Thursday, December 31, 2009

Mad Men bir kez daha En İyi

WASHINGTON - Time dergisi, bu yılın en iyi filmi olarak Walt Disney'in ilk siyahi prensesinin yaratıldığı animasyon yapım "Prenses ve Kurbağa"yı, en iyi Televizyon dizisi olarak da ödüllü yapım "Mad Men"i seçti.
Dergide yayımlanan "Yılın en iyi 10 filmi" listesinde, ilk üç sırayı, gerçek oyuncuların yer aldığı filmleri geride bırakan animasyonlar aldı. Buna göre yılın en iyi filmi, Walt Disney'in ilk siyahi prensesinin yaratıldığı "Prenses ve Kurbağa/ The Princess and the Frog'' oldu.
Yılın en iyi filmleri sıralamasında ikincilik koltuğuna yine animasyon filmi "Yukarı Bak/ Up'', üçüncülük koltuğuna da animasyon yapımı "Fantastik Fox/ Fantastic Mr. Fox'' oturdu.
Time'a göre, yılın en iyi diğer filmleri ise sırasıyla şöyle:
"Ölümcül Tuzak/ The Hurt Locker'', "Aklı Havada/ Up in the Air'', "Beyaz Kurdele/ The White Ribbon'', "Yalnız Bir Adam/ A Single Man'', "Zaman ve Şehre Dair/ Of Time and the City'', "Yasak Bölge 9/ District 9'', "Kan Arzusu/ Thirst''.

EN İYİ Dizi 'MAD MEN'Dergi, 'Yılın en iyi televizyon dizilerini" de belirledi. Listenin en başında 9 Emmy ve 3 Altın Küre dahil birçok ödül kazanan, Türkiye'de de beğeniyle izlenen "Mad Men" yer alıyor.
İkinciliği Komedi türündeki "Modern Family"nin, üçüncülüğü de drama dalındaki birçok ödüle sahip "Breaking Bad"ın aldığı sıralamadaki diğer en iyi televizyon dizileri de şöyle:
"Big Love", "Battlestar Galactica", "Lost", "Friday Night Lights", "Glee", "Sons of Anarchy" ve "(Tie) The Office/Parks and Recreation".
İLGİLİ HABER
Fatih Akın 'En İyi 10'daTarantino'dan yılın en iyi filmleri'Bağımsız Amerika' en iyilerini seçti
'Mad Men' bir kez daha 'En İyi'

SİNEMADA 4. BOYUT KOKU

Filmin 53. dakikası itibariyle mutfakta geçen sahnede yapılan tatlının içeriklerine uygun bir koku tasarlayan MG Gülçiçek, bir ilke daha imza atmanın mutluluğunu yaşıyor. Gelişmiş teknolojisini kullanarak, filmin kokulandırılması için 3 ayrı esans tasarladı. Çalışılan esansların, yapım ekibi ile birlikte Sinema salonlarında denemesi yapılarak, içeriğinde beyaz çikolata, vanilya, rom ve portakal likörü aromalarını barındıran özel karışım seçildi. Bu muhteşem koku “Soul Kitchen” kokusu olarak adlandırıldı. Böylece, MG Gülçiçek esans kütüphanesine ilk kez bir sinema filminin kokusunu dahil etti…

Filmin galasında, Glokal firmasının ScentLinq tescilli markası altında, 8 ayrı salonda, 28 adet mikro difüzyon cihazları kullanılıyor. Sinema salonlarının klima sistemi içerisine yerleştirilen cihazlar, 53. dakikada tasarlanan “Soul Kitchen” kokusunu salona yaydı.

SİNEMADA 4. BOYUT KOKU

KARISI ANNESİ OLDU

Sarı saçları çok benzedi

Atatürk'ün hayatını anlatan 'Veda' isimli Sinema filmi, ilginç bir detaya Sahne oldu! Gecce.com'da yer alan habere göre; Mart 2010'da vizyona girecek olan Zülfü Livaneli'nin senaryosunu yazıp, yönettiği filmde Atatürk'ü, sarı saçları ve mavi gözleriyle ona tıpa tıp benzeyen Sinan Tuzcuoğlu canlandırdı. Ata'nın annesi Zübeyde Hanım'ı ise Tuzcuoğlu'nun eşi Dolunay Soysert oynadı.

