Showing posts with label sevişme. Show all posts
Showing posts with label sevişme. Show all posts

Thursday, December 31, 2009

Başarımın kölesi oldum


Fatih Akın’ın “Soul Kitchen”ı ülkemizde 1 Ocak’ta gösterime giriyor. Bu filmle 17. Uluslararası Hamburg Film Festivali’nde “Art Cinema” ödülü, Venedik Film Festivali’nde “Jüri Özel Ödülü” ve son olarak 51. Lübeck Kuzey Ülkeleri Film Festivali’nde “Kuzey Almanya Film Ödülü”nü alan Akın, “Duvara Karşı’dan sonra başarımın kölesi olmuştum” diyor.
Hikaye ne zaman başladı?- “Soul Kitchen”ın hikayesi 2003’e dayanıyor... “Duvara Karşı” bittiğinde şirketi yeni kurmuştuk. Kiralarımızı ödeyebilmemiz için yeni bir Proje lazımdı. Başrol oyuncusu Adam Bousdoukos’un Yunan lokantasında çabucak bir senaryo yazdık. Tam para da bulmuştuk ki, “Duvara Karşı” ile 2004’te Altın Ayı ödülünü aldım. Bir gecede uluslararası bir Yönetmen olmuştum. Üzerimde büyük beklenti vardı. Hemen “ıstanbul Hatırası” için 14 sayfalık bir sinopsis yazıp finanse ettik. O bizim kiralarımızı ödedi. O filmi çekerken tanıştığım sanatçılardan etkilendim ve çok geçmeden “Yaşamın Kıyısında”yı çektim. “Soul Kitchen” hep durdu, üzerinde çalıştım. “Ben yapımcısı olurum, biri çeker” diyordum. Film üvey evlat gibi olmamış mı biraz?- Hep başka yönetmenler vardı aklımda. Herkese “Sen çek” dedim. O kadar çok yönetmen arkadaşıma sordum ki, sonunda “Çok biliyorsan sen çek” dediler. Ama “Kebab Connection”dan vazgeçmiştiniz...- Vazgeçtim, çünkü gönlüm o kadar içinde değildi o senaryonun. Onu yazdım, paramı aldım, “Ne yaparsınız yapın” dedim. O senaryoyu eski yapımcım istedi diye yazdım ve çekmek istemediğimi söyleyip sattım. Soul Kitchen daha kişisel, daha önemli bir film oldu benim için. Doğru bir seçimdi. SERSERİ YANIMI KORUMAM LAZIMNeden?- Çok uzun süre ciddiye almadım. Başarımın kölesi olmuştum. Cannes’da da ödül kazanınca, ne yapacağım dedim. Canım bu filmi çekmek istiyordu, ama entelektüel eleştirmenleri şaşırtabilirdim bu konuyla... Vefat eden hocam bana “ıstediğini yap, dürüst yaparsan her şey olur, kim ne diyecek bakma” demişti. Onun sözü benim için bir hayat dersi oldu. O cesareti kabul etmek benim için başlangıçtı. Uluslararası sinemada auteur (genellikle hem yazan hem çeken manasına geliyor) sinemacı olarak tanınıyorum, ama eğlenceli, serseri bir yanım da var, onu da korumam lazım. Çekimler sıkıntı yaşattı mı?- Ben sette çok stresliydim. Senaryo bitmemişti. Cannes’a yetiştirmemiz gerekiyordu. Filmde ayrılık da olduğu için sonbahar havası vermek istedim ama yapraklar tek tek düşüyordu. Yapraklar düşüyor diye senaryo bitmeden başladık. O dönem geceleri yazı yazdım, 1-2 saat uyudum, bütün gün çekim yaptım. Fiziksel anlamda gerçekten zorladı beni. Filmde hangi yönetmenlerden referanslar var? - Cohen kardeşler ve Big Lebowski tabii ki. Jim Jarmusch filmleri... “Her şey Çok Güzel Olacak” mesela. Mazhar Alanson ve Cem Yılmaz’ın kardeş hikayesi çok güzel yazılmıştı. O sıcaklığı “Soul Kitchen”da da yakalamaya çalıştık. Peki kendi hayatınızdan?- Adam’ın lokantası, bel fıtığım, DJ’lik merakım...SİNİRLENİRSEM HAVADA SANDALYELER UÇUŞURFilmlerinizde özellikle yemek ve sevişme sahnelerini büyük özenle çektiğiniz anlaşılıyor, bunun nedeni nedir?- Yemek ve sevişmek bizi insan olarak yaşatan şeyler. Biz yemek yemezsek ölürüz. seks yapmazsak, çocuk olmazsa da insanoğlu ölür. Yerken bir zevk alıyoruz, sevişmede de durum aynı. Hem yemek hem de sevişme sahneleri çekmek çok zor. Çekerken de oyuncular “Nasıl öpeyim?” diyor. “Kafana göre takıl” diyemiyorsun. Detayla çalışmak lazım. Oyuncuları zorlar mısınız?- Bazen biraz sabırsızımdır. oyuncu diyaloğunu bilmiyorsa ve 30 kez tekrar almam gerekirse sinirlenebiliyorum. Ama herkesin içinde kızmam, bir kenarda söylerim. Zaten sinirlendiğimde, en fazla kendime sinirlenirim. Bazen telefonlar, sandalyeler havada uçuşuyor, camlar kırılabiliyor. BENiM YURDUM FiLM SETLERiTüm filmlerinizde neredeyse aynı oyunculara yer veriyorsunuz. Bu kendi rahatlığınızı düşünmenizden mi yoksa cast sorumlusu eşiniz Monique Akın’a söz geçirememenizden mi kaynaklanıyor?- Aslında her ikisi de. Birçok karakter, direkt oyunculara göre yazıldı. Moritz Bleibtreu, Adam Bousdoukos ve Birol Ünel’in karakterleri yazılırken aklımda zaten onlar vardı. Seçtiğim oyuncular en iyileri. Benim sinemam dünya sinemasında bir yere geldiyse, oyuncularım ve ekibim sayesindedir. Soul Kitchen bir yurt filmi... Sizin yurdunuz neresi?- Herkes kaldığı yere “yurdum” diyor aslında. ılla doğduğun, büyüdüğün yer yurdun olmak zorunda değil. Nerede iyi hissediyorsan orası yurdundur. Benim için yurt, kafada oluşan bir şey. Zannediyorum ki benim yurdum sinema. Kendi evimde kağıt nerede, anahtarı nereye koydum bilmem. Ama sette hangi kablo nereye gidiyor, hangi işçi ne yapıyor bilirim. Set benim yurdum.Diğer filmlerde kahramanların hep bir memleket arayışı var. - Biz memleket filmi yapmak istedik. Belki o benim arayışım, belki bilinçaltım, bunu bilemedim. Ama bir yandan da çözdüm. Ne kadar bu yurdun çocuğuysam, oranın da çocuğuyum. ılk aşkımı, ilk öpüşmemi Hamburg’da yaşadım. Türkiye benim anne-babamın yurdu. Ben onları korur, sever, desteklerim. Ama her şeyi kabul etmem. Mesela 21 yaşında kendi evime çıkmaya niyetlendiğimde evde büyük krizler yaşadık. Babam çok tepki gösterdi. Onlara göre evlenene kadar çocuklar evde kalırdı. Ben hayatı öyle tanımıyordum ki! “Eve kız getiremiyorum” diyordum, “Getirebilirsin” diyorlardı. Sigara içemiyorum, “ıçebilirsin” diyorlardı. Herkes kendi dört duvarını ister. Bunu anlatmamın nedeni Almanya’da ciddi bir uyum sorunu var. Siz burada bunu yaşamıyorsunuz. Orada ciddi şekilde “Türkler kim, bizden mi onlardan mı?” diyorlar. Öfkeler ve soru işaretleri kaynıyor. Ben Almanca düşünüyorum. Madem konu bu, benim memleketim orası.
ALMANYA’DA KENDİMİ MİSAFİR HİSSETMİYORUM
İsviçre’yi boykot ettiniz...- Evet, çünkü orası memleketim değil. Ama aynı sorun Almanya’da çıksa terk etmem orayı, sokağa çıkarım. Ya ses, ya yazı, ya filmle karşı gelirim. Onlar da yetmezse taş atarım. Irkçı kuvvetlere karşı boykot ederim. Ben orada kendimi misafir olarak hissetmiyorum. Burada da misafir değilsiniz ki.- Buradaki sahiplenmeye hiçbir zaman karşı çıkmadım ki... Burada da beni sahiplensinler, bundan gurur duyarım. ıki ülkede de sahiplenilmek sorun değil. Neden Hamburg?- Oraya bir film borcum vardı. ıstanbul’a olan borcumu “ıstanbul Hatırası”nda ödedim. “Soul Kitchen” ile de Hamburg’a olan borcumu ödedim. Eleştirmenler filminizi beğenince tepkiniz ne oldu?- şaşırdım. Almanya’da eleştirmen-lerin yüzde 90’ının iyi yazması beni şaşırttı. ıtalya, Yunanistan ve ıspanya’da sol hareket filmin arkasında durdu. Sol hareket neden sahip çıktı? - Tamam ben eski komünistim falan ama nedenini önceleri anlayamamıştım. Sonradan anladım ki Zinos karakteri işçi sınıfını temsil ediyor. Emlakçı da kapitalist kısmı... Dünyadaki ciddi krizin nedeni New York’taki emlakçılarla başladı. İşçi sınıfı ile kapitalist savaşa giriyor ve işçi sınıfı kazanıyor. Bunu bilerek yazmamıştık açıkçası. Washington Post’un “Soul Kitchen”ı son 10 yılın en iyi filmi seçmesi konusunda ne düşünüyorsunuz?- Filmin başarısı oyuncuların. Her şeyi onlar yaptı. Ben sadece kararı veren kişiyim.
UĞUR YÜCEL ABİM GİBİ
Uğur Yücel ile dostluğunuz ne zamana dayanıyor? - “Duvara Karşı” sırasında tanıştık. Orada oynamasını istiyordum. Ama “Yazı Tura”yı çektiği için vakti yoktu. Derken ıstanbul’a her geldiğimde görüşmeye başladık. Fikir alışverişlerimiz oluyordu. Ben ona Nürnberg’te ödül verdim, o da bana Antalya’da... O benim abim gibi. Benden çok tecrübeli. Yolumu şaşırdığım zaman hemen ona giderim, o da bana ne derse çıkar. Aynı zamanda çok muhteşem bir oyuncu. “Soul Kitchen”da ufak bir rolü olmasına rağmen bütün dünyada onu konuşuyorlar. “New York I Love You” çekimleri nasıl gitti?- Onlar dünya çapında tanınmış oyuncular önerdi ama ben Uğur Yücel ile çalışmayı istedim. Bir saniye 24 kare ve ben her kareyi seve seve çektim onunla.
ÇALINTI SENARYO İDDİASININ ASLI
Senaryonuzun “Hotel Monopol” hikayesinden çalıntı olduğu söyleniyor...- Başarının katlarını çıkarken böyle şeyler oluyor. Kitabın yazarı Alexander Wallasch benim fanlarımdan biriydi. Kitabını bana verdi. Facebook’tan “Sürekli okudun mu?” diye soruyordu. Okumamıştım. Film çıktı, “Benim hikayemi çekti” dedi. “Beni mahkemeye ver” dedim, mahkeme yerine gazeteciye gitti. Gazeteci bizi aradı, sordu. Sonra ben avukatımla görüştüm. Mahkemeye gittik, kazandık. Karşı taraf kabul etmeyince yine gittik, yine kazandık. Olay bundan ibaret.
Başarımın kölesi oldum

