Showing posts with label Ticaret. Show all posts
Showing posts with label Ticaret. Show all posts

Tuesday, December 29, 2009

Reyting canavarı sen nerede olursan ol, yiyecekse yer

* Güneydoğu'yu bilen biri olarak, oradaki hayat nasıl? İzlenimleriniz neler?

Uzaktan bakmaya benzemiyor. Yolda yürürken, şunu tercih etmek zorunda kaldığın anlar oluyor; çişe mi basayım kana mı? Bahçelerin oluklarında kanalizasyon olmadığı için, bir taraftan kanalizasyon artığı geliyor diğer taraftan akşam yemek için kestikleri hayvanın kanı. GAP turlarında bunu göstermiyorlar tabii; orada tek renk var. İnsanlar kendilerini korumak için çok kapatıyorlar. Bu kadar kapalı yaşarken ve hayatla ilgili bu derece sorunları varken, nasıl bu kadar misafirperver olabiliyorlar anlamıyorum. Orada büyümek başka bir şey. Onlarla aynı algı seviyesine ulaşabilmek için fazla vakit geçirmeniz lazım. Yoksa hakikaten turist kalıyorsunuz yanlarında... Çocukların çok erken büyüdüklerini görüyorsunuz. 14 yaşındaki çocuk, yetişkin gibi konuşabiliyor. Orada çocuk kalmak mümkün değil. Silah seslerinin eşliğinde hayat sürdürülüyor.



* Sezon başında yayına giren bir Dizi projeniz Reyting canavarına yenildi. Bu dizi için de aynı kaygıları taşıyor musunuz?

Reyting canavarı, siz nerede olursanız olun sizi yiyecekse, bulur ve yer. Aslında o canavarı da bir türlü anlayabilmiş değilim. Kaç tane dizi yaptım, kanal yöneticisi kadar vakıf oldum olaya ama bir türlü çözemedim. Bu neye göre belirleniyor, nasıl şekilleniyor bilmiyorum. O yüzden bir kaygım veya bir öngörüm yok. Benim oyuncu olarak derdim reyting değil, eğlenmek. Çünkü reyting listeleri oyuncuyu hasta ediyor.



YAŞAM BİÇİMİM

* 'Pazar-Bir Ticaret Masalı' filmiyle ödül aldınız... Bu ödül, oyunculuk kariyerinizi nasıl etkiledi?

Ödüllerle yaşamıyorum açıkçası. Daha sağlam adımlar atma sorumluluğuyla hareket ediyorum. Bunun altında ezilmek gibi bir derdim yok. Çünkü ben oyunculuğa profes-yonel hayat olarak bakmıyorum, Yaşam biçimi olarak bakıyorum. Öyle bakınca da ödül almak, keyifli sırt sıvazlama dışında benim hayatımı çok etkilemiyor.



* Peki yeni bir Sinema projeniz var mı?

'11'e 10 Kala' filminde konuk oyuncu olarak rol aldım. 'Büşra' diye bir Film çektik Alper Çağlar'la. Alper'in ilk filmi. Leman çizeri Bahadır Boysal'ın Büşra karakterinden yola çıkarak sinema filmi yaptık. Mart gibi vizyona girecek.
Reyting canavarı sen nerede olursan ol, yiyecekse yer

Friday, December 25, 2009

Türkiye nin ilk modern Noel filmi

WASHINGTON - Amerikan CNN televizyonu, Yılmaz Erdoğan'ın başrolünü oynadığı ve aynı zamanda yapım, yönetim ve senaryo yazarlığını üstlendiği 'Neşeli Hayat' filmini tanıttı.
Haberde, filmin, Noel'i kutlamayan, çoğunlukla Müslümanların yaşadığı Türkiye'de çekilmiş ilk Modern Noel filmi olduğu" belirtildi.
"Neşeli Hayat"ın bir Alışveriş merkezinde "Noel Baba" olarak işe alınan bir Türk'ün hikayesini anlattığına değinilen haberde, "Sorun, onun Noel Baba'nın kim olduğunu tam olarak bilmiyor olması ve bu konuda çok basit derslere ihtiyaç duyması" ifadesi kullanıldı.
Filmden bazı sahnelere atıfta bulunulan haberde, bir sahnede, alışveriş merkezindeki bir yöneticinin, ana karakter Rıza ve diğerlerine, Noel Baba'nın meşhur "ho ho ho" seslenişini öğrettiği, diğer bir sahnede Noel Baba kostümlü Rıza'nın, dört Noel Baba'nın olduğu bekleme odasına girince "Selamünaleyküm" diye hitap ettiği kaydedildi.
Haberde, Rıza'nın filmin çoğunda, Tatil süslemeleriyle dolu lüks alışveriş merkezindeki işinden utandığı ve işini gecekondu semtindeki eşi ve ailesinden sakladığı belirtildi.
İKİ DÜNYA ARASINDA KÖPRÜ...Sanatçı Erdoğan ile yapılan röportajın da yer aldığı haberde, Erdoğan, "filmde canlandırdığı karakterin, 'Batı' tarzında yaşayan ve Noel süsleriyle yılbaşını kutlayan daha zengin, üst sınıf Türkler ile Anadolu'nun bağrından büyük kente göç etmiş, geleneklerine daha bağlı daha fakir Türkler olmak üzere Türkiye'deki iki ayrı dünya arasında metaforik bir köprü olduğunu" söyledi.
Erdoğan, "(Noel Baba) Hepimizin sevdiği bir sembol. Onu gören herkes gülümser. Bizim Noel ile dini bir bağımız yok. Biz sadece modern zamana dair bir günle bağlantı kurduk ve çoğumuz Batı dünyasına ait bu günü seviyor ve sevdiklerimizle kutluyor" diye konuştu.
Filmin galasının yapıldığı alışveriş merkezinin sinemasında Noel ağaçlarının bulunduğu ve galadaki hosteslerin Noel Baba şapkaları taktığı belirtilen haberde, Erdoğan'ın, "bir Türk filminin Noel Baba üzerine odaklanmasının nadir görülen bir durum olduğuna katıldığı" ifade edildi.
'İSTANBUL'DA NOEL GÖRKEMİ'Haberde, "bugünlerde herhangi bir kişinin İstanbul'daki alışveriş ve Ticaret merkezlerini Batı ve Hristiyan kentleriyle kolaylıkla karıştırabileceği, çünkü mağaza ve otellerin Noel ağaçları, ışıkları ve süslemeleriyle donatıldığı, sadece Noel şarkılarının eksik olduğu" belirtildi.
"Noel görkeminin, sadece zengin semtlerdeki alışveriş alanlarıyla sınırlı olmadığı, işçi sınıfına hitap eden, yüzyıllık Osmanlı minarelerinin gölgesindeki pazarlarda da görüldüğü" ifade edilen haberde, baklavadan av tüfeklerine kadar her şeyin satıldığı stantlarda satıcıların, Noel Baba oyuncakları ve kardan adam figürlerini de sattığının gözlendiği kaydedildi.
"Başörtülü bir kadın satıcının, işlerin bu aralar yoğun olduğu, son 2-3 yıldır, toplumun tüm katmanlarından insanların yeni yıl alışverişiyle çok daha fazla ilgilendiğini" söylediği belirtilen haberde, "çoğunlukla Müslüman müşterilere Noel ağaçları satan" eşine yardım eden İstanbul'daki bir Yahudi'nin, "Türkler Noel ağaçlarına daha çok yeni yıl ağaçları olarak hitap ediyor. Güzel, mutluluk veren bir sembol, neden kullanmayalım" dediği aktarıldı.
'KAPİTALİZMİN SEMBOLÜ'Haberde, Türkiye'deki bu Noel görkeminin daha çok ticari kaygılardan kaynaklandığına, Yılmaz Erdoğan'ın da Noel Baba'yı kapitalizmin sembolü olarak gördüğüne değinildi.
'Türkiye'nin ilk modern Noel filmi'