Laboratuvar kuruldu

'Veda' filminde karakterlerin gerçeğe uygun olması için İtalyan bir ekip görev aldı. Vittorio Sodano makyajları, Aldo Signoretti ise saçları yaptı. Özel bir laboratuvar kurarak çalışan ekip, çekimlerde bin 200 kilo Makyaj malzemesi harcadı, 150 adet de peruk imal etti.

Makyajla yaşlandı kocasının annesi oldu

Çekimleri geçtiğimiz günlerde tamamlanan ve 2010 Mart'ta vizyona girmesi beklenen, Atatürk'ün hayat hikayesini anlatan 'Veda' adlı sinema filminde, Ulu Önder'e, Sinan Tuzcu hayat veriyor. Zülfü Livaneli'nin yazıp yönettiği filmde, Tuzcu'nun eşi Dolunay Soysert de rol alıyor. Soysert filmde, Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım'ı canlandırıyor. Bu rol için saatler süren makyajla yaşlandırılan Soysert'i görenler tanıyamıyor. 'Veda'da, Atatürk'ün eşi Latife Hanım'ı ise, atv'de ekrana gelen 'Canım Ailem' dizisinde 'Feride' karakteriyle tanınan Ezgi Mola canlandırıyor. Atatürk'ün yaveri Salih Bozok'un anılarından beyazperdeye aktarılan filmde, Selanik'te çocukken başlayan bir dostluğun hikayesi anlatılıyor. 'Veda'da; Mola, Tuzcu ve Soysert'in yanı sıra Özge Özpirinçci ve Serhat Mustafa Kılıç da rol alıyor.

KARISI ANNESİ OLDU

Korsanın faturası tüketiciye

İngiltere'deki geniş bant internet kullanıcıları, online korsanlığın bedeli olarak 500 milyon pound yani yaklaşık 1.5 milyon Türk Lirası ödüyor.

Times gazetesinin haberine göre bu masraf kullanıcı başına yıllık 25 pound yani 75 TL oluyor. Yani her kullanıcı, bu miktarı her yıl ekstradan ödemek zorunda.

İngiliz bakanlar, Dijital Ekonomi yasasını onayladı. İnternet servis sağlayıcıların maliyetleri bu yeni yasayla birlikte artıyor. ISP'ler kullanıcıları uyarmak, korsan download yapmayı durdurmayanların bağlantısını yavaşlatmak ya da kesmekle yükümlü. İşte bu maliyetler, sonuçta kullanıcılara patlıyor.

Korsana karşı alınan bu önlemler Müzik ve Film endüstrisinin yıllık satışlarında 1.7 milyar sterlin artış sağlayacak. Devlet de bunun üzerinden 350 milyon pound ek vergi geliri elde edecek.
Korsanın faturası tüketiciye

2009 un en iyi filmleri

2009 sona erdi... NTV Sinema jürisi de yılın en iyi filmleri seçti.

James Cameron, Michael Mann, David Fincher, Quentin Tarantino gibi usta yönetmenlerin son filmlerinin yanı sıra festivalleri dolaşan birçok ödüllü yapımın da gösterime girdiği 2009'un en iyi filmi NTV jürisinin oylarıyla Steve McQueen'in yönettiği ve IRA üyesi Bobby Sands’in insanlık dışı muamelelere maruz kalışını konu alan 'Açlık' oldu.

