Showing posts with label İngiltere. Show all posts
Showing posts with label İngiltere. Show all posts

Saturday, April 10, 2010

Dahilerin gizli yönlerini dünya ondan okuyor

WASHINGTON - ABD'deki seçkin üniversitelerde Türkiye'yi temsil eden, kitaplarıyla adını dünya çapında duyuran bilimadamı ve sanatçı Bülent Atalay, hayat hikayesini ve kitaplarıyla ilgili serüvenini, Frederiksburg'daki mütevazı, fakat her karesi sanatla iç içe olan evinde anlattı.
Hayranı olduğu Leonardo ile matematik ve sanatı bir araya getirdiği 6 yıllık çalışması "Matematik ve Mona Lisa"'nın ABD'de 20, Türkiye'de 4 kez basılması ve Japoncadan Portekizceye 12 dile çevrilmesinin ardından, bu günlerde "çocuğu gibi olan" son kitabı "Leonardo'nun Evreni"nin beğeniyle okunmasının keyfini yaşayan Atalay, önümüzdeki dönemlerde de diğer dahilerin gizli yönlerini okuyucularıyla paylaşacak.
BEETHOVEN 12'YLE 12'Yİ ÇARPAMAZDI, AMA...Kendisinden 3-4 yeni kitap daha istendiğini belirten Atalay, şimdi de tüm zamanların en önemli üç dahisi olan Beethoven, Newton ve Leonardo'yu tek kitapta birleştirmeye hazırlanıyor.
Bugüne kadar Nobel ödülü almış son derece zeki 22 Bilim adamı tanıdığını, ama tarihte sadece Leonardo, Michelangelo, Shakespeare, Beethoven ve Newton'un üstün dahiler olduğunu ifade eden Atalay, şunları söyledi:
"Leonardo, kendi kendine öğreniyor her şeyi. Eğitim almadığı için solaktı ve ters yazardı, ayna koymak lazım onun yazılarını okumak için. Yüzlerce yıl ileriyi görüyor ve bütün bunlar hep kendi merakından kaynaklanıyor. Aynı şekilde Newton da öyleydi. Newton, tarihi en çok değiştiren dahi. 1663-1665 yıllarında çok kötü veba hastalığı Avrupa'dan İngiltere'ye yayılmaya başladığında, üniversite kapanınca Newton köyüne gidiyor, 18 ay sonunda tüm fiziği icat ediyor; keşfetmek değil, icat ediyor.
Beethoven'ın müziği ise Dünyanın en muazzam müziği. Beethoven hiç matematik bilmezdi, 12'yi 12 ile çarpamazdı, tek tek yazardı, ama onun 9. senfonisinde matematik var, altın oran numaraları çıkıyor. Sanatkar matematiği bilmediği halde, bu altın oranı buluyor kendiliğinden. O nedenle bu dahileri yazmak istiyorum. Ayrıca Newton'un ayrı olarak 'Newton'un Mucize Senesi' başlığıyla fiziği icat ettiği dönemi yazacağım."
LEONARDO GÜNÜMÜZDE YAŞASAYDI...Bülent Atalay, "Bu Bilim Adamları günümüzde, şimdiki imkanlarda yaşasalardı, dünya nasıl olurdu" sorusuna şu yanıtı verdi:
"Bu soruyu devamlı düşünüyorum. O dönemde de gayri meşru çocuk olmasaydı babası gibi noter olurdu. Çok şükür ki gayri meşru çocuk. Geri gidebilseydim Leonardo'ya bilmediği fiziği, anatomiyi anlatmak isterdim, oradan bizi nerelere götürürdü şimdi. Fizikçi olarak Newton'la konuşmak isterdim, onun başlattığı şeyler bizi nereye getirdi, o olmasaydı sanayi devrimi olmayacaktı, onunla paylaşmak isterdim."
HAYATA GELMESİNE ATATÜRK NEDEN OLDUUlu önder Atatürk'ün de dahi olduğunu belirten Atalay, onun "Dağların Kralı" isimli kitapta 20 yüzyılın en büyük lideri seçildiğini anımsatarak, "Liderler genellikle yüksek zekalı değildir, ama Atatürk bir dahiydi. Yine de onu yazmak biraz zor, onu incelemek için bir hayat lazım" dedi.
Dünyaya gelmesine biraz Atatürk'ün neden olduğu anlatan Atalay, büyük babası İsmail Hakkı ile Atatürk'ün çocukluk arkadaşı olduğunu, Çanakkale'de birlikte savaştığını ve Atatürk'ün Diyarbakır'da büyük babasına ölümünden sonra babaannesi ve babasıyla ilgilenme sözü verdiğini anlattı. "Ama harp bitmeden babaannem İstanbul'a geçtiği için Atatürk bizi bulamıyor" diyen Atalay, babası Kemal Atalay'ın yolunun Harp Okulundan mezun olurken Atatürk'le kesiştiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Diploma törenine Atatürk de geliyor. O zaman sordum, 'İsmail Hakkı'nın oğlu olduğunu söyledin mi' diye, 'Torpil olur diye söylemedim' dedi. Sonra birkaç sene daha geçiyor. Annemin babası Doktor Bahaddin Faik Gökdemir'in ABD'den dönmesiyle annemle babam 1935-36 yıllarında tanışıyor. Ama dedem 'Tek kızımı subaya vermek istemiyorum, yine bir harp çıkacak, kızım dul kalacak' diye kızını vermiyor. 1-2 ay sonra babamın alayı, Atatürk'ün muhafız alayı olarak baloda bulunuyor. Atatürk babamın yanına gidiyor ve 'Sizi tanıyorum, Harp Okulunu birinci bitirmiştiniz' diyor ve onu İsmet İnönü'nün yanına oturtuyor. 