Showing posts with label Haberler. Show all posts
Showing posts with label Haberler. Show all posts

Saturday, April 10, 2010

Ona büyük bütçeli bir şaka geliyor


Tiyatro ve Sinema dünyasının iki ünlü ismi Kerem Alışık ile Yavuz Bingöl, “SASıN Film” adında bir yapım şirketi kurdu. Ünlü Türk yazarlarının eserlerini sinema perdesine taşımayı hedefleyen iki yakın arkadaş, ortaklık hikâyelerini Kelebek’le paylaştı...
? “SASıN Film”, adını Sadri Alışık’tan ve Yavuz Bingöl’ün kızı Sinem’den alıyor. Peki ortak bir Film şirketi kurma fikri nasıl ortaya çıktı?Kerem Alışık: Ben, bir film şirketi kurma konusunda çok geç kaldım. Bir okulum, bir tiyatrom var ama bir türlü sinema sektörünün içine giremiyordum. Oysa Sadri Alışık çatısı altında bir sinemanın olması kaçınılmaz bir durum. Yavuz’la Tiyatro yapmaya başlayınca, bunu çok sık konuşmaya başladık. Yavuz da bir yapım şirketi kurmayı istiyordu. “72. Koğuş”un tiyatro provaları devam ederken, Yavuz “Gel Kerem, bu 72’nin filmini çekelim” dedi. Düşündüm, çok iyi fikir olduğuna karar verdim ve ekibe “Arkadaşlar bu oyunun filmini yapmaya karar verdik” dedik. Bu kararımız doğrultusunda birlikte bir film şirketi kurduk.? Ortaklık anlaşması yarı yarıya mı?Yavuz Bingöl: Evet, kazanca da zarara da yarı yarıya ortağız. Sadri Alışık Kültür Merkezi’nin altındaki iki katı aldık. Oraya montaj ve dublaj stüdyoları kuracağız. Okulun öğrencilerinden de faydalanacağız. ? Ortak iş yapmak çok zordur...Y.B: Herkesin ya özel ya da iş hayatında bir kötü insan vardır. O kötü insanla ya çalışmak ya da evlenmek zorunda kalırsın. Kerem de ben de iyi insanlarız. Bu şansı kullanmak zorundaydık. ıki iyi insan bir araya gelince, bir şeyler yapmalı diye düşündüm. Ve iki iyi insan bir yola çıktık. Dürüstüz, vicdanlıyız, samimiyiz, kimsenin hakkını yemedik ama hakkımızı da yedirmeyiz. Kerem’in çok güçlü, geniş bir ailesi var. Benim duruşum da, tavrım da ortada. Bu gücümüzü birleştirmek istedik. BU ORTAKLIKTA ANNE ROLÜ BÜYÜK? Evet, bu birliktelik sinema sektörü adına hayırlı uğurlu olsun...K.A: Ben hem Sadri Alışık Tiyatrosu’nun hem de “72. Koğuş”un uğuruna çok inanıyorum. Bu yüzden ortak ilk film projemizin bu olmasını istedik. Y.B: Tabii burada anneleri göz ardı etmemek gerek... (Gülüyor)? Aaa evet, ikiniz de annenize çok düşkünsünüz. Annelerin bu ortaklıkta katkısı nedir? Y.B: ıkimizin bir araya gelişinde Çolpan ılhan’ın ve benim annemin çok büyük katkısı vardır. Mesela benim annem, “Onu evladım gibi görüyorum, onunla yürü, başarılı olursun” dedi.? Çolpan Hanım, Yavuz’la ilgili ne söyledi Kerem?K.A: Annem Yavuz’la Dizi yaptığı için, onu çok daha iyi tanıyor. Annemin Yavuz’u çok sevdiğini biliyorum. Ben Yavuz’un annesiyle tiyatroya geldiğinde karşılaştım. Sanki yıllardır tanışıyor gibiydik. O kadar sıcak bir enerji oldu ki aramızda, bizim bir araya gelmemizde bu enerjilerin de mutlaka payı olmuştur.? SASıN Film olarak bir misyonunuz olacak mı?K.A: Tabii ki olacak. Mesela Yaşar Kemal, Kemal Tahir, Nazım Hikmet’in yanı sıra yeni dönemden Buket Uzuner gibi yerli yazarların edebi eserlerinden her yıl bir film yapmak istiyoruz.Y.B: Kerem, tiyatrosunda hep yerli yazarların edebi eserlerini sahneye koyuyor. Böyle bir misyonu var. Bizim derdimiz de Kerem’in tiyatroda yaptığını, sinemaya