İşte 10'dan geriye doğru 2009'un en iyi filmleri:

10- Halk Düşmanları (Michael Mann)

9- Milk (Gus Van Sant)



8- Soysuzlar Çetesi (Quentin Tarantino)



7- Milyoner (Danny Boyle)



6- Avatar (James Cameron)



5- Ölümcül Tuzak (Kathryn Bigelow)

4- İki Dil Bir Bavul (Özgür Doğan ve Orhan Eskiköy)



3- Hayat Var (Reha Erdem)



2- Teldeki Adam (James Marsh)



1- Açlık (Steve McQueen)



Jüri: Sevin Okyay, NTV Yayınları, Radikal Emrah Kolukısa, NTV Yekta Kopan, NTV Kutlukhan Kutlu, Sinema, CNBC-e Dergi-Film Hasan Cömert, ntvmsnbc Ali Abaday, ntvmsnbc Selin Gürel, CNBC-e Dergi Fazilet Onat, Yeni Medya


2009'un en iyi filmleri

Amerikalı gayret ederse bizi anlayabilir

İSTANBUL - Senaryosunu Cem Yılmaz'ın yazdığı, yönetmenliğini Ömer Faruk Sorak'ın yaptığı 'Yahşi Batı'nın galası yapıldı.
Cem Yılmaz ve Ömer Faruk Sorak ile oyuncular Ozan Güven, Demet Evgar ve Özkan Uğur, Kanyon AVM Cinebonus sinemalarındaki gala gösterimi öncesi gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Yılmaz, filmlerin konularının bazen evrensel, bazen lokal olabildiğini belirterek, ''Bu, onların kaliteleriyle ilgili fikir vermez. Bir İngiliz, bir Amerikalı da gayret ederse bizim filmlerimizi anlayabileceğini düşünüyorum. Biz nasıl Avatar'ı anlamak için gayret gösteriyorsak... En azından gözlük takıyoruz'' diye konuştu.
Tür problemi olmadığını, iyi Film yapmaya çalıştığını belirten Yılmaz, eğlenceli bir Komedi filmi yaptıklarını söyledi.
'HENÜZ BİRBİRİMİZE DOYAMADIK'Bir gazetecinin, ''Neden hep aynı oyuncuları seçiyorsunuz?'' sorusu üzerine Yılmaz, ''Biz henüz birbirimize o kadar da doyamadık. Bizim şu ana kadar 40 film yapmamız lazımdı, ağırdan alıyoruz, işin başındayız'' diye espri yaptı.
Bir başka soru üzerine, Mazhar Alanson ile iki film yaptıklarını anımsatan Yılmaz, ''Yine yaparız, eğer sinemayı bırakmadıysa'' dedi.
Cem Yılmaz, ''Bazı filmler az bütçeyle çekiliyor, ama büyük bir gişe başarısı yakalıyor. Siz ise maliyetli bir film yaptınız, iyi bir ciro elde edemezseniz hayal kırıklığına uğrar mısınız?'' sorusuna, ''Hayır, bu bizim elimizde olan bir şey değil. Fikrinizin ne kadar pahalıya gerçekleşeceğini niyetlendikten sonra öğreniyorsunuz. Bu, filmi yapmamızdan vazgeçirmez. Bu, seyircinin problemi, bizim değil'' yanıtını verdi.

'BU ARKADAŞLARLA ÇALIŞMIYORUM'Yeni bir film projesi olup olmadığının sorulması üzerine Yılmaz, ''Yeni bir Proje var ama bu arkadaşlarla çalışmıyorum'' diyerek esprili bir yanıt verdi.
Uğur Yücel'in son filmi ''Ejder Kapanı''nın da vizyona gireceğini anımsatan Yılmaz, işini iyi yapan arkadaşlarına her zaman saygı duyduğunu ve sevdiğini söyledi.
'RECEP İVEDİK' ÜZERİNE...Bir gazetecinin, önümüzdeki günlerde Recep İvedik'in son filminin de vizyona gireceğini belirterek, ''İki filmin gişede yarışacağı söyleniyor'' demesi üzerine Yılmaz, ''Bu, bizim dışımızda yaşatılan bir konu. Bu, seyirciyi ilgilendiren bir konu. Bu konuda yorum yapmaya ne boş vaktim var, ne de kafamda yer ayırıyorum. Böyle bir konu yok benim için... Böyle bir rakip, 'Bu, bunu geçti' gibi bir konu yok'' dedi.
'EN Komik OLMAK İÇİN Yarışma VARSA...'''Ülkenin en komik insanı Cem Yılmaz mı?'' şeklindeki soruya Yılmaz, ''Ben, memleketin en komik insanı olmakla ilgili bir yarışma varsa, ona katılmıyorum'' yanıtını verdi.
Filmin sadece kovboy filmi olmadığını, başka unsurlar da içerdiğini dile getiren Yılmaz, filme 7 yaş sınırı getirildiğini bildirdi.

