Showing posts with label Genetik. Show all posts
Showing posts with label Genetik. Show all posts

Saturday, April 10, 2010

Avatar ırkçılık tartışması yarattı


Vizyona girdiği günden bu yana yüksek bütçesi, konusu, sahneleri ve kullandığı teknikle sürekli gündemde kalan "Avatar"ın şimdi de kullandığı sinematografik metaforları konuşuluyor.
Filmde, Genetik mühendislik sonucu oluşturulan "yerli bedeni"yle Na’vi kabilesinin içine misyoner olarak giren, Sam Worthington’un oynadığı Jake Sully adlı karakterin, gezegeni ve yerli halkı insan ırkına karşı koruması ve "kurtarıcı-lider" olması akıllara, Hollywood’un kalıp "kahraman beyaz adam" figürünü getiriyor.
Bazı Film yorumcuları, "Avatar"ın eski Hollywood kalıplarını kullandığını ve "beyaz mesih masalı"nı sürdürdüğü görüşünü ifade ederken, bazı eleştirmenler, filmin, Avrupalı göçmenlerin Amerika Kızılderililerini yerinden etmesi metaforunu kullandığını öne sürüyor.
"Yedi Yaşam", "Köpek Oteli" gibi filmlerde rol alan oyuncu Robinne Lee de "Avatar"ın "Kızılderili kadının vahşi doğada ’beyaz adama’ yol göstermesi ve sonunda ’beyaz adam’ın bu insanların kurtarıcı olmasını içeren Pocahontas öyküleri"ni anımsattığını belirtiyor.
Yönetmen James Cameron ise bu tartışmalara filmin "ırkçı" mesajlar taşımadığını belirterek karşılık verdi. Cameron, filmin gerçek temasının diğerlerinin farklılıklarına saygı duymak olduğuna dikkati çekti.
Öte yandan, Box Office’ın verilerine göre, dünya genelinde geniş hayran kitleleri de oluşturmaya başlayan Bilim Kurgu filmi "Avatar", ABD geneli ve Kanada’da dördüncü haftasında da birinciliğini sürdürdü. Geçen hafta da büyük ilgi gören ve Sinema salonlarının dolmasını sağlayan film, 50,3 milyon dolar gelir elde etti. "Avatar"ın, 4 hafta boyunca ABD ve Kanada’daki toplam hasılatı ise 430,8 milyon dolara ulaştı.
Bunun yanında, yönetmeni James Cameron’un ününe ün katan yapım, "Yüzüklerin Efendisi: Kralın Dönüşü"nün de hasılatını geçerek, dünya genelinde tüm zamanların en çok kazanan ikinci filmi oldu. Tüm zamanların en iyi hasılatını yapan film ise hala, yine Cameron’un elinden çıkan "Titanik" filmi.
-"SHERLOCK HOLMES" DA BEĞENİLDİ-
Geçen hafta ABD ve Kanada’da "Avatar"dan sonra en fazla "Sherlock Holmes" ilgiyle izlendi. Söz konusu hafta 16,5 milyon dolar kazanan film, vizyona girmesinin üzerinden geçen üç haftada da 85,3 milyon dolar hasılat elde etti. ABD ve Kanada’da geçen haftanın üçüncüsü ise hem çocukların hem de büyüklerin beğenisini kazanan "Alvin ve Sincaplar-2 (Alvin and the Chipmunks: The Squeakquel)" oldu. Üçüncü haftasına giren film, şimdiye kadar toplamda 178,4 milyon dolar gelir elde etti.
Haftanın en fazla izlenen diğer filmleri ise sırasıyla şöyle: "Daybreakers", "İlişki Durumu: Karmaşık (It’s Complicated)", "Aşka
Yolculuk (Leap Year)", "The Blind Side", "Aklı Havada (Up in the Air)", "İsyankar Gençlik (Youth in Revolt)", "Prenses ve Kurbağa (The Princess and the Frog)"

Avatar ırkçılık tartışması yarattı

Wednesday, December 16, 2009

Doğal temizlik nasıl olur?