Wednesday, December 23, 2009

Gerekirse saçlarımı kazıtırım


SEDA BAKAN FOTOĞRAFLARI
* Bu projeden haberdar olduğunuzda ilk neler düşündünüz? - “Makber”i ilk duyduğumda çok heyecanlandım. Senaryoyu az buçuk biliyordum, karakteri de öyle... Zaten piyasada bu yaşlarda birini canlandırabilecek herkesin kulağına gelmişti. *Sizi heyecanlandıran neydi peki? - Çünkü bu karakterin, yani Güneş’in çok fazla rengi var ve bu projede kendimi geliştirebileceğimi düşünüyorum. O yüzden rolü almayı çok istiyordum. Pana Film’in bu Film için seçme yapacağını duydum ve tam üç kez katıldım. *Neden üç kez? - Çok titiz çalışıyorlardı. Ben de ders çalışır gibi çalıştım role. Dediğim gibi üç kez seçmelere katıldım, çünkü onları Güneş olabileceğime inandırmam gerekiyordu. Benim için sancılı bir süreçti, ama sonunda ikna oldular. *Çekimler ne zaman başladı? - Kasım ayının ortalarında... şu ana kadar üç bölüm çektik. Çarşamba akşamı (bugün) saat 20.00’de ilk bölüm gösterilecek. Takdir seyircinin...BU ROL BENİ EPEY ZORLADI*Biraz da “Makber”in konusundan söz eder misiniz?- Hüzünlü bir Aşk hikayesi... “Aşklar eskisi gibi değil, artık her şeyi çabuk tüketiyoruz” ya da “Aşk mutasyona uğradı” falan deniyor ya, “Makber”de aslında bütün aşkların öyle olmadığını görecekler. Dizide imkansız, çok hüzünlü bir aşk öyküsü var. Hazar (Devrim Nas) çok zengin bir aileden... Güneş ise 25 yaşında, kimsesiz büyümüş bir kız. Henüz kendisinin de bilmediği bir hastalığı var; kan kanseri... Hazar ona çok aşık ama ona başka birini uygun görüyor. Tam ailesine karşısına alıp parayı ve gücü aşkı için bırakacakken kızın kanser olduğunu öğreniyor. Ama henüz Güneş’in bundan haberi yok. *Güneş nasıl bir karakter?- Güneş’in de sorumlulukları var. Kimsesiz büyümüş, zaman içinde küçük ama sağlam bir ailesi olmuş. Çok net bir kız. Konuşmaları, tavırları hesapsız... Karakteri o kadar sağlam ki onun için gri yok, her şey ya siyah ya da beyaz. Ayrıca bir Moda tasarımcısı ama “moda tasarımcısıyım” demiyor çünkü henüz o deneyimde görmüyor kendini. *Lösemi hastası birini oynamak sizi zorladı mı?- Gerçekten çok zor. Kanser çağımızın hastalığı. Rol için insanlarla konuşuyorum, çeşitli programlar izliyorum ve bol bol okuyorum. Allah bu hastalıkla mücadele eden herkese şifa versin. Bu arada Güneş olarak baktığımda, kanserin üstesinden aşkla gelebileceğimi düşündüm. *Rol gereği saçlarınızı kestirecek misiniz?- Ben bu projeye çok inandım. Senaryo ne gerektirirse yaparım. “Saçlarını kestir” derlerse de çekinmem, kazıtırım.BİZİM DİZİMİZDE sevişme YOK*Televizyon dizilerinde öpüşme ve sevişme sahneleri çok prim yapmaya başladı. Sizde böyle sahneler olacak mı?- Bizimkisi sadece masum bir aşk hikayesi. Tamamen saf... ınsanlar aileleriyle birlikte rahatça izleyebilecekler “Makber”i... *Ekiple aranız nasıl? - Setimiz çok eğlenceli. Hepimiz kısa sürede yakın arkadaş olduk. Devrim’le elektriğimiz çok tuttu. Ev arkadaşımı canlandıran Gaye Gürsel’le de çok iyi anlaştık. şanslıyım yani...*Ekrem Bora gibi bir usta ile kamera karşısına geçmek nasıl bir duygu?- Ekrem Bora ile karşılıklı sahnem yok ama benim için bir öğretmen gibi. Onun sahnelerini izlemekten kendimi alamıyorum. *Dizide moda tasarımcısını oynuyorsunuz ama bir stil danışmanınız da var. - Evet, tüm ekibin kostümlerini Seben Koçibey ayarlıyor. *Dört haftadır, haftada altı gün çalışıyorsunuz ama hiç de yorgun görünmüyorsunuz. Peki bu enerjinin sırrı ne? - Bilmem, normalde de böyleyim ben... Çok hareketliyim. Bu yüzden annemler benden çok çekerdi! şimdi enerji fazlamı işimle atıyorum.*Sakarya Üniversitesi Dış Ticaret Bölümü’nden mezunsunuz. TÜRVAK’taki Eğitim de bitti. şimdi sırada ne var? - Tempo yeterince yoğun... Dizi dışında kalan zamanlarımı da kitaplar ve filmler dolduruyor.
GECE HAYATINA DÜŞKÜN DEĞİLİM
* Set dışındaki zamanlarda neler yapmaktan hoşlanırsınız?- Çekirdek bir ailem var, onlarla zaman geçirmeyi tercih ederim. Bir de pazar sabahları kahvaltıyı dışarıda yapmayı sevenlerdenim. * Güneş’in yaşadığı aşkı kıskanmıyor musunuz?- Güneş ile yaşıyorum işte, kıskanmaya gerek yok. * İstanbul’a yerleştiniz. Başladı mı gece turları?- Tabii ki gece dışarı çıkıp eğleniyoruz da ama özel bir düşkünlüğüm yok gece hayatına... Daha çok arkadaşlarımla evde vakit geçirmekten hoşlanıyorum.
Gerekirse saçlarımı kazıtırım