Tuesday, December 29, 2009

SEVİŞMENİN ZORLUĞU YOK

Berrak Tüzünataç Instyle dergisine konuştu: Benim gibi yeni yüzler sorumluluk gerektiren rolleri üstlenmeye başladı. Bizim jenerasyonumuz sevişme sahnelerinin konuşulmasını mesleğe saygısızlık olarak görüyor.



Genç oyuncu Berrak Tüzünataç, 22 Ocak’ta vizyona girecek Ejder Kapanı filminde Kenan İmirzalıoğlu ile olan sevişme sahnelerinden, Nejat İşler ile ilişkisine kadar her şeyi anlattı: Berrak Tüzünataç



- Kenan İmirzalıoğlu ile sevişme sahnesi aslında benim Kıskanmak filminde de tecrübe ettiğim bir tür. Ve onu da filmin herhangi bir bölümü gibi düşünmek zorundayız. Bana göre artı bir zorluğu yok. Ve olmamalı da. Zaten senaryoyu okuduğumuz andan itibaren bunu biliyoruz ve kendimizi hazırlıyoruz. Herhangi bir Sahne nasıl bir oyunculuk performansıysa sevişmeler de oyunculuk performansları.



- Benim gibi yeni yüzler Sinema filmlerinde biraz daha fazla sorumluluk gerektiren roller üstlenmeye başladılar. Herkes adına konuşamam ama bizim jenerasyonumuz bu tarz kaygıları Komik buluyor ve mesleğe saygısızlık olarak görüyor. Sevişme sahneleri benim içinde yer almak istediğim bir projeden ya da birlikte çalışmak istediğim bir yönetmenden vazgeçme sebebim olabilecek kadar önemli bir şey değil. Tabii ki çok rahat bir şey değil ama işin bir parçası. Bu kolay bir iş değil zaten. İnsan setlerde fiziksel olarak da ruhsal olarak da sınanıyor. Bu sınamadan Mazoşist şekilde keyif alanlar kalıyor bu meslekte.



- Nejat birlikte çalışmak isteyebileceğim bir oyuncu. Daha önce hiç birlikte olduğum biriyle aynı sette bulunmadım. Şimdi sevgilimi methediyor durumuna düşmeyeyim ama Nejat’la çalışmayı isterim.


SEVİŞMENİN ZORLUĞU YOK

Wednesday, December 23, 2009

BU SAHNELER ÇOK KONUŞULUR

Yapımcılığını Murat Tokat’ın üstlendiği, ‘Romantik Komedi’de Cemal Hünal, Engin Altan Düzyatan, Gürgen Öz, Sedef Avcı, Sinem Kobal, Burcu Kara, Begüm Kütük, Kubilay Pembeklioğlu, Mert Yavuzcan ve Janset rol alıyor.Gecce.com'da yer alan habere göre; Aslı Zengin ile Ceren Aslan’ın senaryosunu yazdığı Film, kadın-erkek ilişkilerini eğlenceli bir üslupla anlatıyor. ‘Romantik Komedi’ 5 Şubat 2010’da vizyona girecek.


SENARYOYU OKUYUNCA ÇOK ETKİLENMİŞ

Filmde ‘Issız Adam’ın ‘Alper’i Cemal Hünal ile ‘Ezel’in ‘Bahar’ı Sedef Avcı Aşk yaşayacak. Sinem Kobal da rol gereği Engin Altan Düzyatan ile flört edecek. Özellikle Cemal Hünal ile Sedef Avcı’nın sevişme sahneleri şimdiden konuşulmaya başlandı. Sedef Avcı senaryoyu okuyunca çok etkilendiğini, profesyonel bir oyuncu olduğu için işinin gereğini yaptığını söyledi. Sedef Avcı daha önce oynadığı dizilerde hiç sevişmemişti.