'Evli misiniz' diye sorunca, babam da 'Hayır, bir doktorun kızıyla evlenmek istiyordum, ama kızını subaya vermek istemiyor' diyor. Atatürk şaşırıyor, yaverini çağırıyor, bir şey diyor. Yemekten sonra yaver yanına gelince, 'Haydi beraber gidip doktoru göreceğiz' diyor. Büyük babam, Atatürk gibi bir misafir karşısında hemen kızını veriyor. 1938 yılında evleneceklermiş, ama Atatürk ölünce bir sonraki yıl evleniyorlar. Yani Atatürk, babamın arkadaşının oğlu olduğunu bilmeden ona yardım ediyor ve dedemi ikna edip annem ve babamın evlenmesini sağlıyor."
LEONARDO'NUN GİZLİ SIRLARI YOKTULeonardo'ya yönelik özel ilgisini de anlatan Atalay, Leonardo'nun "Göz bebeği ruhun penceresidir" sözünü hatırlatarak, 7-8 yaşlarında Londra'daki evlerindeki ünlü portrelerde "ruhsuz bakan ve gözü kapalı olan" insanların gözlerini çiviyle açtığını anlattı.
"Sanat hayatım resimleri bozmakla başlamış oldu, ama Leonardo'nun o sözünün gerçekliğini çocukken hissetmiştim" diyen Atalay, "Ölü Ozanlar Derneği" filminin çekildiği St. Andrews okulundayken matematik ve sanatla ilgili verilen bir konferansın da hayatını değiştirdiğini söyledi.
Atalay, üniversiteye başvurusunda "doktorluk-physician" talebinin, "fizikçi-physcist" olarak algılanması nedeniyle fizik eğitimi aldığını ama ömrü boyunca tıpkı Leonardo gibi sanat ve matematikle iç içe yaşadığını belirterek, "Bir ara anladım ki, benim yaptığım matematikle sanatın birleşme noktasında Leonardo var, o da aynı şekilde görmüş" dedi.
Ardından Leonardo üzerine çalışmaya başladığını ve hayatında "part-time" olarak sadece 12 resim yapan bu dahinin dünyanın en meşhur iki resminin sahibi olmasının "inanılmazlığının" kendisini etkilediğini ifade eden Atalay, ilk kitabının isim bulma öyküsünü de şöyle anlattı:
"Aslında iki Leonardo diye kitap yazmak istedim; Leonardo Fibonacci ile Leonardo da Vinci. 'Kitabın sadece yüzde 5'i Fibonacci, başka isim bulalım' dediler. 'Leonardo'nun Modeli' diyelim dedim. Aradan 1 yıl geçti, kitabı bitirince yine çağırdılar; 'Bu şekilde satılması zor, başka isim bulalım' dediler. Ben de nasıl olacak diye sorarken, daha orada basılmış 'Matematik ve Mona Lisa' kapağını gösterdiler. Basılmıştı bile. Şu anda 12 lisana çevrilmiş durumda."
Leonardo'nun "Da Vinci Şifresi" filmindeki gibi gizli sırları bulunmadığını belirten Atalay, "O kadar üstün zekalı insanlar kiminle konuşabilecek, onun için kendi hayallerinde, düşüncelerinde hapis olarak kalıyorlar. Da Vinci Şifresi aslında saçma bir Film, ama yazarı son derece iyi" dedi.
Atalay, Leonardo'nun eserlerinde de görülen ve kendisinin de önem verdiği "altın oran"ın da doğada bulunduğunu ve eski dönemlerde de kullanıldığını söyledi. Efes'teki Artemis Tapınağının da bu orana göre yapıldığını belirten Atalay, "Leonardo bunu çok kullanıyor, ama filmdeki bir sihri yok" diye konuştu.
KRALİÇE ELİZABETH, MEKTUP YAZIP KİTAPLARINI İSTEDİFizikçi olmanın ötesinde resim çalışmaları Beyaz Saray, Buckhingham Sarayı ve Smithsonian Enstitüsü gibi önemli yerlerde sergilenen Atalay, İngiltere Kraliçesi Elizabeth ile ilgili bir anısıyla ilgili şunları söyledi:
"1973-1975 yıllarında Oxford'daydım, birkaç yıl evvel de resim kitabım basılmıştı, (dönemin ABD Başkanı Richard) Nixon'ın ailesi, kitabı İngiltere Kraliçesi'ne vermişti. Kraliçe bana, 'İngiltere'de böyle resim ve gravürler yapmaz mısınız" diye mektup yazdı. Ben de onun sözleri üzerine 'Oxford ve Civarı' diye kitap çıkarttım, Kraliçe beğendi, "Kitabı çok beğendim, bundan sonrasını gönderir misiniz" diye yine mektup yazdı. Ben de teorik fizik kitabı çıkarmıştım, onu gönderdim, bir daha mektup gelmedi, demek ki sanatı beğenmiş, ama teorik fiziği beğenmemiş."
ÖĞRENCİLERE TAVSİYELERİ13-14 yaşlarında babasının işi nedeniyle geldiği ABD'de o günden bu yana yaşayan, Georgetown Üniversitesinden mezun olan ve Princeton, California-Berkeley, Oxford gibi üniversitelerde de akademik çalışmalarına devam eden Atalay, öğrencilere tek alanda sıkışıp kalmamaları ve farklı alanları okumaları tavsiyesinde bulundu.
Dahilerin gizli yönlerini dünya ondan okuyor