Monday, December 14, 2009

Türk filmleri gişe hasılatı 320 milyon liraya gidiyor


Yerli filmler, 2008’de toplam seyircinin yüzde 60’ını çekerek, Türkiye’deki yabancı Film saltanatına son verdi. Sinema yapımcısı Mehmet Altıoklar, geçen yıl toplam seyirci sayısının yaklaşık 38.5 milyon olduğunu, bu seyircilerden yaklaşık 22.6 milyonunun yerli film seyretmeyi tercih ettiğini açıkladı.
İstanbul Ticaret Odası’nın düzenlediği Türk Sineması: Sorunlar ve Fırsatlar Paneli’nde konuşan Yapımcı Mehmet Altıoklar, 2008’de gösterime giren 48 yerli filme karşılık 264 yabancı filmin Türk seyircisiyle buluştuğunu belirterek şöyle dedi:
“Geçen yıl 301 milyon 584 bin 909 lira gişe hasılatı elde eden sinemaların sektörü, perde rakamları, DVD ve VCD gelirleri, TV gösterim hakları ve büfe gelirleri de eklendiğinde 468 milyon 247 bin 900 liralık bir büyüklüğe ulaştı.”

‘Yabancı ligden düştü’
2009’un ilk 11 ayında 56 yerli film çekildiğine ve toplam 300 milyon 397 bin 189 gişe rakamına ulaşıldığını kaydeden Altıoklar, “Yıl sonuna kadar toplam seyirci sayısının 40-43 milyonu bulacağını düşünüyorum. Hasılat da bilet fiyatını 8 liradan hesaplarsak 320 miyon lira kadar olacaktır” diye konuştu.
Türkiye’de en çok gişe yapan ilk 20 filmin içinde sadece Titanik’in yabancı yapım olduğuna dikkat çeken Mehmet Altıoklar, “Yabancı filmler artık süper ligten düştü” dedi.
Yerli filmlere dağıtım teşviği verilmediğini ve öncelik tanınmadığını vurgulayan Altıoklar, piyasada yerli ve yabancı filmlerin eşit rekabet ettiğini belirtti. Türkiye 18 dağıtım firması bulunduğu anlatan Mehmet Altıoklar, film dağıtım pastasının yüzde 75’ini United International Pictures (UIP), Warner Bros (WB) ve Özen Film tarafından paylaşıldığını söyledi.

Salon yapmak hâlâ cazip
Türkiye’de toplam 1670 sinema salonu bulunuyor. Yapımcı Mehmet Altıoklar, hâlâ yaşamaya çalışan bireysel salonların bulunduğunu ancak piyasadaki hâkimiyetin zincir sinama salonlarında geçtiğini söyledi. Pazar payının yüzde 25’inin Cinebonus ve AFM tarafından paylaşıldığına dikkat çeken Altıoklar, “Ama sinema salonu yapmak hala cazip bir alan. Çünkü, Amerika’da 8 bin, Avrupa’da 15 bin kişiye bir sinema salonu düşerken Türkiye’de sinema salonu başına 50 bin kişi düşüyor. Bu durum da bize sinemanın yatırım çekmeye hazır olduğunu gösteriyor” dedi.
Bilet parasını eşit paylaşıyorlar
Türkiye’deki ortalama sinema bilet fiyatlarının net 8.42 lira, brüt 10 lira olarak hesaplanıyor. Net fiyatın yüzde 8’i KDV, yüzde 10’u da rüsum olarak kesiliyor. Mehmet Altıoklar, geri kalan kısmın ise dağıtımcı ve sinema işleşmecisi arasında eşit pay edildiği bilgisini verdi.





‘2010 iyi bir yıl olacak’
Mehmet Altıoklar 2010’un sinema için iyi bir yıl olmasını beklediğini ifade ederek, gittikçe tür çeşitliliği artan Türk sinemasının her geçen gün daha fazla izleyiciyi sinemaya çektiğini bildirdi. Son yıllarda iyi ve gişe başarısı yüksek filmler çekildiğini kaydeden Altıoklar şunları söyledi: “Beğeniriz, beğenmeyiz ama Recep İvedik’in gişe başarısı sektöre büyük bir ivme getirdi. Babam ve Oğlum ile Issız Adam ayrı bir drama kulvarı açtı. Kurtlar Vadisi Irak’ın başlattığı, Gladyo’nun o kadar olmasa da seyirciyi topladığı, Nefes’in açtığı başka bir kulvar var. Türk filmlerinin tür çeşitlemeleri arttıkça belki de sinemaya hiç gitmeyen insanlar da sinemaya gitmeye başladı.”