BU SAHNELER ÇOK KONUŞULUR

Gerekirse saçlarımı kazıtırım


SEDA BAKAN FOTOĞRAFLARI
* Bu projeden haberdar olduğunuzda ilk neler düşündünüz? - “Makber”i ilk duyduğumda çok heyecanlandım. Senaryoyu az buçuk biliyordum, karakteri de öyle... Zaten piyasada bu yaşlarda birini canlandırabilecek herkesin kulağına gelmişti. *Sizi heyecanlandıran neydi peki? - Çünkü bu karakterin, yani Güneş’in çok fazla rengi var ve bu projede kendimi geliştirebileceğimi düşünüyorum. O yüzden rolü almayı çok istiyordum. Pana Film’in bu Film için seçme yapacağını duydum ve tam üç kez katıldım. *Neden üç kez? - Çok titiz çalışıyorlardı. Ben de ders çalışır gibi çalıştım role. Dediğim gibi üç kez seçmelere katıldım, çünkü onları Güneş olabileceğime inandırmam gerekiyordu. Benim için sancılı bir süreçti, ama sonunda ikna oldular. *Çekimler ne zaman başladı? - Kasım ayının ortalarında... şu ana kadar üç bölüm çektik. Çarşamba akşamı (bugün) saat 20.00’de ilk bölüm gösterilecek. Takdir seyircinin...BU ROL BENİ EPEY ZORLADI*Biraz da “Makber”in konusundan söz eder misiniz?- Hüzünlü bir Aşk hikayesi... “Aşklar eskisi gibi değil, artık her şeyi çabuk tüketiyoruz” ya da “Aşk mutasyona uğradı” falan deniyor ya, “Makber”de aslında bütün aşkların öyle olmadığını görecekler. Dizide imkansız, çok hüzünlü bir aşk öyküsü var. Hazar (Devrim Nas) çok zengin bir aileden... Güneş ise 25 yaşında, kimsesiz büyümüş bir kız. Henüz kendisinin de bilmediği bir hastalığı var; kan kanseri... Hazar ona çok aşık ama ona başka birini uygun görüyor. Tam ailesine karşısına alıp parayı ve gücü aşkı için bırakacakken kızın kanser olduğunu öğreniyor. Ama henüz Güneş’in bundan haberi yok. *Güneş nasıl bir karakter?- Güneş’in de sorumlulukları var. Kimsesiz büyümüş, zaman içinde küçük ama sağlam bir ailesi olmuş. Çok net bir kız. Konuşmaları, tavırları hesapsız... Karakteri o kadar sağlam ki onun için gri yok, her şey ya siyah ya da beyaz. Ayrıca bir Moda tasarımcısı ama “moda tasarımcısıyım” demiyor çünkü henüz o deneyimde görmüyor kendini. *Lösemi hastası birini oynamak sizi zorladı mı?- Gerçekten çok zor. Kanser çağımızın hastalığı. Rol için insanlarla konuşuyorum, çeşitli programlar izliyorum ve bol bol okuyorum. Allah bu hastalıkla mücadele eden herkese şifa versin. Bu arada Güneş olarak baktığımda, kanserin üstesinden aşkla gelebileceğimi düşündüm. *Rol gereği saçlarınızı kestirecek misiniz?- Ben bu projeye çok inandım. Senaryo ne gerektirirse yaparım. “Saçlarını kestir” derlerse de çekinmem, kazıtırım.BİZİM DİZİMİZDE sevişme YOK*Televizyon dizilerinde öpüşme ve sevişme sahneleri çok prim yapmaya başladı. Sizde böyle sahneler olacak mı?- Bizimkisi sadece masum bir aşk hikayesi. Tamamen saf... ınsanlar aileleriyle birlikte rahatça izleyebilecekler “Makber”i... *Ekiple aranız nasıl? - Setimiz çok eğlenceli. Hepimiz kısa sürede yakın arkadaş olduk. Devrim’le elektriğimiz çok tuttu. Ev arkadaşımı canlandıran Gaye Gürsel’le de çok iyi anlaştık. şanslıyım yani...*Ekrem Bora gibi bir usta ile kamera karşısına geçmek nasıl bir duygu?- Ekrem Bora ile karşılıklı sahnem yok ama benim için bir öğretmen gibi. Onun sahnelerini izlemekten kendimi alamıyorum. *Dizide moda tasarımcısını oynuyorsunuz ama bir stil danışmanınız da var. - Evet, tüm ekibin kostümlerini Seben Koçibey ayarlıyor. *Dört haftadır, haftada altı gün çalışıyorsunuz ama hiç de yorgun görünmüyorsunuz. Peki bu enerjinin sırrı ne? - Bilmem, normalde de böyleyim ben... Çok hareketliyim. Bu yüzden annemler benden çok çekerdi! şimdi enerji fazlamı işimle atıyorum.*Sakarya Üniversitesi Dış Ticaret Bölümü’nden mezunsunuz. TÜRVAK’taki Eğitim de bitti. şimdi sırada ne var? - Tempo yeterince yoğun... Dizi dışında kalan zamanlarımı da kitaplar ve filmler dolduruyor.
GECE HAYATINA DÜŞKÜN DEĞİLİM
* Set dışındaki zamanlarda neler yapmaktan hoşlanırsınız?- Çekirdek bir ailem var, onlarla zaman geçirmeyi tercih ederim. Bir de pazar sabahları kahvaltıyı dışarıda yapmayı sevenlerdenim. * Güneş’in yaşadığı aşkı kıskanmıyor musunuz?- Güneş ile yaşıyorum işte, kıskanmaya gerek yok. * İstanbul’a yerleştiniz. Başladı mı gece turları?- Tabii ki gece dışarı çıkıp eğleniyoruz da ama özel bir düşkünlüğüm yok gece hayatına... Daha çok arkadaşlarımla evde vakit geçirmekten hoşlanıyorum.
Gerekirse saçlarımı kazıtırım

Saturday, December 19, 2009

Cinsel isteksizliğin 5 nedeni


Libido, erkek ya da kadını cinsel birlikteliğe hazırlayan, hem ruhsal hem de bedensel hazırlanma süreci olarak da tanımlanabilir. Bir insanın libidosunun düşük ya da yüksek olması ise cinsel yaşamında problemleri beraberinde getirebilir. Konuyla ilgili olarak görüştüğümüz Haydarpaşa Numune Hastanesi’nden 2. Üroloji Kliniği Şefi ve Üroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Karaman libidonun düşmesine neden olan sebepler ve libidoyu artırmanın yollarını anlattı.

Libido erkek ve kadın için de geçerlidir
“Libido kavramı bazen karıştırılıyor. Yani sanki erkeklerde varmış kadınlarda yokmuş gibi düşünülüyor. Libido erkekte erkeklik hormonlarıyla, kadın da kadınlık hormonlarıyla beslenen ama beyinsel bir tarafı da olan yani ruh dünyasıyla algıyla düşünceyle ilişkisi olan bir kavramdır. Dolayısıyla her iki cins içinde geçerlidir” diyor Doç. Dr. İhsan Karaman.

Libidonun düşmesine neden olan sebepler
Prof. Dr. İhsan Kahraman libido hakkında bilgi verdi
Prof. Dr. İhsan Karaman cinsel isteksizliğe neden olan sebepleri şöyle sıralıyor: 1. HormonlarÖncelikle libidoyu fiziksel olarak oluşturan şey erkeklik hormonu ya da kadınlık hormonudur. Testosteron erkeklik hormonu, östrojen ise kadınlık hormonudur. Bu hormonların bir şekilde insanda eksik olması libidoyu düşürür. Eğer sizde libidoyu arttıran hazırlayan ortaya çıkaran hormon eksikse cinsel istek kamçılanmayacaktır. Bu hormonlar doğuştan eksik olabilir ua da bazı hastalıkları nedeniyle düşebilir. Her şeyi normal gözüken bir insanın daha sonrada bilinen yada bilinmeyen sebeplerden hormonları düşebilir. Yaşlanma bunun en büyük sebebidir.

