Showing posts with label öğretmen. Show all posts
Showing posts with label öğretmen. Show all posts

Saturday, April 10, 2010

Flamenko efsanesi İstanbul a geliyor

İSTANBUL - İspanya'da defalarca 'Yılın Dansçısı' olarak ödüllendirilen İspanya'nın ve Flamenko dansının en büyük isimlerinden Aida Gomez ve grubu 'Carmen' İstanbul'a geliyor.
Herkesin hikayesini bildiği Carmen gösterisi Gomez ile coşkulu ve Aşk dolu bir dans şölenine dönüşüyor. Bizet'in unutulmaz Carmen müzikleri ile gösteri için Jose Antonio Rodriguez tarafından özel bestelenmiş flamenko eserleri, dans ve müzikseverlerle buluşacak.
Aida Gomez ve grubu 'Carmen' 23 Şubat'ta Cemal Reşit Rey'de olacak.
AIDA GOMEZAida Gomez 1967 yılında Madrid'de doğdu. Dans çalışmalarına İspanyol klasik dansı üzerine başladı ve 12 yaşında birçok ödül ve özel mezuniyet derecesini kazandı.
Ulusal Bale Grubuna (National Ballet Company) “Antonio El Bailarin” himayesinde katıldı ve birçok önemli rolde Sahne aldı. Grubunun 10. kuruluş yıldönümünde “Bodas de Sangre” de Antonio Gardes ile başrolü paylaştı.
1989 yılında Jose Antonio'nun koreografisiyle Miguel Narros'un Don Juan'ında Dona Ines olarak sahne aldı. Aynı gösteri Moskova ve St. Petersburg'da da sahnelendi. Aynı yıl Antonia Merce'nin “La Argentina”sı için düzenlenen 100. yıldönümü kutlamalarında Teatro Maria Guerrero de Madrid'de sahne aldı. Trieste ve Carcassonne'ye giden “Stars o Dance” adlı projede birçok efsanevi dansçıyla beraber gösteriler düzenledi. Jose Antonio ile beraber Antonio Ruiz'in Puerta de Tierra adlı düetinde beraber çalıştı ve Vicente Escudero'ya hürmeten yapılan gecede başdansçılardan biriydi.

Joaquin Cortes 1996 yılındaki Avrupa ve Amerika turnesinde kendisini misafir sanatçı olarak ağırladı. Londra'daki “Royal Albert Hall” ve New York'taki “Radio City” sahne aldıkları en önemli sahnelerdi. Maurice Bejart's dans grubunda ve Rudra Dans okulunda öğretmen olarak beraber calıştı.
1997 yılında Madrid'de bulunan “Teatro Real”'in açılışında kendi prodüksiyonu olan “Falla's El Sombrero de Tres Picos” adlı gösterisini sahneledi ve aynı gösterideki performansı nedeniyle “Max Scenic Arts Prize” ödülünü aldı.
Kendi grubunu kurduktan sonra İspanya Kültür Bakanlığı onu İspanyol Ulusal Balesi için Sanat Yönetmeni seçti ve bu sayede Ulusal Balenin başındaki en genç sanat direktörü oldu. Aynı yıl Vicente Amigo'nun “Poeta” adlı eserindeki koreografisiyle Endülüs Dans Grubuyla (Andalusian Dance Company”) turneye çıkmak için davet edildi.

2000 yılında birbirinden çok farklı 2 adet karakteri içinde bulunduran yeni bir performans için çalışmalara başladı. Bunlar Antonio Canales'in Frida Kahlo adlı gösterisi ve Jose Antonio'nun Carmen'iydi. Aynı yılın Nisan ayında “Teatro Bellas Artes de Mexico”daki performansı nedeniyle “Instituto de Cultura del Teatro Bellas Artes” tarafından Gümüş Onur Madalyası aldı.
2001 yılına gelindiğinde kendi kurduğu prodüksiyon şirketi ve grubuyla beraber Carlos Saura'nın yönettiği Salome'nin ilk gösterimindeki performansı için provalara başlamıştı. Aynı Proje Montreal Ulusal Film Festivalinde “Best Artistic Contribution” ödülünü aldı. Valladolid, Brüksel, Paris, Miami Uluslararası Istanbul Film Festivalinin de içinde olduğu birçok festivalde de film gösterildi.