Hollywood’un, ABD gişesi 10 milyar dolarla rekorda
Hollywood filmleri, küresel mali krize rağmen bu sene ABD hasılatında rekor kırdı.
“Hollywood.com” sitesinin analizine göre, 2009’da gösterime giren Hollywood filmleri yalnızca ABD içinde 10 milyar dolardan fazla gişe hasılatı getirdi. Merakla beklenen “Avatar”, “Sherlock Holmes” gibi filmlerin de ABD’de yıl sonundan önce vizyona girmesiyle toplam hasılatın 10.6 milyar dolara ulaşacağı tahmin ediliyor. Bundan önceki rekor, 9.68 milyar dolarla 2007 yılına aitti.
ABD’de bu yıl en fazla hasılat getiren Hollywood filmi 402 milyon dolarla “Transformers” oldu. “Transformers”ı 301 milyon dolarla “Harry Potter ve Melez Prens” filmi takip etti.
DIŞ Haberler SERVİSİ


Ali Taran, “Filme 500 bin izleyici bekliyorum” dedi.
İLK FİLMİ GÖSTERİME GİREN 37 YILLIK REKLAMCI ALİ TARAN:
‘Sinemadan değil seyirciden anlarım’

BESTE ÖNKOL
Bugüne dek Derby-Ali Desidero, Ağzı Olan Konuşuyor, Aganigi Naganigi gibi reklamlarıyla adından söz ettiren Ali Taran’ın yeni gözdesi sinema. Geçen yıl yazdığı mektupla işlerini ev-ofisten yürütmeye başlayan Taran, “37 yıl zaten reklam yapmışım. Artık sinema” diyerek reklamdan bıkmadığını sadece yeni gelen isimlere kapalı olduğunu söylüyor.
Taran, “Şu an sadece butik işlerle ilgileniyorum. Mavi Jeans-Burası İstanbul reklamını yaptım. Yakında da Filli Boya ile bir Proje başlayacak. Bunca yıl tüketiciyle iyi iletişim kurdum. Doğru konuyla gidildiği zaman her şeyin olumlu olacağına inanıyorum” dedi. Üç film projesi daha olan Taran, “Biri meme kanserine ilişkin bir film. Diğeri Boğaz Köprüsü’nün Avrasya Maratonu’nda çökmesine yönelik. Bir diğeri ise çöp kamyonunun iki saati. Bu filmde çöp toplamaya çıkan kamyonun başına gelenleri anlatacağım. Komedi olacak bu. Tabii çok planlı bir adam değilim hangisi önce olur bilmiyorum” diye konuştu.
“500 bin izleyici bekliyorum. Gişe bu, beklediğim ilgiyi bulamazsam işlerim etkilenir ancak bu durum önümü asla kesmez” diyen Taran şöyle devam etti:
“Ben sinemaya gitmem, sinemadan da anlamam ama seyirciden anlarım. İddiam yok, yeni bir kan değilim. Mesaj kaygım hiç yok. Sinema olgularıyla yeni tanışıyorum ve kararları bu aşamada veriyorum. Mesela başta filmi BKM ile yapacaktık. Senaryo önce dramaturga gitti. Bu bir sinema eseri değil diye başlayan bir rapor geldi gerisini hiç sorma... Kırılacak olsam o anda vazgeçerdim. Şu anda kim ne yazacak merak etmiyorum.”

‘Al bileti girme, bana uyar!’
Film çekimleriyle ilgili bütçe vermeyen, “Fahiş harcadım” diyen Taran şunları söyledi:
“Düşündüğüm gibi harcadım ama doğru düşünmemişim. Beni zor durumda bırakıp bırakmayacağı iki hafta sonra belli olacak. İçeri girme zorunluluğu yok. Al bileti gitme; o da olur... Bana uyar... Sinemaya da reklama baktığım gibi ticari olarak bakıyorum. Para kazanmak diye somutlaştırmak gerekmez, kazanılır kaybedilir, bu bir risk.”


Ne olacak bu ofsayt mevzuu?
Özellikle erkekler için Futbol ve “ofsayt” bitmek tükenmez bir enerjiyle tartışılabilen bir mevzuu. Herkesin söyleyecek bir sözü var. Taran, “Yahu bu bir film, kaldırılsa da filmde, kaldırılmasa da filmde” dese de kimilerini telaş sarmış durumda! “Kızlar futboluna döner” diyen de var, “Zevki çıkmaz” diyen de... Siz siz olun hiçbir erkeğe “Ofsayt nedir, kaldırılırsa çok mu gol olur az mı?” diye sormayın. İlle de merak ediyorsanız dakikalarca sürecek hararetli yorumlara hazırlıklı olun.
Filmde ünlü isimler yok, konuk futbol otoritelerini saymazsak. Maç yok, ofsayt pozisyonu yok, ofsayttan anlamaya da gerek yok. Filmde neredeyse herkes Ali. Hatta biri Ali Narat! Eh Ali Taran, ismini ciddiye almamayı sevdiğini ve Ali Taranski, Tranova gibi projelerin ‘akıp gideceğini’ söyleyince şaşırmamak gerek.
Ofsaytı kaldırmak için lobi yapan Ali Tarantula suya bile iz bırakıyor gerisini siz düşünün. Başrol oyuncusu Yıldırım Memişoğlu nam-ı diğer yüzde 100 Ali Desidero. Her an derby reklamına başlayacakmış hissi veren delikanlı Aşk mevzularında biraz çekingen ama şaşırtıcı.
Tarantula’nın Ekonomik Kriz tanımı da son derece komik. Taran filmde açık seçik reklam olduğunu peşinen söylüyor. Sponsorlar dışında eski reklamlarına da gönderme yapmayı unutmamış. Özkan Uğur yaptığı besteyle filme hareket katmış. Ofsayt kalkıyor mu, kalkmıyor mu? Yanıt beyaz perdede. Benim merak ettiğimse orta hakem düdüğü çalınca yan hakemin kulakları ne oluyor? Krizin “first clas”ı nasıl yaşanıyor? Ali Tarantula’nın balık sevgisi nereden geliyor?
Türk filmleri gişe hasılatı 320 milyon liraya gidiyor