2. Psikolojik sebepler
Hormon eksikliği dışında daha sık görülen sebep psikolojik sebeplerdir. Hem kendi toplumuzu hem de dünyayı göze alırsak cinsel soğukluk, cinsel isteksizlik ya da libido düşüklüğü kadınlarda daha sık görülür. Bunun temelinde yatan psikiyatrik hastalıklar olabilir, depresyon, melankoli gibi. Davranış bozukluğu olarak cinsel isteksizlik, cinsel soğukluk, cinsel tiksinti bozukluğu gelişebilir. Bir insanda neden cinsel soğukluk olur. Bunun beyinsel, ruhsal sebepleri olduğu gibi küçük yaşta geçirilen cinsel istismar, tecavüz, taciz ya da yanlış bilgilendirilme de bunların sebepleri arasındadır. Örneğin yanlış bilgilendirilme konusunda kadınlar için çok sık gördüğümüz evlenip, birlikte olamamadır. Neden olmaz, çünkü çocukluktan beri ilişki zordur gibi şartlandırmalar korkunun oluşmasına neden olabilir. Bu nedenle vajina kasılır buna vajinusmus da denilir. Bunun temelinde korku yatar. Böyle bir kadında cinsel istek olması mümkün değildir. 3. OrtamErkek ya da kadında cinsel eyleme hazırlayan görsel uyarılar, kokular, fanteziler, ortam, konuşmalar bile cinselliği hazırlayan etkenlerdir. Bunların eksikliği libidoyu düşürür. Kötü koku, ortamın kötü olması hemen libidoyu düşürebilir. 4. İlaçlar
İlaçlar da libidoyu düşürür özellikle de psikiyatri ilaçları düşürür. Depresyon ilaçlarının b birçoğunda cinsel isteği azaltabiliyor.

5. Monotonluk
Sonuçta hayatta ekonomik başarı, mutluluk ne kadar önemliyse bedensel ve ruhsal Sağlık ne kadar önemliyse cinsel sağlık da o kadar önemlidir. O eksik olduğu zaman insanda mutlaka bir eksiklik var demektir. Cinsel sağlığı tatmin etmek gerekir bu da konuşarak ve anlaşarak olur.
Cinsel isteği azaltan etkilerden biri de monotonluktur. Bir çift beraber 3-5 ya da 10 sene hep aynı şekilde sevişirse bıkkınlık oluşur. Diyelim ki bir çift hep akşam beraber oluyor, hep aynı saatte yatağa giriyor, yatak odasında kendi yataklarında sevişiyorlar. Bu hep tekrarlanırsa monotonluk oluşur. Bu durumda hemen bir değişiklik yapılabilir saat değiştirebilir, ortamın ışığı değiştirilebilir, yer değiştirilir oturma odasına gidilir, sevişme orda da olabilir. Yani libido öyle bir şey ki en ufak değişiklikten bile müthiş haz alabilir. Eğer karşılıklı sevişmeyle tahrikle dolgunluğa ulaşılabiliyor ama daha fazlasını isteniyorsa birlikle bir erotik Film seyredilebilir, orada yapılanlar taklit edilebilir.
Libidoyu artıran etkenler
1. Fiziksel bir hastalık var mı önce ona bakılması gerekilir. Hormon eksikliği ya da ilacın yan etkisi gibi bir durum var mı ona bakılır. Eğer varsa bu hormonlar yerine konulur. Beyinsel olarak doğuştan gelen hastalık tablolarını da düzeltmeye çalışılır. 2. Psikolojik sebepler olduğunda ise iyi bir danışmanlık gerekir. 3. Sevişme yöntemlerinden başlayarak çevresel uyaranların düzeltilmesi gerekir. Birbirini tanıyarak karşılıklı konuşarak birbirlerinden neden hoşlandığını uyarılmak için cinsel haz almak için neye ihtiyaç duyduğunu öğrenirse karşı tarafta onu uygulamaya çalışır. Cinsel mutluluğa varabilmek için, o utanma sıkılma ayıp kaygılarını bir tarafa bırakmak gerekiyor.

Şehir hayatı libidoyu etkiliyorProf. Dr. İhsan Karaman, "Entelektüel hayat öyle bir şey ki; insanlar sabah çıkıyorlar ekmek parası peşinde kariyer peşinde akşama kadar koşturuyorlar. Yorgun argın eve geliyor ve Cinsellik o saatten sonra oluyor. Şimdi buna baktığınız zaman bu kadının ve ya erkeğin libidosu kalmamış olur. Bunu da göz önüne aşkları monotonlaşan çiftler için, bizim istediğimiz azaldı diyenler için küçük bir kaçamak Tatil yapmalarını öneriyoruz" diyor.
Ginseng cinsel gücü artırıyor

Besinlerin cinsel güç üzerindeki etkisi hakkında ise Karaman şöyle diyor; "Bir takım macunlar var mesala mesir macunu. Bu macunun içinde birçok baharat vardır ve bu macunlardan yenilebilir. Kuru üzüm, kuru incir gibi kalorisi yüksek besinler fındık, ceviz, badem gibi kuru yemişler, polen arı sütü bal gibi yine yüksek Gıda içeriği olan besinler bir de zencefil gibi doğadan toplanan bir takım otlar tüketilebilir. Cinsel güce etkisi olduğuna inanıyorum. Çünkü sonuçta bizim insanlara verdiğimiz ilaçlar içindede bir takım hormonlar ya da maddeler var. Sadece bunlara güvenerek değil de bunlardan katkı sağlanabilir. Bir de bize gelen libidosu azalmış insanlara bazen bitkisel kökenden yapılmış haplar ilaçlar veriyoruz. Piyasada eczanede de var bunlar. Ama hekimin seçmesi şartıyla kürler yaparak cinsel isteği artırdığını biliyoruz. Birde ginseng var. Çin kökenli olan bu bitki birçok ilaçta da var. Oldukça fazla işe yaradığı biliniyor."
Cinsel isteksizliğin 5 nedeni