Sunday, February 28, 2010

Kotalı internet gerçeği

Yapılan bir araştırma ortaya çok ilginç sonuçlar koydu. İngiltere'de yapılan genişbant internet araştırmasının sonuçlarına göre, İngiliz internet kullanıcıları, kullanmadıkları internet için para ödüyor.

Genişbant internet sitesi Broadbandchoices tarafından düzenlenen araştırmaya göre, sınırsız internet bağlantısı abonesi olan tüketicilerin dörtte üçü, ayda sadece 20GB indirme yapıyor. Araştırma sonuçlarına göre, bu kullanıcıların yarısı ayda 10GB'tan az miktarda veri indiriyor.

Bu tüketiciler daha alt internet paketlerine geçerlerse yılda 100 pound, Türk Lirası'yla 300 TL tasarruf edebiliyorlar. Günde iki saatten daha fazla streaming medya kullanan, Film ya da Müzik indiren kullanıcılar sınırsız pakette avantajlı. Ama sadece e-postalara bakıp Haber sitelerinde gezen kullanıcılar için daha fazlası sadece keseye zarar.
Kotalı internet gerçeği

Avatar olmak istiyorum

LONDRA - İngiltere'de 4 haftadır gösterimde olan 'Avatar' 58 milyon dolarlık gişe hasılatıyla, Film listesinde birinci sıradaki yerini koruyor.
Bilim kurgu masalı olan ve 'Pandora' adlı bir uyduda geçen 'Avatar' filminin hayranlarının oluşturduğu, "naviblue.com" sitesi ise filme yönelik hayranlığın çılgınlığa dönüştüğünü gözler önüne seriyor.
'Avatar olmak istiyorum'

Thursday, December 31, 2009

İyi bir romantik komedi örneği oldu

Romantik komedileri sever misiniz, yoksa 'O filmler Kızlar içindir diyen erkeklerden misiniz?

Cemal Hünal: Ben severim şahsen ama özellikle gitmem. Aslında gitmezdim... Ama Meg Ryan'ın, Billy Crystall'ın oynadığı 80'lerin, 90'ların Romantik komedileri arasında parlak işler vardı. Ben her zaman oynamak istemiştim bir romantik komedide, bir sürü farklı işte oynamak istediğim gibi...

Gürgen Öz: Romantik komedi, bir Film türü. Çok iyi yönetmenlerin çektiği, çok iyi oyuncuların oynadığı, çok başarılı romantik komediler var. Sonuçta bir film türü olarak baktığımızda, tabii ki iyi bir romantik komediyi izlemekten büyük keyif alırım.