Sinemaya en çok bekarlar gidiyor, 56 Türk filmi 240 yabancıyı zorluyor


SON dönemlerde iddialı filmlerin vizyona girmesiyle seyirci sayısında patlama yaşayan Türk Sinema sektörü, yabancı filmlere karşı gösterdiği direncini bu yıl da devam ettiriyor. Geçen yıl 264 yabancı filmin karşısında vizyona giren 48 Film yüzde 58.89 paya ulaşırken, bu yıl yüzde 49.58 oldu. Aralık ayına kadar vizyona giren Türk Filmi sayısı 56 olurken, bu dönemde vizyona giren 240 yabancı film Türk filmleriyle rekabette zorlanıyor. Yılın sonuna kadar seyirci sayısının 43 milyona, toplam hasılatın da 320 milyon liraya çıkması bekleniyor. Sinema seyircisinin yüzde 69’unu bekarların oluşturduğu da dikkati çekiyor. Yapımcı Mehmet Altıoklar, “Kriz dönemleri sinemayı olumlu etkiliyor. Sektör bu yıl 2008’e göre yaklaşık yüzde 10’luk bir büyüme gösterecek. 2010 ise daha iyi bir yıl olacak” dedi. Kaliteli filmi seçiyorlarİstanbul Ticaret Odası’nın düzenlediği Türk Sineması’nda Sorunlar ve Fırsatlar Paneli’nde “Türk Sinema Endüstrisi” başlıklı bir sunum yapan Mehmet Altıoklar, Türkiye’de sinema seyircisinin arttığını belirterek, şunları söyledi: “Bu yılın 11 ayında sinemanın 30 milyon 397 bin seyircisi oldu. Duraksama ya da azalma gözükse de sinema seyircisi artıyor. Beğenilen film vizyona girdiğinde seyirci sinemaya gidiyor. Kaliteli filme cevap veren bir sinema seyircisi oluştu. 1996 yılında Eşkıya ve İstanbul Kanatlarımın Altında filmlerinin gişe başarısıyla Türk filmlerinden de para kazanılabileceği anlaşıldı. 2001-2002 yılları arasında seyirci sayısı düştü. Çünkü kriz döneminde hiç film yapılamadı. 2004’te gnctrkcll’in kampanyası çok etkili oldu. 2008’de satılan 5.2 milyon biletin 2.8 milyonu bu kampanya ile satıldı.” Drama, sektörü sürüklüyorDrama türündeki filmlerin sektörü tetiklemeye başladığını kaydeden Altıoklar, şu bilgileri verdi: “Seyircinin yüzde 44’ü Komedi filmlerini tercih ediyor, yüzde 32’si drama, yüzde 16’sı komedi-drama seviyor. Aksiyon filmlerini tercih edenler ise yüzde 8’de kalıyor. Babam ve Oğlum ve Issız Adam gibi filmler drama kulvarını açtı. Kurtlar Vadisi ve Nefes’in drama türünü devam ettiriyor. Tür çeşitlemeleri de yeni bir pasta oluşturdu, sinemaya gitmeyenleri çekmeye başladı. Nefes, bu güne kadar hiç sinemaya gitmeyen insanları çekti.”Yeni salon ihtiyacıTürkiye’de toplam 1679 sinema salonunun bulunduğunu ifade eden Altıoklar, salon sayılarında boşluk olduğunu ifade ederek, salon başına düşen kişi sayısının Türkiye’de 50 bin olduğunu aktardı. İTO Meclis Üyesi Fırat Kasapoğlu ise, “Son yıllarda açılan Alışveriş merkezlerinin sayısının artmasıyla, sinema salon sayısı da arttı. Açılan yeni sinema salonları, yeni seyirci sayısını artırdı. Böylece Türk filmleri de yabancı filmlerden daha çok seyirci çekmeye başladı. Yatırımcılar da anladıklar ki bu alan kârlı” diye konuştu.
Seyircinin yüzde 51’i erkeklerden
Sinema seyircisi sosyoekonomik açıdan AB ve C1 grubu tarafından karşılanıyor. Seyircilerin yüzde 49’unu kadınlar, yüzde 51’ini erkekler oluşturuyor. Yaş ortalamasının yüzde 88’i 18-39 yaş grubu, yüzde 40’ı ise 18-24 yaş grubu oluşturuyor. Sinema seyircisinin yüzde 63’ünü çalışanlar, yüzde 30’unu öğrenciler oluşturuyor. Türkiye’de sinemaya gitme ortalaması 2 yılda bire iniyor.
Rakamlarla sinema sektörü
Türkiye’de şu anda 15 kamera ve ışık ekipman kiralama şirketi var. 448 tane kayıtlı yapım şirketi bulunuyor. Son 5 yılda vizyona film sokan yapım şirketi sayısı 75 olurken, 2009’da vizyona film sokan şirket sayısı 44 oldu. Türkiye’de şu anda 2’si yabancı olmak üzere 18 dağıtımcı şirket bulunuyor. Tolam seyirci sayısının yüzde 75’i UIB, Warner Bros ve Özen film tarafından karşılanıyor. Türkiye’de salon başına düşen kişi sayısı 50 bini buluyor. Bu Avrupa’da 15 bin olurken, ABD’de 8 bine düşüyor.Türkiye’de eğlenceye ayrılan kişisel bütçe yüzde 3 olurken Avrupa’da yüzde 9’a çıkıyor.
İTO’nun görevi sektörü dünyaya tanıtmak olacak
İTO Yönetim Kurulu Üyesi İsrafil Kuralay, Türk sinemasının 100 yıllık tarihi olduğunu hatırlatarak o günden bugüne Türk sinermasının büyük mesafeler aldığını söyledi. Kuralay, “İTO olarak sinemayı sadece sanat olarak değerlendirmenin yeterli olmadığını düşünüyoruz, sinema aynı zamanda bir ekonomi. Görevimiz bu sektörü dünyaya tanıtmak ve dünya pazarına tanıtmak olmalı. Bundan sonra da bu sektörün sorunlarının yakından takipçisi olacağımızı hatırlatmak istiyorum” dedi. İTO 27 No’lu Bilgi ve İletişim Hizmetleri Komitesi Başkanı Mahmut Özden ise, komite olarak 2 uluslararası büyük festivale katkıda bulunacaklarını ve uluslararası muhataplarla sinemanın muhataplarını buluşturmak istediklerini kaydetti.
Sinemaya en çok bekarlar gidiyor, 56 Türk filmi 240 yabancıyı zorluyor