Filmin adının anılmasının şahısların anılmasından daha önemli olduğunu vurgulayan Yılmaz, herkesin kabiliyeti ve emeği oranında filme dahil olduğunu, filmlerin bir kıymeti olması için çabaladıklarını anlattı.
Aralarında hiyerarşik bir düzen olmadığını kaydeden Yılmaz, ''Mesela Ozan Güven bir film yapsın da oynayalım diye can atıyoruz. Hepsi birbirinden kıymetli, birbirini ve işini seven insanlarla çalışmak çok güzel'' dedi.
'KOMEDİ FİLMLERİNİN FESTİVALLERDE İŞİ ZORDUR'Yılmaz, bir gazetecinin ''Nuri Bilge Ceylan, Cannes Film Festivali'nde 'En İyi Film' ödülü aldı, Mahsun Kırmızıgül'ün filmi Oscar aday adaylığına seçildi. Sizin böyle bir çabanız olacak mı?'' sorusunu şöyle yanıtladı: ''Başka filmlerin yanında komedi filmlerinin işi festivallerde zordur, adaylıkları da nadirdir. Önemli olan iyi film yapmak. Yurt içinde de önemli Festivaller var. Bunlar kıymetli şeyler, onları bayındır hale getirelim de benim için Oscar, yayınlandığı zaman televizyondan geç saatlerde izlediğim bir aktivite olarak durabilir.''

'FATİH AKIN HEPİMİZİN GURURU'Cem Yılmaz, bir soru üzerine, Fatih Akın'ın son filmi ''Soul Kitchen''ı izlemediğini ifade ederek, ''Fatih Akın hepimizin gururu'' dedi.
Filmin galasına, Yılmaz Erdoğan, Demet Akbağ, Pınar ve Yağmur Atacan, Kenan Doğulu'nun da aralarında bulunduğu çok sayıda sanatçı da katıldı.
FİLM YARIN VİZYONA GİRECEK Senaryosunu Cem Yılmaz'ın yazdığı, yönetmenliğini Ömer Faruk Sorak'ın üstlendiği film, yarın vizyona girecek.
Filmde Cem Yılmaz, Ozan Güven, Demet Evgar, Özkan Uğur, Zafer Algöz, Dilek Çelebi, Ferdi Sancar, İştar Gökseven, Demet Tuncer, Kaan Öztop, Mehmet Polat rol alırken, Süleyman Turan, Yılmaz Köksal, Uğur Polat, Cansu Dere, Mazlum Çimen ve Tuncay Özinel konuk oyuncu olarak izleyici karşısına çıkacak.
'Amerikalı gayret ederse bizi anlayabilir'