Engin Altan Düzyatan: Avrupa'da çok uzun yıllardır, çok ciddi gişeler yapmış bir tür aslında. Bu türün İngiltere'deki, Amerika'daki gişesi, neredeyse Macera filmleriyle aynı. Ama Türkiye'de yeni yapılmaya başlandı. Bizim de kendi adımıza çok iyi bir örneğini yaptığımızı düşünüyorum.

C.H.: Evet, çok iyi bir film oldu.

E.A.D.: Açıkçası ben de, erkek olduğum için belki de, sinemaya gittiğimde ilk tercihim romantik Komedi olmazdı. Ama çok iyi örneklerini izledikten sonra artık bunun da iyi bir Sinema türü olduğunu düşünmeye başladım.
İyi bir romantik komedi örneği oldu

Thursday, December 24, 2009

Türkiye ye 11 ayda 26 milyon turist

Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, 2009 yılı ocak-kasım döneminde Türkiye’yi ziyaret eden yabancı turist sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2.40’lık bir artışla 25 milyon 850 bin 971’e ulaştı. 2009 Ocak-Kasım döneminde Türkiye’ye en çok ziyaretçi gönderen ülkeler sıralamasında Almanya yüzde 16.60 (4 milyon 292 bin 140) ile birinci, Rusya Federasyonu yüzde 10.21 (2 milyon 640 bin 199) ile ikinci, İngiltere yüzde 9.24 (2 milyon 388 bin 415) ile üçüncü oldu. İngiltere’yi sırasıyla, İran, Bulgaristan, Hollanda, Gürcistan, Fransa, ABD ve İtalya izledi. Türkiye’yi 2009 yılı Kasım ayında ziyaret eden yabancı turist sayısı da yılın aynı ayına göre yüzde 10.71’lik artış göstererek 1 milyon 403 bin 740 oldu. Kasımda Türkiye’ye en çok ziyaretçi gönderen ülkelerden Almanya yüzde 18.06 (253 bin 574) ile birinci, İran yüzde 9.94 (139 bin 469) ile ikinci, Bulgaristan yüzde 7.88 (110 bin 648) ile üçüncü sırada yer aldı. İngilizlerin turizm merkezi Türkiye olabilirABTA adlı bir İngiliz seyahat şirketinin 2010 yılı turizm trendleri konusunda yaptığı bir araştırmaya göre, 2010 yılında ‘gönüllülük turizmi’nde artış görüleceği, Mısır, Türkiye ve Fas’ın güçlü destinasyonlar olma olasılıklarının yüksek olduğu belirtildi. Bu alanda seyahate çıkacakların gönüllü çalışabilecekleri alanları hedef olarak seçtiği ve tatille birlikte hissettikleri toplumsal ya da küresel sorumluluklarını, bulundukları yörede yerine getirdiği ifade edildi. FIFA Futbol Şampiyonası’nın Güney Afrika’ya seyahatleri artıracağı, yeni Film ve kitapların yeni destinasyonlar oluşturacağı kaydedilen ABTA 2010 raporunda, filmlerin turizm patlamasına yol açmasına örnek olarak yeni ‘Alacakaranlık Kuşağı: Yeni Ay’ filminin çevrildiği Washington’da ağaçlık ormanlık bölgeler gösterildi.
Türkiye’ye 11 ayda 26 milyon turist

Saturday, December 12, 2009

Richard Todd hayatını kaybetti

LONDRA - Richard Todd, İngiltere'nin orta kesiminde Lincolnshire'daki evinde kansere yenik düştü.
1962'de İngiliz ordusunun "En Uzun Günü" filminde rol alınca Oscar adayları arasında gösterilen Todd, "The Hasty Heart" (1949) filminde eski ABD Başkanı ve eski Sinema oyuncusu Ronald Reagan'la oynadı.
Richard Todd hayatını kaybetti

Tuesday, December 8, 2009

Sanki sete değil, sevdiğim biriyle buluşmaya gidiyorum

Adanalı dizisinde Yunan ajanı 'Alex'i canlandıran Akın Saatçi, yıllarca kürek sporu yapmış, ulusal ve uluslararası yarışmalarda onlarca madalya kazanmış bir milli sporcu... Şimdi de "En büyük aşkım" dediği oyunculukta, bu başarıları yakalamayı hedefliyor.



Sizi tanıyabilir miyiz?

26 Nisan 1982 İngiltere doğumluyum. Boğaziçi'nde Turizm işletmeciliği, Boston'da psikoloji eğitimi gördüm. Üniversite hayatımdan sonra oyunculuğa başladım.



Sizi 'Adanalı'yla tanıdık ama aynı zamanda da çok başarılı bir kürek sporcusu olduğunuzu duyduk...