Thursday, December 10, 2009

Gezici Festival yola çıktı

İSTANBUL - 20 Aralık'a kadar Ankara, Artvin ve Üsküp’te gerçekleşecek olan Gezici Festival yapılan bir törenle yolculuğuna başladı. Şevval Sam’ın sunuculuğunu yaptığı gecede Çankaya Belediyesi ve Kültür ve Turizm Bakanlığı’na desteklerinden dolayı teşekkür plaketi verildi.
İLGİLİ HABER
Bu filmler her şeye karşı!
Plaketini Ankara Sinema Derneği Başkanı Ahmet Boyacıoğlu’ndan alan Çankaya Belediyesi Başkanı Bülent Tanık, Ankara’daki Kültür Sanat ortamının kötüye gittiğini ama yine de umutlu olduklarını, sivil toplumun varlığının kendilerine güç verdiğini söyledi. Ellerinden geleni yapmaya çalıştıklarını belirten Tanık, kültür sanata desteklerinin devam edeceğini de ekledi.
Kültür ve Turizm Bakanlığı adına geceye katılan Müsteşar Yardımcısı Kemal Fahir Genç, kültürü Türkiye’nin en ücra köşelerine götürmek, kültürün ve sanatın demokratik yayılımını sağlamak konusunda duyarlı olduklarını ve Gezici Festival’in 15 yıldır üstlendiği misyonun Bakanlığın misyonuna denk düştüğünü belirtti.
Genç ayrıca, “Umarım ki, Bakanlığımızın yanı sıra yerel yönetimler, Ticaret ve sanayi odaları, üniversiteler, vakıflar, dernekler ve benzeri kuruluşlar da kültürel sanatsal etkinliklerin desteklenmesinde Bakanlığımızın yanında yer alırlar. Böylelikle hem sayıca hem de nitelik olarak daha büyük sanatsal etkinlikler düzenlenir” dedi.
Gezici Festival yola çıktı

Rakı-balık için Danıştay vizesi


TÜTÜN ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (TAPDK), yaptığı ve 20 Haziran 2009’da Resmi Gazete’de yayımlanan Alkollü İçki Reklamlarında Uyulacak İlkeler Hakkında Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ’deki bazı hükümlerin yürütmesini Danıştay 13’üncü Dairesi durdurdu. Danıştay, reklamlarda alkollü içkinin kavun, balık gibi diğer Gıda maddeleriyle ve coğrafi, tarihi, kültürel, sanatsal ortak değerlerle ilişkilendirilmesini yasaklayan; alkollü içki reklamının sadece filmlerin sonunda gösterilmesine imkan tanıyan hükümlerin yürütmesini durdurdu. Karar, geçen ay davayı açan Efes’e tebliğ edilirken, davacı diğer kurum ve derneklere kararın tebliği sürdürüldü. Danıştay’ın kararına davalı TAPDK, itiraz etti. İtirazı Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu görüşerek nihai kararı verecek.Efes, Danıştay’ın kararının doğru olduğunu düşünüyor ancak beklentilerini karşılamadığı için diğer hükümlerle ilgili de yürütmeyi durdurma kararı beklediğini belirterek itirazda bulundu. Dava süreci devam ettiği için Efes açıklama yapmaktan kaçınırken, İdari Dava Daireleri Kurulu nihai kararı verene kadar Danıştay’ın kararı geçerliliğini koruyacak. Örneğin reklamda rakı-balık, rakı-Boğaz, rakı-beyaz peynir ögeleri yanyana kullanılabilecek.Boğaz’da rakı serbestEfes Pazarlama Dağıtım ve Ticaret Anonim Şirketi, 20 Haziran 2009’da Resmi Gazetede yayımlanan tebliğin bazı hükümlerinin iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle Danıştay’da dava açmıştı. Tebliğin iptali istenen 2. maddesinin c bendinin, ‘Alkollü içki reklamlarında, alkollü içki tüketiminin diğer gıda maddeleriyle ilişkilendirilmesine dair içerik kullanılmamalıdır’, d bendinin ise ‘Alkollü içki reklamlarında, alkollü içki tüketiminin coğrafi, tarihi, kültürel, sanatsal ve benzeri ortak değerleri ile ilişkilendirilmesine dair içerik kullanılmamalıdır’ hükümlerini içerdiği hatırlatılan kararda, şöyle denildi: “Bu düzenlemeler karşısında, alkollü içki tüketiminin diğer gıda maddeleri ve coğrafi, tarihi, kültürel, sanatsal ve benzeri ortak değerlerle ilişkilendirilmesinin, bu düzenlemede öngörülen alkollü içki tüketiminden kaynaklanan kamusal, toplumsal ve tıbbi zarar doğuracak nitelikte olduğu kabul edilemeyeceği gibi, bu ürünlerin ve anılan ortak değerlerin kullanılmasıyla yapılacak reklamın alkollü içkilerin kullanılmasını teşvik ve özendirici kampanya ya da gençleri hedef alan ve sportif faaliyetlerle alkol kullanımını teşvik eden reklam olarak kabul edilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle, alkollü içki reklamlarının diğer gıda maddeleriyle, coğrafi, tarihi, kültürel, sanatsal ve benzeri ortak değerlerle ilişkilendirilmesinin yasaklanmasına ilişkin kuralların, kanun koyucunun amacına ve anılan düzenlemelere uygun olmadığı sonucuna varılmıştır.”
‘Film öncesi’ serbest ancak 18 yaş sınırı aşırı bulundu
DANIŞTAY 13’üncü Dairesi, tebliğin 2. maddesinin, “Alkollü içkilerin reklamının Sinema filmleri gösterimi vasıtasıyla yapılması halinde; bu tür reklamlar sadece Kültür ve Turizm Bakanlığı Değerlendirme ve Sınıflandırma Kurulunun (18) olarak sınıflandırdığı sinema filmleri gösterimlerinin sonunda yayınlanmalıdır” şeklindeki ‘u’ bendindeki ‘sonunda’ ibaresinin de yürütmesini durdurdu. Film sonu kuralının ‘reklam yapılmasını ortadan kaldırıcı ve ürünün tanıtım hakkını yok edici nitelikte olduğu’na işaret edildi. 18 yaş sınırlandırılmasında ise hukuka aykırılık bulunmadı. Fakat, 18 yaş sınırı alkollü içki üreticileri tarafından aşırı bulundu. 18 yaş sınırı çok fazla şiddet içeren ve sert-porno kabul edilebilecek filmlere getiriliyor. Sadece 18 olarak sınıflandırılan filmlerin öncesinde reklamlara izin çıkmasına, alkollü içki üreticileri itiraz ediyor.
Rakı-balık için Danıştay vizesi