2003 yılının Mart ayında Milanonun dünyaca ünlü sahnelerinden “La Scala”da “Suenos” adlı projesinin prömiyeri yapıldı. Daha sonra aynı proje ile Avrupa'da turneye çıktı. “Un Paso Adelante” adlı popüler Televizyon projesindeki rolünden sonra, İspanya Ulusal Tiyatrosuyla beraber Manuel de Falla'nın çalışmalarına dayanan Jose Carlos Plaza'nın “Suenos” adlı gösterisiyle turneye çıktı. Ispanyol Kraliyet Ailesi Palacio Real'de düzenlenen tanıtıma katıldı.
Asya'da kendi grubuyla yaptığı geniş turnelerden sonra Carlos Saura ile tekrar “Iberia” adlı filmde beraber çalıştı. 2004 yılında Ulusal Dans Ödülünü (National Dance Prize) aldı. “Glamour” dergisi tarafından Yılın Kadını seçildi. “Teatro de la Zarzuela” da düzenlenen Antonia Gades'e ithaf edilen özel gecede sahne aldı.2008'de Madrid Belediyesi tarafından en büyük kültür ödülü verildi.
Flamenko efsanesi İstanbul'a geliyor

Wednesday, December 23, 2009

Gerekirse saçlarımı kazıtırım


SEDA BAKAN FOTOĞRAFLARI
* Bu projeden haberdar olduğunuzda ilk neler düşündünüz? - “Makber”i ilk duyduğumda çok heyecanlandım. Senaryoyu az buçuk biliyordum, karakteri de öyle... Zaten piyasada bu yaşlarda birini canlandırabilecek herkesin kulağına gelmişti. *Sizi heyecanlandıran neydi peki? - Çünkü bu karakterin, yani Güneş’in çok fazla rengi var ve bu projede kendimi geliştirebileceğimi düşünüyorum. O yüzden rolü almayı çok istiyordum. Pana Film’in bu Film için seçme yapacağını duydum ve tam üç kez katıldım. *Neden üç kez? - Çok titiz çalışıyorlardı. Ben de ders çalışır gibi çalıştım role. Dediğim gibi üç kez seçmelere katıldım, çünkü onları Güneş olabileceğime inandırmam gerekiyordu. Benim için sancılı bir süreçti, ama sonunda ikna oldular. *Çekimler ne zaman başladı? - Kasım ayının ortalarında... şu ana kadar üç bölüm çektik. Çarşamba akşamı (bugün) saat 20.00’de ilk bölüm gösterilecek. Takdir seyircinin...BU ROL BENİ EPEY ZORLADI*Biraz da “Makber”in konusundan söz eder misiniz?- Hüzünlü bir Aşk hikayesi... “Aşklar eskisi gibi değil, artık her şeyi çabuk tüketiyoruz” ya da “Aşk mutasyona uğradı” falan deniyor ya, “Makber”de aslında bütün aşkların öyle olmadığını görecekler. Dizide imkansız, çok hüzünlü bir aşk öyküsü var. Hazar (Devrim Nas) çok zengin bir aileden... Güneş ise 25 yaşında, kimsesiz büyümüş bir kız. Henüz kendisinin de bilmediği bir hastalığı var; kan kanseri... Hazar ona çok aşık ama ona başka birini uygun görüyor. Tam ailesine karşısına alıp parayı ve gücü aşkı için bırakacakken kızın kanser olduğunu öğreniyor. Ama henüz Güneş’in bundan haberi yok. *Güneş nasıl bir karakter?