taşımak.72. KOğUş’UN FıLMı SONBAHARDA VıZYONDA? Ortaklar arasında zaman zaman kavga da olur, ki para her zaman kavga sebebidir...Y.B: Evet ama ikimizin de parayla işimiz olmadı. Kerem’in çok büyük hırsları olsaydı, Sadri Alışık Kültür Merkezi, bugün Beşiktaş Kültür Merkezi gibi olurdu. Biz her zaman mesajı olan bir şirket olacağız. Abuk sabuk bir film yapıp da, “Bu filme 3-4 milyon kişi gelir, para kazanırız, yapalım” derdinde değiliz.? Yani gişe filmi yapmanın derdinde değilsiniz...Y.B: Mutlaka gişe filmi de yapacağız ama bir denge oluşturacağız. Derdi olan filmler çekmeye çalışacağız.K.A: “72. Koğuş” tamamıyla sanat filmi gibi görünse de o denklemi kuracağız, yani gişesi de olacak. ? “72. Koğuş”un filmi ne zaman çekilecek?K.A: Mayıs gibi. Biket ılhan çekecek. 2010 sonbaharında da vizyona girecek.
YILMAZ’A BÜYÜK BÜTÇELı BıR şAKA YAPACAğIM
? Yavuz, Yılmaz Erdoğan’ın sana yaptığı şu şakanın aslını anlatır mısın?Yavuz Bingöl: Yılmaz’ın Catherine Deneuve hayranı olduğunu biliyordum. Bundan bir yıl önce Bosna Hersek’e gitmiştim. Nuri Bilge Ceylan ve Zeynep Özbatur’la oturuyorduk. O gün Yılmaz’la bir telefon trafiğimiz oldu. O sırada da yanımızda tercümanlık yapan bir kız vardı. Yılmaz’la konuşurken aklıma muziplik geldi ve “Yılmaz bak yanımda Catherine Deneuve var” deyip, telefonu o tercümana verdim. Kız, Catherine Deneuve gibi Yılmaz’la konuştu. şaka olduğunu öğrenince Yılmaz “Bunun acısını senden çıkarırım” dedi, konu kapandı. Aradan tam bir yıl geçti...? Tabii siz her şeyi unuttunuz...- Evet... Neyse, bir gece saat 02.30 civarında, cep telefonumda bir cevapsız arama gördüm. Bir baktım, Zeynep Özbatur. Yani Nuri Bilge Ceylan’ın yapımcısı... Sabah ararım dedim. Sabah kalktım, Sanem Altan aradı, “Yavuz’cuğum Nuri Bilge Ceylan’ın yeni filminde oynuyormuşsun” dedi. Öyle söyleyince kafam Zeynep’in aramasına takıldı. Sanem’den sonra Yılmaz’dan, “Gözün aydın köftehor, Doktor karakterini sen oynuyorsun” diye mesaj geldi. Ve tam bir hafta bu oyunu yedim. ? Sonra nasıl öğrendin?- Sonra Yılmaz’dan “Catherine Deneuve’e selam söyle” diye mesaj geldi ve anladım. (Gülüyor) Yılmaz’a fena bir şey düşünüyorum. Bu kez prodüksiyonlu, büyük bütçeli bir şaka yapacağım.
SONGÜL SADECE ARKADAşIM
? Kerem, Songül Öden’le Aşk yaşadığın doğru mu? ılişkinizi sakladığın için Songül’ün seni terk ettiği haberleri çıktı...Kerem Alışık: Songül Öden’i “Kadıncıklar” oyunundan beri tanıyorum. Songül benim arkadaşımdır, öyle yazıldığı gibi başlayıp biten bir şey asla olmamıştır. Biz duygusal anlamda bir şey yaşamıyoruz. Ama sıcak bir arkadaşlık ilişkimiz vardır. Bunun dışındaki Haberler gerçeği yansıtmamaktadır. Arkadaşlık ilişkimizin her zaman olduğunu, olacağını söyleyebilirim. Bundan sonra bu arkadaşlık ilişkisi içerisinde bizi bir yerlerde görebilirsiniz.
Ona büyük bütçeli bir şaka geliyor

Saturday, December 12, 2009

Beni sinema için ikna etmenin yolu başroldü

Başrol oynadığı 'Destere' filmindeki 'Hayati' karakteriyle yıldızı parlayan Önder Açıkbaş, Sinema serüvenine 'Türkler Çıldırmış Olmalı' ile devam ediyor. 'Güzel Haberler' isimli Televizyon programını Müjde Ar'la birlikte sunan Açıkbaş, "Çocukluğumdan beri istemediğim işlerin içinde yer almadım. Para kazanmak için bile olsa, istemiyorsam o projede çalışmadım" dedi.