Wednesday, December 9, 2009

Genç İletişimciler ödüllerini aldı

TÖRENDEN FOTOĞRAFLARAydın Doğan Vakfı’nın nitelikli medya çalışanı ve yöneticisi yetişmesine katkı sağlamak amacıyla iletişim fakültelerinde öğrenim gören lisans öğrencileri arasında düzenlediği 21’nci Genç İletişimciler Yarışması’nda dereceye girenler, ödüllerini Convention Center’da düzenlenen törenle aldı. Yazılı, görsel, radyo, reklam, halkla ilişkiler ve internet yayıncılığı ana dallarında düzenlenen yarışmaya 23 üniversiteden 796 öğrenci, 738 çalışmasıyla katıldı. 19 üniversitenin 132 öğrencisi 91 projeyle ödül aldı. En çok ödülü 18 projeyle Erciyes Üniversitesi aldı. BİLGİ OTORİTENİN TEMELİDİR FELSEFESİTören öncesinde genç iletişimciler, Doğan Holding Yönetim Kurulu ve Aydın Doğan Vakfı Başkanı Aydın Doğan ile sohbet ederek hatıra fotoğrafı çektirdi. Doğan ile fotoğraf çektirmek istelen öğrenciler birbirleriyle yarıştı. Bazı öğrenciler okulda çıkardıkları gazeteleri Aydın Doğan’a incelettiler. Sunuculuğunu Korhan Abay’ın üstlendiği gecede açılış konuşmasını yapan Aydın Doğan Vakfı Yürütme Kurulu Başkanı Candan Fetvacı, “ ‘Bilgi otoritenin temelindedir’ felsefesinden yola çıkan kurucumuz Aydın Doğan’ın eğitime olan güçlü inancı ve hiç eksilmeyen desteği ile Aydın Doğan Vakfı, Eğitim alanında bilgi ve referans kaynağı olan çalışmalar yapan platformlarda yer almakta ve ülkemizin dört bir yanında Okul ve yurtların yapımından, okullara dil eğitimi ve teknik donanım sağlanmasına kadar geniş bir yelpazede eğitim desteği vermektedir. Bunların arasında önemli bir paya sahip olan çalışmalardan biri de Genç İletişimciler Yarışmasıdır“ dedi. Törende ödüller, Doğan Holding Yönetim Kurulu ve Aydın Doğan Vakfı Başkanı Aydın Doğan, eşi Aydın Doğan Vakfı Başkan Vekili ve Doğan Holding Turizm Grup Başkanı Sema Işıl Doğan, TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, Aydın Doğan Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Eskişehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, Doğan Yayın Holding Yönetim Kurulu Üyesi İmre Barmanbek, TGC Başkanı Orhan Erinç, Hürriyet Yayın Danışmanı ve Yazarı Doğan Hızlan, Hürriyet Yazı İşleri Müdürü ve Yazarı Tufan Türenç, Kanal D Genel Yayın Yönetmeni İrfan Şahin, Vatan Gazetesi Yönetim Kurulu Kurulu Başkanı Zafer Mutlu, Basın Konseyi Başkanı ve Hürriyet Gazetesi Başyazarı Oktay Ekşi, Radikal Gazetesi Yazarı Altan Öymen, Milliyet Gazetesi Başyazarı Güneri Cıvaoğlu, Doğan Yayın Konseyi üyesi Doğan Heper, Orhan Birgit, Dinç Üner, Doğan Yayın Holding Genel Koordinatörü Nebil İlseven, Doğan Gazetecilik reklam Grup Başkanı Viki Habif, Star TV Kurumsal İletişim Direktörü Feryal Pere, Eski Bakanlardan Cavit Kavak, Doğan Yayın Holding Yönetim Kurulu Üyesi Cem Duna, Hürriyet Gazetesi Yazarı Sedat Ergin tarafından verildi. Yarışmada ayrıca ödül alan üniversitelerin dekanlarına plaketleri Aydın Doğan tarafından verildi. Yarışmada ödül alan tüm öğrenciler ve iletişim fakültelerinin dekanları toplu hatıra fotoğrafı çektirdi. Ödüllerini havaya kaldıran öğrencilerin coşkusuna Doğan Holding Yönetim Kurulu ve Aydın Doğan Vakfı Başkanı Aydın Doğan da eşlik etti.DERECEYE GİRENLERYazılı Dal;Yarışmada, en iyi Haber dalında birincilik ödülüne, Bahçeşehir Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü öğrencilerinden Çağdaş Düzgün 'Kayıp Demiryolunun İzinde' adlı çalışmasıyla, araştırma inceleme dalında birincilik ödülüne, Yeditepe Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü öğrencilerinden Dilek Altunöz 'Aynı Gök Kubbe Altında Bir Hoş Seda' adlı çalışmasıyla,Fotoğraf dalında birincilik Ödülüne, Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü öğrencilerinden Cemal Arslantaş 'Kızıl Ateş Önünde Tomurcuk Alın Teri' adlı çalışmasıyla,Magazin Haberciliği dalında birincilik ödülüne, Yeditepe Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü öğrencilerinden İsmail Şahan '10 Kuruşla Avrupa Turu' adlı çalışmasıyla,Spor haberi dalında birincilik ödülüne, Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü öğrencilerinden Aypedri Muratova, Azamat Abdraev 'Kök Börü Oyunu Uluslararası Alanda Kırgızistan’ın Markası Olabilir mi' adlı çalışmalarıyla, Gazete Mizanpajı dalında birinciliği, Erciyes Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü öğrencilerinden Volkan Yıldız, Semih Göktürk, Yunus Aslan, Gazete Kampus yer alan çalışmalarıyla,Dergi Mizanpajı dalında birinciliği, Bahçeşehir Üniversitesi İletişim Fakültesi