MENNAN AYSAN KUZANLI
Hem de sirke, limon, soda ve şeker kullanarak!
Kimyasalların yaratacağı tehlikeyi uzaklaştırmanın birinci yolu, bu maddeleri evimize sokmamaktır. İkinci yolu ise, bu kimasallar yerine alternatif ürünler kullanmaktır. Bundan sonra da evinizde kimsayal ürünlerin birikmesine müsaade etmeyerek, en kısa sürede onlardan kurtulmalısınız.Temizlik ürünlerinin içindeki toksik (zehirli) maddeler, Sağlık açısından taşıdığı riskler ve yapılan güvenilirlik testlerinin sonuçları, ambalaj kutularının üzerinde bildirilmez. Çünkü üreticileri buna zorlayan bir yönetmelik yok. Bu nedenle ürünü kullandıktan sonra ne gibi komplikasyonların ortaya çıkacağını bilmek mümkün değil. Kesin olan şu ki, bu ürünlerin içinde kimyasal maddeler var. Ve bunların kısa, orta ve uzun vadede sebep olabileceği çeşitli zehirleyici etkiler vardır. Örneğin, kullanma sırasında ortaya çıkan toksik buharlar, kısa vadede baş ağrısı, halsizlik, göz yanması, cilt tahrişleri gibi hafif ve orta derecede zararlar yaratabilir.
Uzun vadede akciğer sorunları, kanser, Kalp Hastalıkları gibi bağışıklık sistemiyle ilgili ciddi hastalıkların ortaya çıkmasına neden olabilir. Evdeki Temizlik ürünlerini hiçbir zaman mutfakta veya yemek yapılan, yiyecek depolanan yerlerin yakınında bulundurmayın. Bu ürünlerin içeriğindeki uçucu kimyasallar, yiyeceklerinizi ve dolayısıyla sizi etkileyebilir.
Neyse ki, bu tehlikelerden uzak kalabilmek için kolaylıkla bulabileceğimiz doğal maddeler var. Herkesin bildiği sirke, likit sabun, boraks, tuz, su ve limon suyuyla kendi temizlik malzemenizi kendiniz üretebilirsiniz.
Yazı dizimizin bugünkü bölümünde bu maddeleri nasıl ve hangi amaçla kullanabileceğimizi göreceksiniz.
SİRKE VE LİMONLA IŞILDAYIN
Bazı mobilya ve yer cilaları, kanserojen bir kimyasal olan ‘fenol’ içerir. Fenol, ciltle temas ettiğinde soyulma, kabarıklık, yanma ve sivilce oluşumuna neden olur. Bir şekilde ağızdan alınırsa dolaşım bozukluğu, şok, koma ve ölüme sebep olabilir. İçeriğindeki bir diğer kimyasal da, aşırı derecede zehirli olan ve cilt tarafından kolayca emilen ‘nitrobenzen’dir. Uzun vadede kanser, Genetik bozulma, prematüre doğumla kalp, karaciğer, böbrek ve merkezi sinir sistemi hastalıklarına yol açar. Uygulama sırasında çıplak deriye temas ettiğinde cilt tarafından emilerek zehirlenmeye sebep olur. Uygulama sonrasında buharlaşma devam edeceği için ortamı çok iyi havalandırın. Su bazlı deterjanları tercih edin. Eczaneden alacağınız ‘mineral oil’i bir bezle mobilyaya uygulayabilirsiniz. Mobilya cilası olarak ahşabın emebileceği mutfağınızdaki herhangi bir yağı da kullanabilirsiniz. Organik olduğundan kokusu kısa sürede geçer.
- 1 kaşık zeytinyağı, 1 limonun suyu, 1 kaşık konyak veya viski, 1 kaşık suyu iyice karıştırıp taze olarak kullanın.
- 3 ölçü zeytinyağıyla, 1 ölçü beyaz sirkeyi ya da 2 ölçü nebati yağla, 1 ölçü limon suyunu karıştırıp kullanın.
- Ceviz mobilyalar için 1 litre bira, 1 yemek kaşığı şeker, 2 yemek kaşığı arı mumunu kaynatın, soğutup uygulayın.
- Tahta zeminlerde, 4 litre sıcak suya, 1/4 bardak sıvı sabun, 1 bardak beyaz sirke veya limon suyu, güzel kokması için de bir miktar taze bitkisel çay ekleyin.
- Linolyum zeminler için, 1 bardak suya 3 kaşık Mısır nişastası ekleyin.
- Mobilya kumaşların temizliğinde, 1/4 bardak sıvı sabunu, 3 kaşık suyla karıştırın ve temiz bir bezle zemine uygulayın.
