak köpeklerinin durumu çok kötü ve Dukkha'nın hayat öyküsü sadece Türkiye için değil Dünyanın birçok ülkesindeki sokak köpeği için büyük bir umut olacaktır" diye konuştu.

ÇEKİMLER Antalya'DA
Bir zamanlar sokaklarında çaresiz dolaştığı Antalya'ya yeniden getirilen Dukkha, dizi çekimleri için gösteri yaptı. Saklanılan esrar maddesini başarıyla kısa sürede bulan Dukkha'nın yaşam öyküsü, Alman Vox TV'nin "Köpek-Kedi Fare" programının yönetmeni Christiane Middelanis, ile çekim ekibi Patrick Pukkuns ve Marcus Goetliuger tarafından diziye dönüştürülüyor.
Hayatı film oluyor

Yönetmen Ahmet Uluçay toprağa verildi


BEYİN tümörü ve zatürre hastalığı nedeniyle yaklaşık 2 aydır tedavi gördüğü İstanbul Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi’nde 55 yaşında vefat eden Film yönetmeni Ahmet Uluçay, Kütahya’nın Tavşanlı İlçesi'ne bağlı Tepecik Beldesi'nde toprağa verildi.

İstanbul’dan Tepecik'e getirilen Ahmet Uluçay'ın cenazesi ilk olarak kendi adını taşayan Ahmet Uluçay Caddesi’ndeki evine getirildi. oyuncu arkadaşı Tarık Keskiner, Uluçay’ın yazmış olduğu bir şiiri okudu. Uluçay’ın cenazesi daha sonra omuzlara alınarak, Tepecik Merkez Orta Camii’ne getirildi. Cenaze, cami önündeki meydanda bir masanın önüne konuldu.

Buradaki törene Kütahya Belediye Başkanı Mustafa İça, Kütahya Vali yardımcısı Ömer Eru, eski bakanlardan Erkan Mumcu, Ahmet Uluçay’ın oğlu İdris Uluçay, Yönetmen Yüksel Aksoy ve Yeşim Ustaoğlu, yapımcı- yönetmen Tayfun Delice ile yaklaşık 300 kişi katıldı.

Ahmet Uluçay’ın 32 yaşındaki oğlu İdris Uluçay, “Babam kısa filmlere başladığı zaman köyde ona deli derlerdi. ‘Türkan Şoray mı, Hüya Koçyiğit mi var?’ filmlerde diye sorarlardı. O deliliği göze almıştı. Birkaç tane projesi vardı” dedi.

ERKAN MUMCU: BU DÜNYADAN BAHTİYAR AYRILDI Erkan Mumcu ise, “Anadolunun orta yerinde bir köyden çıkıp, uluslararası standartlarda, hatta onun da üzerinde bir sanat eseri ortaya koyabilmek olağünüstü başarı. Bu toprağın duygusunu, bu coğrafyanın insanının nefes alıp vermesini, bir tek onun anlattığı gibi duygusamak mümkündü. Misyonunu yerine getirerek, bahtiyar olarak, bu dünyadan ayrıldığı için üzüntülü değilim” diye konuştu.

‘Dondurmam Gaymak’ filminin yönetmeni Yüksel Aksoy da, değerli bir dostunu ve meslek hocasını yitirmenin üzüntüsünü yaşadığını söyledi. “Türk sineması çok önemli bir yönetmen kaybetti” dedi.

‘Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak’ filminde 16 yaşlarında rol alan, bugün 24 yaşında olan Tepecik Beldesi’nde yaşayan iki arkadaş İsmail Hakkı Taslak ve Kadir Kayma, ise Ahmet Uluçay için, “O bizden birisiydi. Onunla çalışırken çok rahattık. Bizi çekimler sırasında hiç sıkmazdı” diye konuştu.

Evli 2 çocuk babası Ahmet Uluçay’ın cenazesi, ikindi vakti kılınan namazın ardından Tepecik mezarlığında toprağa verildi.
Yönetmen Ahmet Uluçay toprağa verildi