Görsel Sanatlar ve Görsel İletişim Tasarımı Bölümü öğrencilerinden Efe Kaptanoğlu De Dergisi, alan çalışmasıyla,Görsel Dal;Televizyon Haberi dalında birincilik ödülüne, Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü öğrencilerinden Cemile Nur Korkmaz ve Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü öğrencilerinden Güven Çelik, Deniz Yıldız 'Küçük Okul Büyük Umut' adlı çalışmalarıyla,Belgesel dalında birincilik ödülüne, Kırgızistan Türkiye Manas Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü öğrencilerinden Alican Nasirov, Almaz Supatev 'Kışla' adlı çalışmalarıyla,Kısa Film dalında birincilik Ödülüne, Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü öğrencilerinden Mehmet Güven, Şükrü Sürer 'Ateş Böcekleri' adlı çalışmalarıyla,Televizyon Jeneriği dalında birincilik ödülüne, Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü öğrencilerinden Yevgenıy Abdullaev 'Gloss' adlı çalışmasıyla,2 Dakikalık Kısa Film dalında birincilik ödülüne, Başkent Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü öğrencilerinden Hakan Kepenek 'Kaydet' adlı çalışmasıyla,İşitsel-Radyo;Haber Programı dalında birincilik ödülüne, Kırgızistan Türkiye Manas Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü öğrencilerinden Gulıra Kalıkova, Kubat Kasımbekov 'Miras' adlı çalışmalarıyla,Müzik Programı dalında birincilik ödülüne, Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi öğrencilerinden Salih Kafadar 'Konsept' adlı çalışmasıyla,Şov programı dalında birincilik ödülüne, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü öğrencilerinden Mert Alat Dilekçioğlu 'Gel de Evlenme' adlı çalışmasıyla,Reklam;Reklam Filmi Senaryosu dalında birincilik ödülüne, Bahçeşehir Üniversitesi İletişim Fakültesi Reklamcılık Bölümü öğrencilerinden Buket Gözen 'Işık Hızında Doğru Haber' adlı çalışmasıyla,Basın reklamı dalında birincilik ödülüne, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon Sinema Bölümü öğrencilerinden Melik Atalay 'Durex- Geciktirici Etkili' adlı çalışmasıyla,Radyo Reklam Metni dalında birincilik ödülüne, Bahçeşehir Üniversitesi İletişim Fakültesi Reklamcılık Bölümü öğrencilerinden Fetih Dorum Akcen 'AFM' adlı çalışmasıyla,İnternet Reklamı dalında birincilik ödülüne, Bahçeşehir Üniversitesi İletişim Fakültesi Reklamcılık Bölümü öğrencilerinden Kürşat Fahri Divarcı 'Kullanıcı Hatası' adlı çalışmasıyla,Açıkhava Reklamı dalında birincilik ödülüne, İstanbul Ticaret Üniversitesi İletişim Fakültesi Medya ve İletişim Sistemleri Bölümü öğrencilerinden H. Talha Baltaoğlu, Görsel İletişim Tasarımı Bölümü Çoşan Göksel 'CNN-Türk Canlı Yayın' adlı çalışmalarıyla,Reklam Kampanyası büyük ödülü dalında birincilik ödülüne, Bahçeşehir Üniversitesi İletişim Fakültesi Reklamcılık Bölümü öğrencilerinden Nihan Uslucan, Özge Duru, Elif Kır 'Ehl-i Keyif' adlı çalışmalarıyla,Halkla İlişkiler;Kurumsal İletişim Projesi dalında, birincilik ödülüne Maltepe Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü öğrencilerinden Çiğdem Arslan 'Krizde İnadına Birlikteyiz' adlı çalışmasıyla,Ürün Hizmet Tanıtım Projesiö dalında birincilik ödülüne, Bahçeşehir Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler Bölümü öğrencilerinden Gülce Bir, Başak Gezgin ve Reklam Bölümü öğrencilerinden Emre Samioğlu, Osman Nadir Aydın 'Kadının En Tatlı Sırrı' adlı çalışmalarıyla,İnternet Yayıncılığı;İnternet Yayını dalında birincilik ödülüne, Erciyes Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Gazetecilik Bölümü öğrencilerinden Mustafa Temel, Burak Somuncu www.haberciyes.com adlı çalışmasıyla,Kişisel Site dalında birincilik ödülüne, Yeditepe Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü öğrencilerinden Kenan Kaya www.yeditepenews.com adlı çalışmasıyla değer görüldü.ÖDÜLLERBirincilik ödülleri: Aydın Doğan Vakfı Ödül Heykelciği, 600 TL’lik para ödülü, Reklam Kampanyası Büyük Ödülü 750 TL'lik para ödülü, Petrol Ofisi kalem, İkincilik ödülleri: Aydın Doğan Vakfı Ödül Heykelciği, Ray Sigorta'dan Ferdi Kaza Sigortası, 2 adet kitap (Cumhuriyet ve Sinekli Bakkal), Üçüncülük ödülleri: Aydın Doğan Vakfı Ödül Heykelciği, 2 adet kitap (Cumhuriyet ve Sinekli Bakkal),Ayrıca ödül kazanan öğrencilere Temmuz-Eylül ayları arasında Doğan Medya Grubu'na bağlı gazete, dergi, televizyon ve radyolarda bir ay ile üç ay arasındaki mesleki bilgi ve görgü arttırma amaçlı hazırlanan programlardan yararlanma fırsatı verildi.
Genç İletişimciler ödüllerini aldı