- Güneş’in de sorumlulukları var. Kimsesiz büyümüş, zaman içinde küçük ama sağlam bir ailesi olmuş. Çok net bir kız. Konuşmaları, tavırları hesapsız... Karakteri o kadar sağlam ki onun için gri yok, her şey ya siyah ya da beyaz. Ayrıca bir Moda tasarımcısı ama “moda tasarımcısıyım” demiyor çünkü henüz o deneyimde görmüyor kendini. *Lösemi hastası birini oynamak sizi zorladı mı?- Gerçekten çok zor. Kanser çağımızın hastalığı. Rol için insanlarla konuşuyorum, çeşitli programlar izliyorum ve bol bol okuyorum. Allah bu hastalıkla mücadele eden herkese şifa versin. Bu arada Güneş olarak baktığımda, kanserin üstesinden aşkla gelebileceğimi düşündüm. *Rol gereği saçlarınızı kestirecek misiniz?- Ben bu projeye çok inandım. Senaryo ne gerektirirse yaparım. “Saçlarını kestir” derlerse de çekinmem, kazıtırım.BİZİM DİZİMİZDE sevişme YOK*Televizyon dizilerinde öpüşme ve sevişme sahneleri çok prim yapmaya başladı. Sizde böyle sahneler olacak mı?- Bizimkisi sadece masum bir aşk hikayesi. Tamamen saf... ınsanlar aileleriyle birlikte rahatça izleyebilecekler “Makber”i... *Ekiple aranız nasıl? - Setimiz çok eğlenceli. Hepimiz kısa sürede yakın arkadaş olduk. Devrim’le elektriğimiz çok tuttu. Ev arkadaşımı canlandıran Gaye Gürsel’le de çok iyi anlaştık. şanslıyım yani...*Ekrem Bora gibi bir usta ile kamera karşısına geçmek nasıl bir duygu?- Ekrem Bora ile karşılıklı sahnem yok ama benim için bir öğretmen gibi. Onun sahnelerini izlemekten kendimi alamıyorum. *Dizide moda tasarımcısını oynuyorsunuz ama bir stil danışmanınız da var. - Evet, tüm ekibin kostümlerini Seben Koçibey ayarlıyor. *Dört haftadır, haftada altı gün çalışıyorsunuz ama hiç de yorgun görünmüyorsunuz. Peki bu enerjinin sırrı ne? - Bilmem, normalde de böyleyim ben... Çok hareketliyim. Bu yüzden annemler benden çok çekerdi! şimdi enerji fazlamı işimle atıyorum.*Sakarya Üniversitesi Dış Ticaret Bölümü’nden mezunsunuz. TÜRVAK’taki Eğitim de bitti. şimdi sırada ne var? - Tempo yeterince yoğun... Dizi dışında kalan zamanlarımı da kitaplar ve filmler dolduruyor.
GECE HAYATINA DÜŞKÜN DEĞİLİM
* Set dışındaki zamanlarda neler yapmaktan hoşlanırsınız?- Çekirdek bir ailem var, onlarla zaman geçirmeyi tercih ederim. Bir de pazar sabahları kahvaltıyı dışarıda yapmayı sevenlerdenim. * Güneş’in yaşadığı aşkı kıskanmıyor musunuz?- Güneş ile yaşıyorum işte, kıskanmaya gerek yok. * İstanbul’a yerleştiniz. Başladı mı gece turları?- Tabii ki gece dışarı çıkıp eğleniyoruz da ama özel bir düşkünlüğüm yok gece hayatına... Daha çok arkadaşlarımla evde vakit geçirmekten hoşlanıyorum.
Gerekirse saçlarımı kazıtırım