KOMEDİYE MEYİLLİYİM

Sinemada çok kısa sürede başrol oynamaya başladığınızı düşünüyor musunuz?

Benim kariyer planlamam böyleydi zaten. Her zaman "Sinemaya kafadan gireceğim" dedim. O yüzden, yıllarca BKM Mutfak'ta sahneye çıkıp, insanları güldürdüm. Mutfak'tan ayrıldım, Leman Kültür Merkezi'nde sahneye çıktım ve bu süreç sinema için ciddi bir alt yapıydı. İnsanlar artık bir filme beni ikna etme yolunun, başrol olduğunu biliyorlardı. Ben de o dönem gelen teklifler içinde 'Destere'yi seçtim. Sonra da Şükrü Avşar'la 'Türkler Çıldırmış Olmalı'yı yaptık. Bundan sonra da senaryosunu yazdığım 'Recokop'u çekeceğiz. Bu filmde Şafak Sezer'in oynayacağı dedikoduları çıktı ama ben oynayacağım.



Komediyi siz mi seçtiniz size yakıştırıldı mı ?

Dramalarda da başarılı bir çocuk olduğumu söyleyebilirim ama Komedi oynamaya meyilliyim. mizah yapmayı, insan güldürmeyi çok seviyorum. Sevap işlediğimi düşünüyorum. İnançlı bir adam olarak sevaba girmeyi seviyorum. Çünkü bu ülke kederli bir ülke... Bir insanı güldürmenin önemli olduğuna inanıyorum. Mizah yaparken Hikaye de anlatıyorum. Mizahla söylenen söz daha kalıcıdır; insanlar o şakayı unutmaz. Ben de kendimi mizahçı ve komedi oyuncusu olarak ilan ettim. Komedi yapmaktan mutluyum.



Kendinize gülüyor musunuz?

Kendimi izlerken içim gülüyor ama kendime kahkaha atıp gülemiyorum. Ben duruma ve kaliteli repliğe gülüyorum. Küfüre dayalı şeyler sevmiyorum. Argonun çok doğru yerlerde kullanılması gerektiğini düşünüyorum. Milyonları küfürle sinemaya çeken filmler kalıcı değiller, hatırlanmayacaklar.



DOĞRU SEÇİMLER YAPTIM

Doğru seçimler yapabildiğinizi düşünüyor musunuz?

İlk zamanlar ben de çok içime sinmeyen işlerin içinde yer aldım. Herkes böyle bir süreci maalesef yaşıyor. Ama çok fazla kalmadım bu durumun içinde. Küçüklüğümden beri kibirli bir çocuğum bu açıdan. 'Aç kalırım tok salınırım' mantığında oldum hep. "Git oyna para kazanırsın" dediklerinde "Gitmeyeceğim, oynamayacağım, o parayı almayacağım. Günü gelince zaten kazanacağım" dedim. Akıl danıştığım insanlar var ve iç sesime çok kulak veriyorum. Şanslı bir adam olduğumu düşünüyorum. Kimsenin hiçbir şeyinde gözüm olmadı. Beni kıskananları da hayatımdan çıkardım. O yüzden doğru tespitler ve seçimler yaptığımı düşünüyorum.



Hayallerinize ulaştınız mı?

Hayalime çok yaklaştım. 31 yaşında bir adam olarak hayallerime çok yakın duruyorum. Şu sıralar 'Recokop' adlı bir sinema filmi yazıyorum. Senaryo şu an Şükrü Avşar'da. Üzerinde çalışıyoruz. İnşallah bir gün, kendi yazdığım filmlerde oynarım ve hep çok iyi yazılmış filmlerde yer alırım...
Beni sinema için ikna etmenin yolu başroldü

Tuesday, December 8, 2009

Hayatı film oluyor


Dukkha'nın sokaktan Almanya'ya uzanan ilginç Yaşam öyküsü ise Alman Vox Tv'de 8 bölümlük bir diziye dönüştürüldü.