MİKROPLAR YOK OLMAZ
Dezenfekte edicilerin çoğu uçucudur ve teneffüs edilmesi tehlikelidir. İçeriğindeki aktif madde ‘kresol’dür. Kresol, cilt ve solunum yoluyla kolayca alınabilen bir kimyasal olup, karaciğer, böbrek, akciğerler, pankreasta hasara neden olur. Bulunduğu ve kullanıldığı yerlerin çok iyi havalandırılması gerekir. Temizliğe aşırı düşkün olan ve sürekli dezenfektan kullananlar, dikkatli olmalıdır. Tanıtım reklamlarında genelde bu tür ürünlerin ‘tüm mikropları’ öldürdüğü söylenir. Fakat hiçbir dezenfektan bunu yapamaz, ancak mikropların sayısını azaltırlar. Mikroplar o kadar yoğun ve çeşitlidir ki, bir süre sonra tekrar üremeye başlarlar. Bazı banyo temizleyicileri ve dezenfektanlar, sodyum hidroksit, sodyum hipoklorid ve fosforik asit içerir. Ve bu ürünlerin buharları göz, cilt ve iç organlarda yangıya neden olabildiği için çok dikkatli davranmak gerekir. Mutlaka bu ürünler kullanılacaksa, pencereler açılarak mekan havalandırılmalı ve cildi koruyacak bir eldiven kullanılmalıdır.
Ne yapmalı?
Kaynar su, pratik bir yöntemdir. 4 litre kaynamış suya 3/4 bardak boraks atıp karıştırarak iyi bir dezenfektan elde edebilirsiniz. Banyo küvetini ve duşu temizlemek, mantardan arındırmak için de, bir kabın içindeki 1/2 bardak pişirme sodasının üzerine yavaş yavaş sıcak su döküp macun haline gelene kadar karıştırın, sonra da zemin üzerinde uygulayın.
Zor çıkan mantarlar için fırça kullanmak gerekebilir, dar yerler için eski bir diş fırçası kullanılabilir.
BULAŞIK YIKARKEN
BULAŞIK DETERJANLARI:
Bu ürünlerin içeriğinde, Petrol türevi olan maddeler bulunur. Likit deterjan, renk veren kimyasal boya ve suni koku veren maddelerden oluşur. Bazılarında, sudaki klorla birleştiğinde zehirli buharlar çıkartan amonyak bulunabilir. Renklendirilmiş olanlar kurşun veya kanserojen maddeler içerebildiğinden renksiz olanları tercih edin. Koruma eldiveni giymek cildinizin ve vücudunuzun zarar görmesini önler. Bazı bulaşık yıkama sıvıları bitkisel esaslı sabun içerirler.
- Bulaşık yıkama suyunun içine normal likit sabun ve bir miktar limon suyu koymak veya yıkama süngerini normal sabuna sürmek, deterjandan zarar görmenizi engelleyecektir. Suyun fazla sert olması halinde bardaklarda lekeler oluşmasını önlemek için birkaç çay kaşığı boraks ilave ederek suyu yumuşatabilir, sabundan da tasarruf edebilirsiniz.
BULAŞIK MAKİNESİ DETERJANLARI
Birçok bulaşık makinesi deterjanı suyla temas ettiğinde aktive olarak toksik klor gazı çıkarır. Bu gazların mutfakta yoğunlaşması halinde baş ağrısı, yorgunluk, göz yanması şikayetleriniz olabilir. Yeterince çalkalama yapılmadığında makineden çıkan cam eşyalar üzerinde ince bir Film tabakası görebilirsiniz. Sabunla elde yıkanan bir bardağı, makineden aldığınız bardakla karşılaştırıp, koklayın. Hatta su için, neticeyi görün.
-2 yemek kaşığı pişirme sodası ile 2 yemek kaşığı boraksı karıştırarak, kendi bulaşık deterjanınızı yapın.
FIRIN TEMİZLEYİCİLERİ
Fırın temizleme maddelerinin çoğu, kostik ve amonyak içerir. Özellikle sprey şeklinde olanlar havada zerrecikler oluşturup, rahatlıkla cilde, gözlere ve akciğerlere zarar verebilir. Kullanırken mutlaka iyi bir havalandırma sağlayın. Ciltle temasını önlemek için lastik eldiven kullanın. Temizlik işleminden sonra fırın hâlâ kimyasal madde kokuyorsa, kapağını açın ve mutfağı uzun süre havalandırın. Fırın alırken, kendi kendini temizleyenleri tercih edin.