Acı Aşk ilişkileri sorguluyor


FİLMİN FRAGMANI / WEB TV
GALADAN FOTOĞRAFLAR
* Öncelikle üçünüzü de tebrik etmek istiyorum. “Acı Aşk”ı çok sevdim. Peki siz senaryoyu ilk okuduğunuzda neler hissettiniz? - Songül Öden: Önce “Bu filmde oynamam” dedim. Ayşe’yi anlamakta güçlük çektim. Songül Öden olarak yargıladım karakteri ve inandırıcı bulmadım. Bir süre ara verdim, sonra tekrar gittim bilgisayarın başına. ışte o zaman her şey değişti. - Halit Ergenç: Ben de senaryoyu ilk okuduğumda bu kadar şey üst üste gelemez dedim. Ama sonra düşündüm de hayatta her şey olabiliyor. * Peki Songül, sonra ne oldu da bayıldın bu senaryoya? - S.Ö: Bu benim ilk Sinema filmim ve farklı bir şeyde oynama fikri hoşuma gitti. Acayip, bulmaca gibi bir senaryonun içinde buldum kendimi. Onur ünlü oyuncuya tuzaklar kuran bir senarist. Bir süre sonra ilk başta yadırgadığım Ayşe’yi savunur hale geldiğimi gördüm. AYŞE, GURURUNU AYAKLAR ALTINA ALDI * Gerçekte Ayşe gibi misindir?- S.Ö: Duygusal konularda cesur olduğumu düşünmüyorum. Daha klasik biriymişim gibi geliyor. * “Acı Aşk”, filmin hikayesine uyan bir isim mi?H.E: “Seni Tanrım Bile” bana daha güzel geliyor. Zaten senaryonun üzerinde ilk başta bu yazıyordu. Ama “Acı Aşk” da oldu. Çünkü filmin çıkış noktası Orhan ve Ayşe’nin ihaneti devreye girince farklı bir dönemece giren aşkı...* Orhan’ın mı yoksa Ayşe’ninki mi daha acı aşk?- H.E: Ayşe’ninki daha acı. Aldatılmak, aldatıp pişman olmak kadar acı vermez. Aldatıp sonra pişman olmak, kendi hatanla birini kaybedip sonrasında acı çekmek kolay olmasa gerek. - S.Ö: Bir kadının aldattıktan sonra pişman olması ve sevdiği erkeğin ayaklarına kapanması kadar zor bir şey yok herhalde. Onurunu ayaklar altına almak kadın için hiç de kolay değil. * Cansu, filmde canlandırdığın Oya bir fotoğraf sanatçısı. Sen de fotoğraf çekiyorsun. Oya’nın fotoğrafçı olması tesadüf mü, yoksa Onur Ünlü fotoğrafçılığından haberdar olduğu için mi Oya’yı böyle şekillendirdi?- Cansu Dere: Kesinlikle tesadüf oldu. Senaryoda Oya zaten fotoğrafçıydı.* İleride bir Sergi açar mısın?- C.D: Yok sanmıyorum.- S.Ö: Cansu ajan gibi çalışıyor. Çaktırmadan çektiği çok şey var. Çalmış hayatları, karelere aktarmış gizlice.- C.D: Fotoğrafçılar için hep söylenir bu. Ama ben üstüme alınmıyorum. Senaryo yazanlar da hayat çalıyor sonuçta. * Halit, sen Orhan’ı sevdin mi?- H.E.: Orhan bugüne dek tanıdığım herkesten, benden bile daha cesur biri. Kadere ve hayata meydan okuyor. Ayrıca oynaması da keyifli bir karakter.CEYDA’NIN ANNESİNDEN YARDIM ALDIM* Filmde bir doğululuk meselesidir gidiyor. Orhan’ın aldatılmaya olan tepkisinin doğululukla ne alakası var?- H.E: Ben olayı Orhan’ın yetişme tarzına ve yaşadıklarına bağlıyorum. Zengin bir ailenin çocuğu ve hayatı boyunca problem çözmek zorunda kalmamış. Onun en büyük sorunu, sorun çözme yeteneğinin olmaması. Hayatında yaşadığı ilk sorunda bütün dünyası yıkılıyor. Asıl mesele bu bence. Olaylarla başa çıkabilme yeteneği olsaydı kendine bir dönem tanırdı, hemen ikinci bir ilişkiye başlamazdı. Film boyunca hayatı tanıyor, hızlandırılmış bir kurs görüyor.* Orhan’ın Edebiyat öğretmeni olmasının filme katkısı nedir sence?- H.E: Düşünce zenginliği ve ruhunun naifliğini öne çıkarıyor. Bir de şuradan bakmak lazım ki, dili çok iyi kullanan insan zengin bir beyne sahiptir. ıyi sunuculara bakın, uzun bir cümleyi çok iyi toparlarlar. ıyi konuşan bir insan aynı zamanda zeki de bir insandır. ışte o adam bir canavara dönüşürse ne yapacağını tahmin bile edemezsiniz. * Cansu, sen filmde kör bir kadını canlandırıyorsun. Nasıl bir hazırlık dönemi yaşadın?- C.D: Rolümün en lezzetli ve beni filme çeken kısmıydı. Ceyda Düvenci’nin annesi görme engelli. Onunla sohbet ettik. 6 Nokta Körler Derneği’ne gidip oradakilerle konuştum. Yavaş yavaş çıktı ortaya karakter... * Filmdeki Seda karakteri üniversite öğrencisi ve kendinden yaşça büyük bir erkeğe kur yapıyor. Böyle tipler hakkında ne diyeceksiniz? Sizce bu kadar cüretkâr olabilirler mi?- S.Ö: Kesinlikle... Özellikle okullarda, kadınla çocuk arasında kalmış, kadın olmak isteyen, erken büyümeye ve yükselmeye hevesli tipler var. Onları tehlikeli buluyorum. - H.E: Buna benzer bir şey “Aliye”ye de konu olmuştu. Bu tarz kadınlar olabiliyor. Kadının var oluş savaşı erkeğinkinden farklı bir noktada olduğu için Seda eşine az rastlanır bir durum değil. İNSAN SIKIŞINCA HER ŞEYİ YAPABİLİR* En çok hangi sahnede zorlan-dınız? Cansu en çok dönme dolap sahnesinde zorlanmış mesela...- C.D: Yok öyle bir şey. Aksine çok da eğlendik o sahnede. Saçma bir haberdi. Beni en çok Araba içindeki Sahne etkiledi. Gün ışığından etkilendim. - H.E: Ağladığım masadan kalkıp, sevgilimle farklı bir telefon konuşması yapıp, geri döndüğümde ağlamaya devam ettiğim sahnede zorlandım. Orada Orhan tam bir şizofren tavır sergiliyor bence. Başka bir insan oluyor ve geri gelip ağlayarak tekrar utanmadan kadının elini tutuyor.* Sence bir erkek bu kadar iğrenç olabilir mi?- H.E: Olur tabii. ınsanoğlu her şeyi yapabilir. Bir kere sıkışmaya görsün... Hayat onu sınarsa, o noktaya getirirse, en yapmam dediği şeyi bile yapabilir insan. - C.D: Bence de. Her şeye müsait insanoğlu. Ama ben en çok şunu merak ediyorum, beklenmeyen davranışları yapan insanlar kendilerini haklı buluyorlar mıdır acaba? - S.Ö: Bence buluyorlardır. UZUN VADELİ İNTİKAM TEHLİKELİ BİR ŞEY* “Acı Aşk”, intikam duygusunun yoğun olduğu bir film... ıntikam duygusu için ne diyeceksiniz?- C.D: Bende intikam denen o duygu yok. Kin beslemem. Çabuk sinirlenir, öfke patlaması yaşar, hemen sönerim. Biriktirmediğim için kin duygusu barınmıyor bende. ınsan kin ve öfkeyle kendini kirletir. Uzun vadeli intikam ise tehlikeli bir şey.- H.E: Hayatın boyunca o kini beslemek, kendine eziyet bence. Hayat intikam duygusu besleyip mutsuz olacak kadar ucuz değil.- S.Ö: Ben de anlık tepkiler gösteririm ama intikam almayı sevmem. * Son olarak Halit’e sormak istiyorum. Film Orhan’ın aldatılmasıyla başlayıp, yaşanan süreci anlatıyor. Bir sure Orhan’la yaşamış ve onu anlamaya çalışmış biri olarak cevap verirsen, filmin başında Orhan aldatılmasıydı nasıl biri olurdu?- H.E: Orhan Ayşe’den bu darbeyi yemeseydi hiç böyle aldatan, üç kadını aynı anda idare etmeye çalışan, kötülük yapmaktan çekinmeyen bir adam olmazdı. Çünkü en başta öğrencilere olan tavrını, duruşunu görüyoruz. Evli barklı, çoluklu çocuklu, Ayşe’ye sadık bir adam olarak sürdürürdü hayatını.
ALDATANLARIN KARŞISINA İLAHİ ADALET ÇIKAR
* Filmde aldatmalara verilen tepkiler çok farklı. Siz aldatıldığınızda alacağınız en büyük intikam ne olurdu?- S.Ö: Susmak ve gitmek. Telefonlara çıkmamak. Kendimi saklamak. - H.E: O insan hayatıma hiç girmemiş gibi davranırdım herhalde. Ona ceza vermek ve bedelini ödetmek bana düşmez. Ben ilahi adalete ve tabiatın doğal dengesi olduğuna inanıyorum. O kişiyi yok saymak en doğrusu.- C.D: Bütün kadınlar her şeyi göze aldım der aslında ama çevrede bu işin üçüncü sayfa hikayelerine bile gittiğini görüyoruz.
FİLMDEKİ EROTİZM KISA VE ANLIK
* Halit, bu filmde üç kadınla birlikte oluyorsun. Ve bu birlikteliklerden sevişme sahneleri olarak bahsediliyor. - H.E: Herkes sevişme diyor ama sevişme yok bence bu filmde. Televizyonda herhangi bir dizide gördüğünüzden fazlasını göstermiyoruz. Sadece o sahneler sonrasını anlatabildiği için sevişme olarak algılanıyor. Oysa ki hepsi çok kısa ve anlık. çıplaklık ve sevişme yok. Sadece izleyici kafasında bunu toparlıyor. Belli bir erotizm var ama bu çıplaklıktan değil, işin iyi kotarılmış olmasından kaynaklanıyor. Başlangıcına inanınca devamının da gelmiş olabileceğini düşünüyor izleyici.