Antalya'ya 24 yıl önce Tatil için gelen ve yerleşmeye karar veren Alman Annemarie Neuner isimli bayan Türkiye'deki sokak köpeklerini, Almanya'da bulunan ve sokak hayvanlarını korumayı üstlenen Hayatı Koruma Derneği (Care Life de) aracılığı ile sahibe kavuşturarak, sokaktan kurtarıyor. Bugüne kadar 700 civarında sokak köpeği, 40 civarında da kediyi Almanya'da sahibe kavuşturan Annemarie Neuner'in, 15 Şubat 2008 tarihinde Ermenek Mahallesi'nde oğlu Fatih Neuner tarafından sokakta yaralı vaziyette bulduğu sokak köpeği, bugün Almanya'da aldığı eğitimle uyuşturucu olaylarında başarıyla görev yapıyor.

ÇOCUKLAR BULDU
Dukkha isimli köpeğin sokaklardaki içler acısı hali Alman Annemarie Neuner'in oğlu Fatih Neuner'in sokakta kanlar ve yaralı bir halde onu görmesiyle başladı. 18 yaşındaki oğlunun köpeği yakalamak istediğini ancak korktuğu için kaçtığını belirten Annemarie Neuner, daha sonra mahalleye 15 civarında tasma dağıttıklarını ve görenlerin yakalayıp kendisine getirmesini istediğini söyledi. Bir gün sonra 6 yaşındaki Eda Yüzgül isimli çocuğun köpeği yakalayıp getirdiğini belirten Annemarie Neuner, yaralı köpeği veterinere tedavi ettirdiğini kaydetti. Neuner, "Almanya'da bulunan ve benim de Türkiye'de faaliyetlerini yürüttüğüm Hayatı Koruma Derneği aracılığı ile Dukkha ismini verdiğimiz sokak köpeğini Almanya'ya gönderdim. Orada Dernek Başkanı Silvia Greene aracılığı ile Dukkha'ya polisiye Eğitim verildi. Uvre Friedrich tarafından uyuşturucu, esrar gibi maddelerin bulunmasına yönelik süren eğitim sonrasında, şimdi havalimanlarında görev yapmaya başladı" dedi.

HAYATI Dizi OLUYOR
Dukkha'nın hayatının çok ilginç geliştiğini belirten Annemarie Neuner, Almanya'daki Vox TV kanalında yayınlanan ve ismi "Köpek-Kedi-Fare (Hund Katze Maus)" olan dizi için Dukkha'nın hayatının 8 bölüm halinde yer alacağını kaydetti. Alman basınında da Dukkha'nın hayatının çok ilgi çektiğini ve bir sokak köpeğinin kariyeri şeklinde çeşitli Haberler yayınlandığını belirten Neuner, "Türkiye'de sokak köpeklerini kimse sevmiyor. Pitbull, kurt ve benzeri köpekleri herkes alıyor ama kimse sokak köpeğini istemiyor. Ancak biz burada bulduğumuz bir çok sokak köpeğini gerekli Sağlık kontrolleri ve tedavilerini yaptırdıktan sonra yasal izinle, Almanya'dan veya diğer ülkelerden internet aracılığı ile bulduğumuz sahiplere gönderiyoruz. Bugüne kadar 700'e yakın sokak köpeği bu şekilde bir sahibe ve güzel bir hayata kavuştu. Türkiye'de sokak köpeklerinin durumu çok kötü ve Dukkha'nın hayat öyküsü sadece Türkiye için değil Dünyanın birçok ülkesindeki sokak köpeği için büyük bir umut olacaktır" diye konuştu.

ÇEKİMLER Antalya'DA
Bir zamanlar sokaklarında çaresiz dolaştığı Antalya'ya yeniden getirilen Dukkha, dizi çekimleri için gösteri yaptı. Saklanılan esrar maddesini başarıyla kısa sürede bulan Dukkha'nın yaşam öyküsü, Alman Vox TV'nin "Köpek-Kedi Fare" programının yönetmeni Christiane Middelanis, ile çekim ekibi Patrick Pukkuns ve Marcus Goetliuger tarafından diziye dönüştürülüyor.
Hayatı film oluyor