- Bir sprey şişesinin içine, 2 yemek kaşığı likit sabun, 2 yemek kaşığı boraks ve sıcak su koyarak iyice karıştırın. Karışımı fırın duvarlarına püskürtün. 20 dakika bekledikten sonra tahta veya çelik tel yumağıyla kirleri kazıyın. Fırının içini kirler üst üste birikmeden temizlemelisiniz. Böylece kimyasal madde kullanmak zorunda kalmazsınız.
- Mikrodalga fırını temizlemek için, 3-4 kaşık kek karbonatını bir miktar suda eritip macun kıvamına getirin. Daha sonra ıslak bezle fırındaki kalıntıları alabilirsiniz.
ÇAMAŞIR YIKARKEN
YUMUŞATICILAR:
Yumuşatıcıların kumaş üzerinde bıraktıkları artıklar kolay çıkmaz. Sürekli cildinize temas ederek alerjik reaksiyonlar, cilt tahrişi ve göz yanmasına sebep olur. Yumuşatıcılara ilave edilen parfümler de bazı kişilerde alerjiye sebep olabilir. Sprey şeklinde olanlar havada toksik mikroskopik zerrecikler bıraktıklarından solunum yollarını tahriş eder.
Yumuşatıcılar, sentetik kumaşlardaki statik elektriklenmeyi engellemek için üretilmiştir. Doğal kumaşlarda böyle bir sorun olmadığı için kullanılmalarına gerek yoktur. Bu nedenle çamaşırları yıkamadan ayırmak faydalı olur.
-Çalkalama sırasında suya ilave edilecek 1/4 bardak pişirme sodası, boraks veya beyaz sirke, makinedeki çamaşırlar için yumuşatma görevi üstlenecektir.
SABUN VE DETERJANLAR:
Petrol esaslı sentetik likit deterjanlar, kumaş üzerinden çalkalama sırasında tam anlamıyla atılamazsa, cilt ve solunum yolu tahrişlerine, bazı alerjilere neden olabilir. Deterjanda etoksi-alkol bulunuyorsa, bu madde kanserojen olan ‘1.4 Dioxan’ içerebilir. Yıkama sırasında mekanı iyice havalandırın.
Deterjanlar, sentetik elyaflı kumaşlar için geliştirilmiştir. Pamuk, keten, yün ve ipekten üretilen kumaşlarda deterjana gerek yoktur, bunlar doğal sabunla yıkanmalıdır.
Deterjan alırken, hangi kimyasal maddeleri içerdiğine mutlaka bakın. Deterjandaki petro kimyasal ürünler, ağartıcılar, sentetik beyazlatıcılar ve koku veren maddeler, çevre kirliliğine neden olur. Sabun ise doğal mineraller ve doğal yağlar içerdiği için çevre dostu bir üründür.
- Bazı hallerde sabuna bile gerek yoktur. Bu gibi durumlar için, bir bardak soda, beyaz sirke veya boraks karışımı kullanabilirsiniz.
- Bu alanda kullanılabilecek bir başka etkili ürün de, son yıllarda yoğun olarak kullanılan ve iyi netice alınan, içinde bio-seramik bilyecikler olan çamaşır toplarıdır. Bu toplar suya iyonize oksijen verir. Bunlar, çok daha az deterjan kullanılarak lekelerin daha kolay çıkmasına yardımcı olabilir.
KURU TEMİZLEME
Aslında kuru olmayan bu yöntemle, giysileriniz çekmeden, boyası çıkmadan, su lekesi olmadan, yünlüler matlaşmadan temizlenmektedir. Uygulamada kullanılan madde genellikle ‘perkloretilen’dir. Buharı teneffüs edildiğinde, kanser, karaciğer hasarı, merkezi sinir sistemi çöküntüsü, baş ağrısı, halsizlik, uykusuzluk, iştah kaybına sebep olan kimyasal bir kimyasaldır.
-Eşyalarınızı kuru temizlemeden eve getirdiğinizde ilk işiniz ambalajı çıkartıp, açık havada bırakmak olmalıdır, bu süre birkaç gün olabilir. Sıcak havada çabuk buharlaşır. Odada tutacaksanız pencereleri açın ve iyice havalandırın. Koku tam anlamıyla yok olunca, elbiselerinizi dolabınıza kaldırabilirsiniz.