Akın dan çok lezzetli bir film daha

İSTNBUL - ‘‘Hayat, sen başka planlar yaparken başına gelenlerdir.’’
Soul Kitchen adlı restoranın sahibi olan Zinos’un hiçbir şey istediği gibi gitmez. Kız arkadaşı Çin’e gitmiştir. Restoranda işler iyi gitmemektedir, belini yürüyemeyecek kadar incitmiştir, hapisten şartlı tahliye olan abisi, vergi memurları, Sağlık kontrolleri de işin cilasıdır. Kısacası Zinos’un hayalleri ve planlarıyla yaşadığı hayat arasında uçurumlar vardır. Aynen John Lennon’ın yukarıdaki sözü gibi…
Aslında bütün Fatih Akın filmlerinde aynı temayı görürüz. Akın, ‘Kısa ve Acısız’dan ‘Yaşamın Kıyısında’ya kadar her filminde hayata tutunamayan ya da kendini boşlukta hisseden karakterleri hikayenin merkezine koyarak dramatik yapısını bu tema etrafında kurdu. Farklı türler arasında gezinse de meselesinden ve Sinema dilinden kopmayan her Yönetmen gibi…
Akın, ‘Soul Kitchen’da eğlenceli, Komik, lezzetli ve Müzik dolu bir Hikaye anlatıyor. Bir önceki filmi ‘Yaşamın Kıyısında’dan sonra 360 derece tür değişikliğine gitse de her sahnede ‘bir Fatih Akın filmi’ dedirten karelere imza atıyor.
Hareketli kameranın hiç durmadığı ve müziğin -iyi ki- hiç susmadığı filmde bir grup insanın hayatı bir mekan üzerinden anlatılmış oluyor.

Yol filmi çekmekte ne kadar başarılı olduğunu özellikle ‘Im Juli/ Temmuzda’ ile gösteren Akın, statik mekanı kullanmadaki maharetlerini de burada sergiliyor.
MÜZİK RUHUN VE ÇOK DAHA FAZLASININ...Akın’ın yaşadığı şehir Hamburg’da, Wilhelmsburg banliyösünde geçen filmde mekanı hiç sıkılmadan hatta ‘keşke’lerle izlenir kılan en önemli unsurların başında tabii ki müzik geliyor. Çok iyi bir soundtrack albümüne sahip olan filmde, Quincy Jones’dan Ruth Brown’a kadar birçok klasikleşmiş isimle birlikte Rock, punk ve elektronik şarkı da yer alıyor.

‘’Bir yerleşim yeri olarak değil bir varoluş biçimi ve tavır olarak yuvayı anlatmak istedim’’ diyen Akın, bunu başarıyla gerçekleştiriyor çünkü belli klişeleri kullansa da dramatik yapısını mekan üzerinden kuran Akın, mekandan bağımsız sahnelerde de o ruhu korumayı başarıyor. Film, adından başlayarak her öğesiyle müzik ve ruhun gıdasıdır düsturunu benimsiyor.
AFRODİZYAK ETKİSİ...Dolayısıyla müzikle birlikte başroldeki diğer oyuncu da kuşkusuz mutfak oluyor. Müşterisiz, sinek avlanan günlerden, afrodizyak etkili tatlıların yarattığı ‘mutluluğa' kadar her Sahne müzikle muhteşem bir uyum yakalıyor.
Zinos rolünde Adam Bousdoukos çok başarılı...
Mizahın dozu ve absürt sahneler bakımından, yönetmenin en başarılı filmlerinden ‘Temmuzda’ya yakın olan ‘Soul Kitchen’da oyuncular da, ‘kendini iyi hisset’ ruhuna uygun olarak başarılı işler çıkarıyorlar. Akın’la daha önce çalışan üç isim, Adam Bousdoukos, Moritz Bleibtreu ve Birol Ünel başta olmak üzere filmdeki her oyuncu iyi olsa da başroldeki Bousdoukos, filmi sürükleyen isim oluyor. Özellikle belini her defasında daha da mahvettiği sahnelerde…
Sonuçta Fatih Akın, yine hayal kırıklığına uğratmıyor ve filmografisine bütünün parçası olsun diye yapılmayan ama öyle eklemlenen farklı ve iyi bir Film daha eklemiş oluyor. İyi film izleyene, iyi müzik ve güzel tatları da hediye ediyor aynı zamanda. O zaman öneri, sadece yılın ilk iyi filmini izlemek isteyenler için: Kesinlikle kaçırmayın…
Akın'dan çok lezzetli bir film daha