Tuesday, December 8, 2009

İçimdeki engelliye bakıp onu çıkarmaya çalıştım

* Filmin tanıtımında 'acıklı güldürü' deniyor. Ne demek acıklı güldürü?

Edebiyatın en büyük isimlerinden biri olan Oğuz Atay'ın güzel bir tanımıdır. Acıklı bir güldürü bu. Normalde, dışarıda yaşadığımız hikayeler de böyledir. Acıklı güldürülerin yaşandığı bir ülke burası…



* Filmi izleyenler çok farklı bir Levent Üzümcü'yle mi karşılaşacaklar?

Evet, Sinema ve Televizyon izleyicileri şaşıracaklar ama beni tiyatroda izlemiş olan izleyicilerim şaşırmayacaklar. Aslında ben yıllardır, Tiyatro sahnesinde televizyondakinin aksine sert kişilikleri oynuyorum. Ama beyazperdeden ve ekrandan tanıyanlar için siz, o dönem hangi Dizi izleniyorsa o karaktersiniz. Bir televizyon dizisinde oynuyorsanız, bir günde potansiyel izleyici sayınız Türkiye'deki televizyonu olan evler kadar.



HALKIN BEĞENİSİ FARKLI

* Filmde, zihinsel engelli Arif karakterini canlandırıyorsunuz. Role hazırlanma süreciniz nasıldı?

Fiziksel ve ruhsal olarak zor bir hazırlanma süreciydi. Ben rolleri kabul ederken şöyle bakıyorum; acaba ben bu yaptığım işi çocuklarıma miras bırakabilir miyim? Benim en önemli kriterim bu. İlerde bir filmi izlediklerinde, "Bunu bizim babamız, dedemiz oynamıştı" diyebilecekleri bir şeydir sinema filmi. Kalır çünkü… Çocuklarımın izlerken ve izlettirirken gurur duyacakları işler yapmaya çalışıyorum. Televizyon dizileri bize böyle bir özgürlük tanıdılar. Bir işi yapmak zorunda olduğu için yapmayan çok az aktörden biriyim Türkiye'deki.



* Zeka engelli birini oynamak büyük bir avantaj değil mi bir aktör için?

Yapabiliyorlarsa ne ala! Daha kendini bile seslendiremeyen aktörler var Türkiye'de. Aktörlüğü kimse tekeline alamaz; yok o mankendi, o şarkıcıydı, o oyunculuk yapamaz diyemez. Halkın beğenisine açıktır sonuçta. Türkiye'de halkın beğenileri çok eleştirilir çünkü hiçbir ülkede, aynı havayı soluyan, aynı dili konuşan insanlar arasında bu kadar fazla zaman farkı yoktur. Yolda yürürken omuzlarınızın birbirine değdiği insanlarla aranızda, bin 500 yıllık mesafe var. İşte o yüzden, halkın beğenilerini tahlil ederken zorlanıyoruz. Çünkü halkın beğenilerini tahlil eden insanlar, kalabalıkların beğenilerine sahip değiller. Bunun için de, birçok şey bağıra bağıra, değişiyor dönüşüyor ve bir değirmen gibi insanları öğütüyor bu ülke.



* Filmin bir de sosyal sorumluluk ayağı var değil mi? 3 Aralık Dünya Engelliler Günü'nden bir gün sonra vizyona giriyor.

Evet, bunu en başından beri düşündük. Nüfusumuzun onda 1'i engelli. Akraba evliliğinin bu kadar yoğun olduğu bir ülkede, bu çok normal zaten. 25 yıllık bir iç savaş sonucunda fiziksel engelli olan vatandaşlarımızı da katarsak, ülkemiz engelli üretiyor. Ama bu kadar engelli insanla birlikte paylaşacağımız bir hayatımız yok. Bir engellinin, tekerlekli sandalyeyle çıkıp gezebileceği, bir yerden bir yere gidebileceği bir şehir planlamamız yok.



* Fiziksel ya da zihinsel engelli arkadaşınız oldu mu hiç?

Evet, hem fiziksel engelli hem de zihinsel engelli arkadaşlarım oldu.



* Bu Film, sizde bir şeyleri değiştirdi mi?

En azından daha bilinçli bir insan oldum. Mesela siz geliyorsunuz, benimle röportaj yapıyorsunuz; Türkiye'nin en çok okunan gazetelerinden biri. En azından bu kadarını yapabiliyorum. Bu bilince sahip çok az insan var. ünlü olup da, ailesinde engelli insan olan arkadaşlarımız da var, saklamayı tercih ediyor kimisi. Evli olduğunu, çocuğu olduğunu saklayan birçok aktör arkadaşımız var Allahaşkınıza!



İSTEMEDİĞİM İŞİ YAPMADIM

* Arif rolünün, oyunculuk kariyerinizdeki yeri ne olacak?

Severek oynadığım rollerden biri, güzel bir yerde duracak. Ben, istemediğim işi yapmadım hayatta. Bugüne kadar hangi işin içine girmiş olursam olayım, hepsinin hesabını bir aktör olarak verdim kendime.



* Bu rol için 20 kilo almıştınız. Bir rol için başka neler yapabilirsiniz, sınırlarınızı ne kadar zorlarsınız?

Sınırım; vücudumun ve aklımın sınırı kadardır. Vücudumun sınırını zorladım işte, 20 kilo aldım. Oturup kalkamaz bir hale gelmiştim artık. Bu önemliydi. Aklımın sınırına gelince; elimden geldiğince kendimi ikna ederim, ama role inanmam gerekiyor. Ben kendi içimdeki engelliye baktım, onu çıkarmaya çalıştım. Dışarıdaki bir engelliyi taklit etmek istemedim. Benim tekniğim, oyunculuğa bakış açım; gidip de bir engelliyi izlemekten farklı. Sahte olmasını engellemenin en iyi yolu, kendi içine sormaktır.



SÖYLEYECEK SÖZÜM VAR

Ben oyuncuyum, oyunculuk yapmayı seviyorum. Güzel işlerde yer almak istiyorum. Söyleyecek sözüm var hayata dair ve onu söyleyecek mecralar bulmayı seviyorum. Derdi olan filmlerde çalışmak istiyorum. Niye yaşıyorum ki; sadece para kazanmak için yapılmaz bu iş.
İçimdeki engelliye bakıp onu çıkarmaya çalıştım

No comments:

Post a Comment

Note: Only a member of this blog may post a comment.