Doğal temizlik nasıl olur?

Tuesday, December 8, 2009

Pazarda lastik ayakkabı satardım


*“Abimm!”de canlandırdığınız “Arif”i anlatır mısınız öncelikle? - Çok iyi yazılmış, çok iyi işlenmiş bir karakter. ınsanların kafasındaki Levent Üzümcü’yü değiştirecek güçte bir tip. Zihinsel engelli biri Arif. * Nasıl hazırlandınız bu role? - Açıkçası bu role girebilmek için çok uğraştım. İki ay boyunca prova yaptık, ki bu bir Film için uzun bir süredir. * Rolü kabul etmenizdeki etken neydi? - Sevmek. Çünkü bir şeyi sevince, yani yapmak zorunda olmayınca, daha iyi yapıyorsunuz. Televizyon dizilerinde iş biraz daha maddi boyuta taşınıyor ve sanki bazı şeyleri yapmak zorunda kalıyoruz. * Sizin zorunluluktan üstlendiğiniz bir rol oldu mu? - Ben İstanbul’a, buraya göre nispeten ucuz illerden geldim. O yüzden dolmuş ücretlerine falan aklım uçtu! şimdiki eşim Ebru’ya (o zamanlar sevgiliydik) “Benden 750 lira dolmuş parası istediler” demiştim şaşkınlıkla. Hâl böyle olunca önüme gelen ilk teklife atladım ve “Küçük ıbo”da oynamaya başladım.‘KÜÇÜK İBO’ YÜZÜNDEN AFOROZ EDİLDİM* Konservatuvardaki hocalarınız ne dedi bu duruma?- Aforoz ettiler! Ama bunları yaparken tiyatroya da hep devam ettim. Hâlâ da oynuyorum. şimdi “Maskeliler”deyim mesela...* Sizi aforoz eden hocalarınız, sonradan sizi anlayışla karşıladı mı?- Beni anlayışla karşılamalarına gerek kalmadı, birçoğu dizilerde rol aldı zaten. Kendi öğrencilerine “dizilerde oynamamalarını” öğütleyen hocalar gelip burada dizilerde rol aldı. Hayatın bu gerçeğiyle yüzleşmek zorundaydık. Kaldı ki ben oyunculuk eğitimi aldım ve bu bizim işimiz, ayıp değil ki! Ben yapmayayım da şarkıcılar, mankenler mi yapsın?* Mankenler ve şarkıcılar oyunculuk yapmasın mı?- Sonuçta onlar da görüntüsüyle para kazanan insanlar. Yapımcılar büyük büyük rakamlarla teklif götürdükleri zaman “hayır” mı diyecekler? Yok, rolü yapamıyorsa da yapımcıyı suçlamak lazım. Haftada 75 bin, 100 bin lira kazanan adamlar var. Ama ona göre de yaşaman lazım.* Bir bedeli var değil mi kazandıklarınızın?- Evet var. Ağır da olabilir, herkes kaldıramaz.* Siz haftada ne kadar kazanarak yaşamayı tercih ederdiniz?- İnsanca yaşamaya yetecek kadar kazanmayı tercih ederim.* İki çocuklu bir aile babası olarak insanca yaşamanın bedeli nedir, asgari ücretin kaç katı? - Minumum 10 katı. Bu bizim Yaşam kalitemizi de gösteriyor. Bu metrobüsler insanlar biraz daha sesini çıkarmasın diye yapılıyor. “Paran yok, akbile zam yapıyorum, ama metrobüsü de ben yaptım. Millet özel arabasıyla şurdan şuraya geçemiyor ama sen metrobüsle 5 dakikada geçebilirsin. 1,5’tan 2 lira olmuş, abartma. Ben sana hizmet ediyorum” diyorlar. Tamam, bunu kabul ediyor insanlar ve 5 dakikada karşıya geçiyorlar ama kendilerine kalan 55 dakikada ne yapıyorlar? Parası var mı, tiyatroya mı gidiyor, insanca yaşamak için ne yapıyorlar? KÜÇÜKKEN PAZARLARDA AYAKKABI SATTIM* Nasıl bir çocuktunuz?- Herkesin dövmeye çalıştığı bir çocuktum. Güzel bir çocuktum ben. Düzenli ve özenli bir ailem vardı. * Nerede büyüdünüz?- İzmir... Bornova’da, çingene mahallesinde doğmuşum. ızmir’in birçok yerinde oturdum, mahallede büyüme yaşlarım Karşıyaka’da geçti.* Küçükken sokakta, çarşı ya da pazarda çalıştınız mı?