1996 senesinde kürek sporuna başladım. 9 kez Türkiye şampiyonu oldum. Ulusal yarışlarda 63 altın, 22 gümüş, 12 bronz madalya kazandım.



Peki oyunculuğa nasıl adım attınız?

Üniversitede okurken arkadaşlarımdan birinin abisi senarist-oyuncu Baykut Badem'di. Baykut abinin daveti üzerine 'Son Osmanlı Yandım Ali' filminin galasına gitmiştim. Orada filmin yönetmeni Mustafa Sevki Doğan'la tanıştım. Üniversite bittikten sonra tekrar yurtdışına dönmek üzereydim ki Mustafa Şevki Doğan'dan telefon geldi. 'Kuzey Rüzgarı' adlı Dizi için çağırdılar beni. Ben de Kadir İnanır, Oktay Kaynarca, Selçuk Yöntem, Ali Sürmeli gibi çok sayıda başarılı aktörün olduğu bu diziyle oyunculuğa başlamış oldum. Ardından 'Baba Ocağı' ve Türkiye'nin ilk internet dizisi 'Proje 13'te başrol oynadım.



DERS ALIYORUM

Konservatuvar okumamanız sizin için eksiklik mi?

Eksiklik ama şu anda aldığım özel derslerle bu açığı kapatmaya çalışıyorum. Ayrıca üniversitede psikoloji okuduğum için, bunun oyunculukta çok faydasını görüyorum. Ayrıca milli takımda başarılar kazanmam, Manken olmam, ata binebilmem, 3 dil bilmem, yakın dövüş tekniklerinde iyi olmam da oyunculuk için büyük avantaj...



'Adanalı'yı önceden takip ediyor muydunuz?

Oktay Kaynarca bu dünyada çok sevdiğim ve saygı duyduğum insanlardan biri. Oyunculuğa ilk başladığım günden beri hep yanımda olmuştur. Her zaman ararım, sorarım kendisini. Bu sebeple de 'Adanalı'yı hep takip ederdim. Çok gülüyordum onun oynadığı sahnelere... Daha sonra Tayfun Güneyer'le de tanıştım. Tayfun Hoca'nın, dizinin hem senaristliğini hem de yönetmenliğini yaptığını öğrenince diziyi hiç kaçırmadım. Zaten onun daha önceki Sinema filmlerini ve dizilerini de takip ederdim.



YUNANLIYI OYNAMAK ÇOK HOŞUMA GİDİYOR

Dizideki rolünüzden bahseder misiniz?

Adanalı'nın şef olduğu anti terör birimi ANTEB'deki ajanlardan birisini oynuyorum. 'Alex' aynı zamanda 'Adanalı'nın kızı Sofia'nın da eski sevgilisi ve onu hâlâ unutamamış. İleride 'Sofia'yla tekrar bir şeyler yaşayıp yaşamayacakları sır... Rolümü çok sevdim. Çünkü hem Yunanca hem de Yunan aksanıyla Türkçe konuşuyorum. Bu da benim için yeni bir şey...



İlk internet dizisi 'Proje 13'te de oynadınız. Sizin için farklı bir tecrübe olmalı...

Aykut Gürel ve Keremcem'in yapımcılığını üstlendiği çok güzel bir projeydi benim için... Farklı tecrübe olarak bir de, Faruk Saraç'ın Anıtkabir'de yaptığı defilede, Atatürk'ün golf kıyafetini giymiştim. Bu da benim için çok gurur verici bir geceydi.



BENİM en büyük AŞKIM OYUNCULUK

Asıl mesleğiniz ne? oyuncu musunuz, model misiniz, sporcu musunuz?

Modellik hiçbir zaman meslek olmadı benim için... Sadece üniversite dönemlerimde güzel projelerde yer aldım, güzel bir deneyim oldu. Ama oyunculuk en büyük aşkım... Oyunculuğu tabii ki meslek olarak görüyorum ama iş olarak görmüyorum. Çünkü çekime giderken, işe ya da çalışmaya gidiyormuşum gibi gelmiyor. Sanki çok sevdiğim birisiyle buluşmaya gidiyormuş gibi hissediyorum.



Bunların dışında neler yaparsınız?

Ailemle ve özellikle 10 aylık yeğenimle vakit geçirmeyi çok severim. Evime arkadaşlarını çağırıp Film ya da Futbol maçlarını izlemeye bayılırım. kitap okurum. Yakın dövüş sporlarına ilgiliyim. Kickboks dersleri alıyorum.
Sanki sete değil, sevdiğim biriyle buluşmaya gidiyorum