'Acı Aşk' ilişkileri sorguluyor

Monday, December 14, 2009

KATILMAMASININ NEDENİ GÖĞÜS UCU MU?

Ünlü oyuncu Beren Saat’in başrolünde oynadığı “Gecenin Kanatları” filminin galasına katılmamasıyla ilgili yeni bir iddia ortaya atıldı.Vatan'da yer alan habere göre; bu iddiaya göre Beren Saat, sevişme sahnelerinin birinde göğüs ucunun göründüğünü fark edince bu sahnenin kesilmesini istedi. Ancak filmde bu sahnenin de yer aldığını öğrenince galaya gelmedi. Kulislerde ise genç yıldızın protestosunda sevgilisinin baskısının daha etkili olduğu konuşuyor.

KATILMAMASININ NEDENİ GÖĞÜS UCU MU?

Gala protestosu

Beren Saat'in katılmadığı 'Gecenin Kanatları' filminin galasında; sessizlik hüküm sürdü. Film ekibi, Saat'in 'çıplaklık' protestosuyla ilgili yorum yapmamayı tercih etti.



Mahsun Kırmızıgül'ün senaryosunu yazdığı ve Serdar Akar'ın yönettiği 'Gecenin Kanatları' filminin İstinye Park'taki galasına protesto gölgesi düştü! Filmdeki sevişme sahnelerinin basına sızmasından, yapımcı Murat Tokat'ı sorumlu tuttuğu söylenen Beren Saat, galaya katılmadı.



Gelmeyerek bizi rencide etti

Beren Saat'e yakın kaynakların belirttiğine göre ise; genç oyuncu Tokat'ta yaşanan terör saldırıları nedeniyle galaya gitmedi! Bu iddia üzerine konuşan yapımcı Murat Tokat, "O zaman Şehit cenazelerine gitseydi. Kendisi galaya gelmeyerek bizi rencide etti" dedi. 'Gecenin Kanatları'nın senaristi ve süpervizörü Mahsun Kırmızıgül ile diğer oyucular ise konuyla ilgili yorum yapmadı. Galası protestoyla gölgelenen 'Gecenin Kanatları'nda; 12 Eylül'de öldürülen anne babasının intikamını almak için Canlı bomba olmayı kabul eden 'Gece' ile koşucu 'Yusuf'un aşkı konu ediliyor.

Gala protestosu

Saturday, December 12, 2009

SEVGİLİSİNİN SEVİŞME SAHNESİNİ YORUMLADI

Kelebek'İn haberine göre; Kenan İmirzalıoğlu “Ejder Kapanı” filminde Nejat İşler’in sevgilisi Berrak Tüzünataç ile rol gereği yatağa girdi. Filmin ateşli sevişme sahnesi internette tıklanma rekoru kırdı.



Bu sahneyle ilgili İmirzalıoğlu’nun oyuncu sevgilisi Zeynep Beşerler’in yorumu merak konusu oldu. Beşerler bu sahneyi Vatan'a yorumladı: “Böyle bir sahnede oyuncu kesinlikle hiçbir şey düşünmüyor ve hissetmiyor. Normalden daha zordur çekimleri. Çünkü insan ister istemez utanıyor, kafası dağılıyor. Sevişme sahnelerinin üzerine çok yazılıp, çiziliyor ama bir de o sahnelerde oynayana sorun neler yaşıyor. Büyük bir eziyet ve ’Bitse de gitsem’ durumu... Daha önce ’İçim buruluyor’ demiştim ama bu her zaman olmuyor. Sadece insan izlerken içine batıyor, bu da çok doğal. İşimiz bu olduğu sürece böyle sahnelerde yer almak zorundayız. Yarın bir gün de ben bir adamla rol gereği yatağa girebilirim. Ama nedense bana hep ’Kenan’ı kıskanıyor musun’ diye soruyorlar. Berrak gerçekten çok hoş bir kız. Aynı şekilde Cansu Dere’yi de beğenirim. Ancak ben de eli yüzü düzgün güzel bir kızım. Kimse kusura bakmasın da yüzüne bakılmayacak, Hilkat garibesi değilim ki onları kıskanayım. İnsan kendinde olmayanı kıskanır. Hiçbir meslektaşımı kıskanmadım, sadece gıpta ettim. Ayrıca Berrak’ın sevgilisi Nejat İşler ne hissetiyse ben de aynısını hissettim. İkimiz de profesyonel oyuncularız ve bunun iş olduğunun farkındayız.” Zeynep Beşerler’in bu sözleri üzerine gözler Nejat İşler’e çevrildi.


SEVGİLİSİNİN SEVİŞME SAHNESİNİ YORUMLADI

KRİZ GEÇİRTEN SAHNE


Uğur Yücel’in yönettiği ve başrolünü oynadığı ‘Ejder Kapanı’ 22 Ocak’ta vizyona girecek. Filmin fragmanı sinemalarda gösterimde. Polisiye filmde, Kenan İmirzalıoğlu ve Berrak Tüzünataç’ın bir sevişme sahnesi var.
Çekimler sırasında Tüzünataç’ın bu sahnenin çok sert olması yüzünden sinir krizi geçirdiği ortaya çıkmıştı.



KRİZ GEÇİRTEN SAHNE

Wednesday, December 9, 2009

SEVGİLİSİ KENDİ GALASINA GİTMEYE İZİN VERMEDİ

HT MAGAZİN

"Hiçbirimiz uzaydan gelmedik. Emeğe saygı göstermesi lazım. Yastık gribi olmuş herhalde ondan gelmedi!"




ERKEK ARKADAŞI GÖRMEK İSTEMEDİ

BEREN Saat son filmi Gecenin Kanatları ile arasına yastık koydu! Saat, filmin önceki akşam İstinye Park'ta düzenlenen galasına katılmadı. Güzel oyuncunun filmdeki sevişme sahneleri basına sızdırıldığı için gelmediği iddia edildi. Yönetmen sevgilisi Levent Semerci'nin yapımcılarla tartıştığı ve Beren Saat'e izin vermediği de kulaktan kulağa konuşuldu. Yapımcı Murat Tokat, "Sevişme sehnesi basına servis edilmedi. Belki o sahneleri erkek arkadaşıyla beraber görmek istemediler" diyerek Saat'e tepki gösterdi.

ÖLÜM KALIM OLMADIKÇA GELMELİYDİ

FİLMİN oyuncularından Yavuz Bingöl de Beren Saat'e sitem etti: "Hiçbirimiz uzaydan gelmedik. Hepimiz arkadaşız. Emeğe saygı göstermesi lazım diye düşünüyorum. Afişte ilk yazılan Beren Saat yani kendi filmine ölüm kalım olmadığı sürece gelmemesini doğru bulmuyorum." Erkan Petekkaya ise olay hakkında iğneli bir yorum yaptı: "Herhalde uyku saati geldi uyudu. Çok yorulmuş nefes nefese kalmış yastığını almış yatmış. Yastık gribi olmuş!"