Saturday, December 19, 2009

Boğa lar sahiplerini buldu

ARTVİN - Ankara Sinema Derneği’nin düzenlediği 15. Gezici Festival’in ödül töreni 16 Aralık’ta Artvin’de yapıldı. Sunuculuğunu Ceylan Özçelik’in yaptığı ve Ahmet Hamdi Tanpınar Kültür Merkezi’nde gerçekleşen törende Altın Boğa Uluslararası Film Yarışması’nda kazananlar belli oldu.
Altın Boğa Polis, (s.)’e gittiArtvin Valiliği ile Artvin Belediyesi’nin ev sahipliğinde gerçekleşen yarışmada, Mısırlı oyuncu Basma Ahmed Hassan, İsrailli sinema yazarı Edna Fainaru, İngiltereli Yönetmen Ineke Smits, İtalyalı sinema yazarı Jay Weissberg ve Türkiyeli yönetmen Reha Erdem’den oluşan jüri, Polis, (s.) (Police, adjective) adlı filmi “En İyi Film” seçti. Jüri; “mesajını, dilin sinematografik ve sözel gücünü ince bir zekayla birleştirerek aktardığı” gerekçesiyle Polis, (s.)’e 10 bin Avro değerindeki Altın Boğa Ödülü’nü verdi.
Doğu Avrupa sinemasının en iyi çıkış yapan yönetmenlerinden biri olan ve Türkiye’de Bükreş’in Doğusu (12:08 East of Bucharest) filmiyle de tanınan Romanyalı yönetmen Corneliu Porumboiu’nun yönettiği film, uyuşturucuyla ilgili bir kanunu uygularken, ahlakıyla görev duygusu arasında sıkışıp kalan bir polis memurunu konu alıyor.
İki Dil Bir Bavul Artvinlilerin de gözdesi oldu Jüri, Orhan Eskiköy ve Özgür Doğan’ın birlikte yönettiği İki Dil Bir Bavul’a da ikincilik ödülü olan 5 bin Avro değerindeki Gümüş Boğa Ödülü’nü verdi. Günümüz Türkiye toplumunda var olan kültürel bir gerçeği anlatma tarzını göz önüne alarak kararı oy birliğiyle verdiklerini belirten Jüri, filmin, büyük bir insanlık duygusu içeren ve ana karakter olan öğretmen tarafından yansıtılan hem ciddi hem de mizahi öyküsünü naif bir atmosfer içinde anlattığını söyledi.

Üniversiteden yeni mezun olmuş ve uzak bir Kürt köyüne atanmış Türk öğretmen Emre Aydın’ın bir yılını, okula yeni başlayan ve Türkçe bilmeyen çocuklarla yaşadıklarını anlatan film, yarışmalı bölümdeki tek belgeseldi.
SİYAD da Polis, (s.) dedi Burcu Aykar Şirin, Gözde Onaran ve Janet Barış’tan oluşan Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) Jürisi’nin kararı da ana jüriyle aynı oldu ve SİYAD Ödülü “Bürokrasinin düz mantığına ve katılığına, polis devletinin vicdansızlığına polisiye türünün kalıplarını kırarak karşı durduğu ve ödülü sonunda saklı bir izleme deneyimi sunduğu” için Polis, (s.) (Police, adjective) adlı filme verildi.
Festivalin en iyi kısası Aşağı Kat Ödül Töreni’nde ayrıca, izleyici oylarıyla belirlenen Kısa Film İzleyici Ödülü’nün sahibi de belli oldu. Bu sene Cannes başta olmak üzere pek çok festivalde tartışmalara yol açan Polytechnique filminin Kanadalı yönetmeni Denis Villeneuve’nin kısa filmi Aşağı Kat (Next Floor) 1000 Avro değerindeki Kısa Film İzleyici Ödülü’nü kazandı.
Vali’den sinema sözü Gümüş Boğa Ödülü’nü sunan Artvin Belediye Başkanı Emin Özgün, filmlere gösterdikleri yoğun ilgi ve Festival konuklarına gösterdikleri konukseverlik için Artvin halkına teşekkür etti ve “En büyük ödül size” dedi.
Altın Boğa Ödülü’nü veren Artvin Valisi Mustafa Yemlihalıoğlu ise, yenilenmiş haline rağmen kapalı duran Ahmet Hamdi Tanpınar Kültür Merkezi’nde film gösterimlerinin devam edeceğinin müjdesini verdi.
'Boğa'lar sahiplerini buldu