- Çalıştım. “Cızlavet” denilen köylü ayakkabıları sattım. Zeytin fabrikalarında çalışanlar alırdı, çünkü zeytin asidine dayanıklıydı. * Aileniz nasıldı?- Çok fakir ama onurlu insanlardı. Annem babam göçmen çocuklarıydı.* Ne olmak istiyordunuz?- Dedem gibi pilot olmak istiyordum ama annem pek istemedi. * Hiç uçuş yaptınız mı?- Yok yapmadım, bundan sonra da yapamam herhalde. Artık uçmaktan korkuyorum, çünkü iki çocuğum var.* Baba olunca neler değişti hayatınızda?- Bunlar değişti işte. Maceracı biriydim, daha temkinli biri oldum.SÜNNET BENDE BÜYÜK TRAVMA YARATMIŞTI* Pilot olmaktan ne zaman vazgeçtiniz?- Olmak istediğim zamanlarda. Zaten olamazmışım da bu boyla. Denizli Askeri Lisesi’nin sınavlarına girdim, ama sonra asker olmak da istemedim. “Ben sana masraf olurum baba” dedim. O da “Peki” dedi...* Olgun bir çocukmuşsunuz, yaramazlık yapmaz mıydınız?- Çok yaramazdım.* Komşular şikayet eder miydi?- Tabii. Hatta bir gün kadının biri gelip “Ben oğlumu sizin oğlunuz dişini kırsın diye babasız büyütmüyorum” demişti. Çok ağır gelmişti. Sünnetliyken bir çocuk bana tekme tokat girişmişti, ben de bir tane yüzüne patlatmıştım, dişi kırılmıştı. Her gün o çocuktan dayak yiyorum, bir kere vuruyorum, dişi kırılıyor ve sonra bu ağır lafı işitiyorum. O zaman 12 yaşındaydım, yeni sünnet olmuştum ve çok canım yandığı için vurdum.* Geç bir yaş değil mi sünnet olmak için?- Çok geç sünnet oldum. Babam sendikacıydı. Toplu sünnet yapılacaktı, onu bekledik. Büyük travmadır. 100, 200 çocuk vardı ilk beni yaptılar, eski usulde büyük acı.* Kaç kişi tuttu?- Valla fotoğrafım var, dört kişi ayaklarımda, dört kişi kollarımda, siz hayal edin artık! Sırf bu yüzden ben oğullarımı doğar doğmaz sünnet ettirdim zaten. Bu arada bu konuyu “Sünnetim çok acılıydı” diye başlığa taşımazsanız sevinirim. (Gülüyor)
CANLI YAYINDA "KABADAYI" GERİLİMİ
Pazar akşamı “Medya Kralı”na konuk olan Levent Üzümcü’ye, bir izleyici “Kabadayı” filminde Kenan ımirzalıoğlu’nun oynadığı karakteri canlandırıp canlandıramayacağını sordu. Bu soruya içerleyen Üzümcü, “Bir şeyin çok fazla talep görüyor olması onun doğru olduğu anlamına gelmez. Bunu gidip Kenan’a sorman lazım, ‘Sen bu kadar Tiyatro oyununda oynayabilir misin?’ diye. Gel bir kere sen beni tiyatro sahnesinde gör” dedi. Bu sözler üzerine Okan Bayülgen araya girerek ımirzalıoğlu’nu kızdıracak bir yorumda bulundu: “Levent dev gibi bir adam. Ancak bu cüssesine rağmen tiyatro sahnesinde şov yapıyor. O Sahne kütük gibi, odun gibi kocaman adamlara göre değildir. Çünkü oynamak çok zordur. Levent kütük değil... O kadar yumuşak, o kadar iyi oyuncu ki, mutlaka izlemelisiniz.
OYUNU EMEKLEYEREK BİTİREBİLİRDİM
* “Hayatımın dönüm noktası” diyebileceğiniz anı anımsıyor musunuz?- Eşref Paşa Lisesi’ndeyken bir tiyatro oyununda rol aldım. Oyun esnasında dizlerim kilitlendi ve düştüm. Sahneyi de ayağa kalkamadan emekleyerek bitirdim. Öğrenciler ne olduğunu anlamadılar ama bir sorun karşısında rolüne devam eden bir oyuncuyu görüp alkışladılar. işte o gün eve gidip anne-babama oyuncu olmak istediğimi söyledim. * Neden kilitlendi dizleriniz?- “Yaramaz çocuk hastalığı” olarak da bilinen aseptik nekroz hastalığım varmış. Bunu o zaman öğrendim. Genetik bir hastalık, şimdi bile ısınmadan çıkamam sahneye.
Pazarda lastik ayakkabı satardım