Yapımcılığını Murat Tokat'ın, yönetmenliğini Serdar Akar'ın üstlendiği ‘Gece'nin Kanatları' filminin galası önceki akşam Park AFM Sinemaları'nda binlerce kişinin katılımıyla gerçekleşti. Basının yoğun ilgi gösterdiği galada filmin başrol oyuncularından Beren Saat'in galaya gelmemesi ise adeta şok etkisi yaratttı. Beren Saat'in filmden önce basına sızdırılan sevişme görüntülerini protesto ettiği için galaya katılmadığı iddia edilirken, bir diğer dedikodu ise yapımcıyla kavga eden sevgilisi Levent Semerci'nin engel olduğu iddiasıydı. oyuncu kadrosunda, 'Güneşi Gördüm' filmindeki başarılı performansıyla konuşulan Murat Ünalmış, Erkan Petekkaya, Yavuz Bingöl'ün yanı sıra Alper Kul, Teoman Kumbaracı, Ferit Kaya, Ali Barışık, Cezmi Baskın ve Arif Erkin gibi isimlerin rol aldığı filmin galasına çok sayıda ünlü isim katıldı. Saat'in galaya gelmemesi büyük tepki çekerken yapımcı Murat Tokat, "Bir oyuncu sözleşme imzalarken önce senaryoyu okur.



SEVGİLİSİ ENGELLEMİŞ OLABİLİR

Okuduğu senaryoyu her haliyle oynayacağına dair söz verir. Oyuncu zaten ne çekileceğini bilmiyorsa o sözleşmeyi imzalamaz. İstemediği sahnede oynamaz. Beren sözleşmeye uymadı. Sözleşme gereği gala olmak üzere filmin bütün PR işlerine gelmek zorundaydı. Yasal hakkımı kullanacağım. Filmdeki sevişme görüntüleri basına servis edilmedi. Sadece filmin fragmanı medya ile paylaşıldı. Sevişme sahnelerini oynamak istemiyorsa oynatmazdık. Bence sonradan kaynaklanan sorunlar var. Belki beraber olduğu erkek arkadaşıyla ilgili olabilir. Sanırım bu ortamda o sahneleri beraber görmek istemediler" diye konuştu. Mahsun Kırmızıgül'ün de Beren Saat'e tepkisi aşağı yukarı aynı çizgideydi. Saat'i Türkiye'nin Yıldızları Yarışması'nda keşfettiğini ve ilk kez 'Aşka Sürgün' dizisinde rol verdiğini belirten Kırmızıgül, "Onu ben keşfettim. 52 bölüm beraber oynadık. Hiç mi hatrımız yoktu? Bize bunu nasıl yapar?" diye sitem etti.

Tepki çekmekten korktu iddiası

Beren Saat'in galaya katılmamasıyla ilgili konuşulan en çarpıcı iddialardan biriyse, güzel oyuncunun galaya saatler kala Tokat'ta yaşanan ve yedi askerin Şehit olmasıyla sonuçlanan terör saldırısından etkilenmesiydi. Filmde Canlı bombayı oynayan Saat'in tepki çekmekten korktuğu ileri sürüldü.


SEVGİLİSİ KENDİ GALASINA GİTMEYE İZİN VERMEDİ

Dünya bu iki filmi konuşuyor

İSTANBUL - Yeni sezonda 'Avatar', 'Zindan Adası', 'Alis Harikalar Diyarında', 'Sherlock Holmes' gibi büyük bütçeli filmler merakla beklenirken bir yandan da son 20 yılın en iyi yönetmenleri arasında sayılan bazı isimler tartışmalı filmleriyle gündemde yer alıyorlar.
Steven Soderbergh 'The Girlfriend Experience’, Lars von Trier ise 'Antichrist' ile şu sıralar en fazla konuşulan yönetmenler...
'The Girlfriend Experience’Chelsea, Manhattan sosyetesi için çalışan bir eskort kızdır. Üst düzey ve zengin müşterilere hizmet veren Chelsea, saatte 2000 dolar kazandığı bu hayattan memnundur. Aslında o bu parayı hak ettiğini de düşünmektedir. Çünkü müşterilerine gerçek bir "kız arkadaş deneyimi" yaşatmaktadır.
Erkek arkadaşı Chris ile de mutlu olan Chelsea geleceğini güvence altına aldığını düşünmektedir. 2008 seçimlerinin yaşandığı o beş gün içinde Chelsea'nin hayatı değişecektir. Çünkü onun işinde kimin karşısına çıkacağı belli değildir.

Usta Yönetmen Steven Soderbergh'in 'Che: Part 1-2'den sonra çektiği 'The Girlfriend Experience', özellikle başrol oyuncusu, Sasha Grey'in porno yıldızı olması sebebiyle gösterime girmeden tartışılan bir yapım olmuştu.
Filmografisinde klasik Hollywood filmleri sıkça yer alsa da bağımsız ruhunu koruyamayı başaran Soderbergh, son filminde konuyu 'ayrıksı bir Hikaye' olarak ele almayarak gerçekçi bir işe imza atıyor.
'The Girlfriend Experience' için yurt dışında yapılan eleştiriler ikiye bölünmüş durumda. Bazı kesimler filmi 'sıradan ve gereksiz' olarak nitelese de bazıları filmin Soderbergh'in en iyi işlerinden olmasa bile ustalığını gösterdiği farklı bir iş olarak yorumluyor.
Antichrist Sinamanın 'provokatif' isimlerinden Lars von Trier, son filmi 'Antichrist' ile yine çok konuşulan bir filme imza attı.

'Avrupa', 'Karanlıkta Dans', 'Dalgaları Aşmak', 'Dogville' gibi başyapıtların yönetmeni 'Tirer, kadın düşmanlığıyla suçlanan son filminde çocuklarının ölümünün ardından, evliliklerindeki sorunları çözmeye çalışan bir çiftin hikayesini anlatıyor. Genç çift ruhlarını tamir etmek için ormanda buldukları bir dağ kulübesine yerleşirler. Ancak aralarındaki ilişki daha tuhaf bir hal alır ve herşey gittikçe kötüleşir.
Pornografik bir sevişme sahnesiyle açılan Film altı bölümden oluşuyor. Çocuklarının ölümünün etkisinden kurtulmaya çalışan çiftin depresyonunu, özellikle annenin travmasını sert bir Sinema diliyle anlatan filmdeki birçok Sahne gösterime girmeden tartışılmıştı.

İzleyenleri ikiye bölen ve sert bulunarak çoğu izleyicinin sinema salonunu terk ettiği filmde herkesin birleştiği nokta ise oyunculuklar. 'Antichrist'taki rolüyle Cannes Film Festivali'nde 'En İyi Kadın oyuncu' ödülünü alan Charlotte Gainsbourg ve beyazperdenin en yetenekli isimlerinden Willem Dafoe oyunculuklarıyla son 10 yılın en önemli performansları arasına adlarını yazdırıyorlar.
Dünya bu iki filmi konuşuyor

Galanın bacanakları


GALADAN FOTOĞRAFLAR
FİLMİN FRAGMANI
11 Aralık’ta vizyona girecek “Gecenin Kanatları” filminin galası, sanat dünyasının önde gelen isimlerini buluşturdu. Begüm Kütük, Orhan Gencebay-Sevim Emre, Mahsun Kırmızıgül, Sermiyan Midyat ve Tuğba Özerk gibi pek çok ünlünün katıldığı galada, gözler başrol oyuncusu Beren Saat’i boş yere aradı.
Güzel oyuncunun, yapımcı şirketin Murat Ünalmış’la olan sevişme sahnelerini basına vermesi nedeniyle galaya katılmadığı ileri sürüldü. Yapımcı Murat Tokat ve diğer oyuncular ise konu hakkında yorum yapmaya yanaşmadı, sadece “Bilmiyoruz, ama gelmesi gerekirdi. Bildiğimiz kadarıyla bugün başka herhangi bir işi yoktu” demekle yetindi.
GALANIN BACANAKLARI
Galanın dikkat çeken isimleri arasında Mahsun Kırmızıgül ile Cemal Hünal da vardı. Çünkü Kırmızıgül’ün, sevgilisi Mine Cangal ile katıldığı galaya, Cemal Hünal da Cangal’ın kardeşi Lale Cangal ile gelmişti. Bu yüzden salonda, iki sanatçı hakkında “bacanak” esprisi kulaktan kulağa dolaştı.
SENARYOYU OKUMADAN TEKLİFİ KABUL ETTİM
Mahsun Kırmızıgül’ün “Güneşi Gördüm” filminde iş yoğunluğu nedeniyle yer alamayan Erkan Petekkaya, bu filmle ilgili şöyle konuştu: “işlerim yüzünden diğer filmde rol alamamıştım, ama içimde kalmıştı. O nedenle bu Film için teklif geldiğinde senaryoyu bile okumadan kabul ettim.”
Galanın bacanakları

Tuesday, December 8, 2009

GERİLME, SEVİŞ BERRAK

22 Ocak'ta vizyona girecek olan 'Ejder Kapanı' filminde Kenan İmirzalıoğlu ile sevişme sahnesi çekimi sonrası sinir krizi geçiren

Berrak Tüzünataç, izleyiciler tarafından internet forumlarında mizahi bir uslupla eleştirildi.




Uğur Yücel'in yönettiği ve başrolünü oynadığı 'Ejder Kapanı' adlı Sinema filmi 22 Ocak'ta vizyona girecek. Ancak Film vizyona girmeden önce fragmanında yer alan, Kenan İmirzalıoğlu ile Berrak Tüzünataç'ın sevişme sahnesi gündeme oturdu. Berrak Tüzünataç'ın sevişme sahnesi sonrasında sinir krizi geçirmesi, hemen ardından sevgilisi Nejat İşler'i arayarak ağlaması ve İşler'in de onu teselli ettiği haberleri üzerine, izleyiciler arasında internet ortamında eğlenceli bir tartışma başladı. İzleyiciler, 'habertürk' ve 'ekolay.net Haber'te yaptıkları yorumlarda durumu şu sözlerle ti'ye aldı.



ÇOCUK YAPMA SANATI

Ne kadar amatörce bir davranış...

Nejat, Berrak'a demiştir ki, "Üzülme alışırsın. Bunlar normal şeylerdir, biz sanatçıyız..."

Sanat için sevişilir mi?

Bir şey yapmıyorlar ki, bakışıyorlar sadece...

Çağdaşlık budur, sanat budur... Aynen devam edin, süpersiniz...

Herhalde bu sanat, çocuk yapma sanatı arkadaşlar...

Açıkta yapılan şeylerden zarar gelmez.

Sanat demek, her şeyi çekmektir.

Modern olmak kolay değil, modernlik ve ilericilik böyle bir şey işte...

Film sektörü durdukça bu sahneler olacak. Bazen çok, bazen az, bazen hiç gereği yokken. Ancak filmleri bu tür sahnelerle lanse eden yapımcılar yok olmadığı sürece film ne demek, sanat ne demek bu toplum öğrenemeyecek.



Film hakkında konuşan, eleştiren yok. Seviyemiz yerlerde... Sevişme nedir ki, yetişkin bir insan hemen her gün sevişmez mi zaten? Bu sadece hayatlarımızın bir yansıması. O insanlar da ahlaksız değil. Bizim de yaptığımız, onların da evlerinde sevdikleri insanlarla yaptığı bir şeyi, yani çok da doğal olan bir şeyi oynuyorlar sadece.



SİNİR KİRİZİ DE NEYMİŞ

Merak ettiğim, Berrak'ın neden kriz geçirdiğidir. Ne olmuş ki yani? Madem bu tür filmlerin hakkını verebilme gibi bir yeteneği yok, o zaman ne demeye oynuyor!

Neden kriz? Soyunmak da bir sanattır.

Sanat için her şey mübah.

Film bu, her şey olabilir. Sinir krizi de neymiş...




GERİLME, SEVİŞ BERRAK

Reyting için ilk filmimde asla yatağa girmem

Son dönemde büyük Moda organizasyonları ile adını duyuran güzel Manken Seda Ertan, birçok meslektaşının aksine yurtdışında çalışmaktan hoşlanmıyor. Uzun süre için ülkesinden ve ailesinden uzak kalmak istemediğini söyleyen Ertan, mankenlerin ekonomik nedenlerden dolayı da farklı mesleklere yönelmesini normal karşılıyor. Kendisi de mankenlik kariyerini sürdürürken bir yandan oyunculuk dersleri almaya başlayan Seda Ertan, "Öpüşme ve sevişme sahnelerinde yer almam. Ülkemizdeki hassasiyetlere dikkat etmeliyiz" diyor.



YURTDIŞINDA ZORLANDIM

Bütün genç mankenlerin, yurtdışında çalışma hayali vardır. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Ben, yurtdışında birçok defilede yer aldım. Paris Moda Haftası'nda podyuma çıktım. Atıl Kutoğlu defilelerinde çıktım. Yani yeterince yurtdışında çalıştığıma inanıyorum. Eva Herzigova ile Karolina Kurkivo ile aynı podyuma çıktım. Bunlar, kariyerim açısından son derece önemli... Ama oradaki Yaşam tarzı son derece farklı. İstanbul'da görüşmeye arabanızla rahat rahat gidiyorsunuz. Yurt dışında böyle bir şey yok... Size bir metro haritası veriyorlar. Şehri, metroyla geziyorsunuz. Ben ayak uydurmakta zorlandım.



Bu aralar neler yapıyorsunuz?

Modellik kariyerim devam ediyor. Son olarak Yıldırım Mayruk'un defilesinde yer aldım. Yurt dışından da hala teklifler geliyor. Ayla Algan'dan oyunculuk dersleri alıyorum. 'Njoy Sport Center'da her gün Spor yapmaya çalışıyorum. Formuma özen gösteriyorum.



MESLEĞİMDEN PİŞMAN DEĞİLİM

Türkiye de mankenler, neden hep farklı sektörlere atlamaya çalışıyor?

Bunun en büyük sebebi ekonomik... Amerika'da bir iş yaptığınızda, burada altı ayda kazanacağınıza yakın bir şey kazanıyorsunuz. Burada modellik, fazla para kazandırmıyor. Bu yüzden de meslektaşlarım, farklı sektörlere yöneliyor. Yetenekleri doğrultusunda kariyerlerinde yeni bir yön belirlemeleri bence mantıklı. Dünyada da bunun çok örneği bulunuyor. Angeline Jolie, Charlize Theron ve Cameron Diaz da mankenlikten oyunculuğa geçmiş isimler.



Bu zamana kadar mesleğinizden pişmanlık duyduğunuz oldu mu?

Ben, moda tasarımı okudum. O yüzden, modellik zaten bana çok uzak bir meslek değil. Mesleğimden gayet memnunum. Kesinlikle pişmanlık yaşamadım.



AYIP ŞEYLERİ TV'DE YAPMAM

Dizilerde son zamanlarda çok fazla öpüşme ve sevişme sahneleri var. Siz de oyunculuk dersleri alıyorsunuz. Böyle bir teklif gelse kabul eder misiniz?

Gerçek hayatta ayıp sayılabilecek şeylerin, sanatta normal karşılanmasını kabul edemiyorum. Öpüşmem de sevişmem de... Şu an, böyle bir şeyi kabul etmem. İlk Film denememde, böyle bir rolü hayatta kabul etmem. Ancak, ilerisi bulanık. Rating için sevişme sahnesinde yer almam. Türkiye'de yaşadığımızı unutmamalıyız!



İKONCANLARIN AMACI DİKKAT ÇEKMEK

Son dönemde 'ikoncan' kavramı çok konuşuluyor. Siz, onlar hakkında ne düşünüyorsunuz? Bizim ikoncanlarımızın tek amacı, dikkat çekmek. Kate Moss'a baktığınızda, yüzünde Makyaj bile yoktur. Giyim tarzıyla konuşturur. Moda ikonu olmak bence böyle bir şey bence... Sizce Hülya Avşar'ın giydikleri mi yoksa Eda Taşpınar'ın giydikleri mi merak uyandırıyor? Sanatçılar, sahnede daha abartılı giyinmek zorunda kalıyor. Ama gerçek hayatta daha sadeler... Genel olarak sosyetiklerin giyimi takip ediliyor.
Reyting için ilk filmimde asla yatağa girmem